Amin Maalouf... Semerkant...
.
Adını yıllardır duyduğum, kapağının bir kaç farklı halleriyle zaman zaman karşılaştığım ama okumayı hep ertelediğim #semerkant .
Aslında okumalıyım dediğim nokta; içinde Hayyam ın olmasıydı. (Hayyam ve Cihan) Aradığımı da bir nebze buldum aslında.
Biraz kitabın anotomisinden bahsetmek istiyorum.( Bunu nadir olarak yaparım çünkü kitabın ruhunu incittiğini düşünmüşümdür ) Dört bölümden daha doğrusu dört kitaptan oluşan bir eser var karşınızda. Her biri farklı dönemleri anlatan bu bölümlerin bağımsızlaşan ikiye bölünmüşlük demek daha olacaktır bu bölümler için. Sanki birinci ve ikinci bölümlerle üçüncü ve dördüncü bölümleri yazan farklı yazarlar. Zaten anlatıcı farklı ama yazım tekniğinin ve anlatımdaki düzeyin değişmiş olması iki farklı kişinin yazdığı kitapların art arda birleştirilmişliğini okuyorum hissi verdi bana. Tarihi bilgiler yığını olan üçüncü ve dördüncü kitaplarda sunulan bir kaç bilgiyi babama danıştım.
.
Babam tarih öğretmeni bir avukattır. Bunu neden ekliyorum? Aldığım cevaplara göre içerisinde yer alan o bilgilerin külliyen palavra olduğunu duymam ve bu durumun babamı güldürmüş olmasıdır. Güldü çünkü tarih kitabı okuduğumu sanmamı komik buldu. Tarihi konu edinen bir kurguydu çünkü okuduğum. Buz gibi yorumumun eleştirel kısmını kılıçla kesiyor bende bıraktığı bir kaç güzel hissiyatı kendi yorumumla eklemek istiyorum.
.
Sığındığın bir yerde namahremsen eğer ;kadın, seni zekasıyla evlatlarının kardeşine bile dönüştürür.
Ve yine aynı cinsin bir diğeri bir hareketiyle kendinden buz gibi duyguları da meydana getirir, alev alev yanan bir yangını da getirtir meydana. Kadının en değersiz görüldüğü toplumlarda bile duvarlar ardında; bilen, okuyan, ezberleyen, düşünen, hayal kuran, yöneten, sessiz çığlıklarla dolu hisseden nice kadınlar vardır. #ilkaycabiryorum
.
.
.
#kitap #okudumbitti #kitapyorumu #hayyamvecihan