Canan Tan... Pembe ve Yusuf...
.
Keder dolu bir hikayenin Pembe ve Yusuf'unun romanı...
Bir ölümün ardından dünyaya gelen bir bebeğin umut saçması gerekirken o an ki kederle aynı helvaya katılmış bir kadındı Keder. Adıyla yaşadı. Helvanın tadı öyle tatlıydı ki sevgi dolu gülüşlerini daha çocuk yaşta çaldılar ondan. Yoo çalmadılar kendi mallarıymış gibi hoyratça kullandılar. Biri babası biri kocasıydı üstelik. Kocasına olduğu gibi çocuklarına da köle olmalıydı, hizmetleriyle bir cariye. Asıl bu değildi ki olay. Yıllar sonra doğunun bağrından İstanbul cennetine kavuşacaklardı. O cennet onlara Pembe ve Yusuf'u sunacaktı. Ve Pembe ve Yusuf'un acı dolu hikayesini hızlıca anlatıp geçecekti kitap. İki kardeşin hikayesi yüreğinizde koca bir yara olarak kalacaktı.
.
Hikaye bu toprakların sıradan bir yaşanmışlığıydı ne yazık ki. Çok duyduk, çok okuduk benzer olayları. Yazarın sade dili, karakterlerin psikolojik yansımalarını çok içselleştirmeden sunması akıcı bir roman haline getirmişti Pembe ve Yusuf u. Zaman, okuyucuyu hiç sıkmadan yüksek atlayışlarla geçti bölümler arasında. Tam da şimdiyi merak ediyordum işte, diyerek ara vermeme izin vermeden ulaştığım final, kitaba duyduğum duyguları yormuştu. Finalda yoruldum evet. Buna rağmen hakkı yenmemesi gereken bir eser oldu benim gözümde.
.
Küçük bir not: iki yıl kadar önce güzel bir arkadaşın okumam için bana verdiği üç kitaptan biriydi Pembe ve Yusuf. Önerisiydi. Okuyup geri verecektim. Üc kitaptan ikisini okumuştum ve bu kitabı okumaya başlarsam şehir dışına çıkacak olan arkadaşımın kitapları tatil boyunca bende kalacaktı. Son kitaba hiç başlamadan geri iade etmiştim kitaplarını. Ama en yakın sürede temin edip okumalıydım. İyi ki de şimdi okumuşum. Çünkü o zaman okusaydım hormonlar etkisiyle üç gün kendine gelemezdim.
.
.
.
.
#ilkaycabiryorum #kitap #okudumbitti #kitapyorum #pembeveyusuf #canantan
#tavsiyekitap