Gönderi

Bir dönüşüm hikâyesi...
4/10
·408 syf.··
2022 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2022 11:20
Kitap incelemesi yapmadan önce kendime sorarım ben bu kitabı değerlendirecek kadar yeterli miyim diye. Genellikle klasiklerden veya önemli yazarların kitaplarını okurken bu soruya cevabım hayır olur. Ama bu kitap hakkında söylemem gereken şeyler olduğunu düşündüğüm için incelemek istedim. Öncelikle çok fazla merak ederek başladım bir yere kadar da merakla okuyabildim. Yarısından sonrasına ise bitirmek için devam ettim. Konusundan kısaca bahsedecek olursam ana karakterimiz Mina kendisine asla değer vermeyen, neyi sevdiğini önemsemeyen, tüm hayatını insanların özellikle erkeklerin onu sevmesi için yaşayan bir kadın. Son yaşadığı ilişkide zaman zaman çok fazla taviz verdiğini fark etse de sevilme ihtiyacı bazı kararlar almasını engelliyor. Bu kısımlar okurken beni aşırı rahatsız etti ve bir an önce bitmesini isteyerek okudum. Özellikle cinsel ilişkilerini bu kadar detaylı ve tekrar ederek anlatması tamamen sayfa doldurmak için yazılmış gibiydi. Hatta ne okuyorum ben diye sorguladığım çok oldu. Bir kadın ve insan olarak sadece kadın değil hiçbir insanın bir ilişki için kendi benliğinden bu kadar vazgeçmemesi gerektiğini düşünüyorum. Tabi ki sevmek, sevilmek çok güzel hisler ama böyle değil. Kimseyi zorla sevdiremeyeceğinden habersiz olan karakterimiz bir gün parkta otururken adeta yaz dizilerinden fırlamış gibi baştan aşağı pozitiflikten oluşan, hayat aslında çok güzel sorun insanda tarzında dolaşan Ma lakaplı bir kadınla karşılaşıyor. Burda işler bence gerçeklikten kopuyor. Çünkü bu kadın her şeyi biliyor kimin acı çektiğini, ne düşündüğünü, ne hissettiğini vs. Bir bakışta hepsini anlıyor ki imkansıza yakın özellikler bunlar. Ayrıca keşke tanışma fasılları biraz daha gerçekçi olsaydı. 2 3 gün parkta gördüğü ve 2 3 cümle kurduğu kadın için ertesi gün yine karşılaşır mıyız diye aynı saatte parka gidiyor ama kadın gelmiyor. Önceden yanlışlıkla kadının evini bulduğu için ani kararla evine gidiyor. Karakterimizin bile gideceğinden haberi yokken bu kadına adeta vahiy gelmiş ve geleceğini bilip o evde yaşayan adama kıza vermesi için not bırakmış. Korku filmlerinde başrolün nerde tıkırtı duysa direkt oraya koştuğu gibi burda da bizimki anında atlayıp kadını arıyor. Karakterimiz bu kadınla beraber değişmeye ve aslında kim olduğunu bulmaya başlıyor. Şahsen bu kısımlarda acayip sıkıldım. Bunda sürekli pozitif, hayata toz pembe bakan kişileri çok sevmememin etkisi olduğunu da düşünüyorum. Ayrıca bu ablamız insan varlığıyla alakalı heeer şeyi çözümlemiş, mümkünmüş gibi. Sürekli kamu spotu gibi aslında olayların iyi veya kötü olarak ayrılamayacağını bunu insanın düşüncelerinin etkilediğini söylüyor. Kısmen haklı olsa da sürekli her durumun zihin, bilinç, düşünce kavramlarıyla açıklanması bir miktar bıktırdı. Problemlerin çözümünün bu kadar basite indirgenmesi şahsen bana inandırıcı gelmiyor. Kitabın iyi yönleri yok mu derseniz var tabi. Son kısımlar akıcı ve kendisini okutuyordu. Bazı yerlerde verilen mesajlar iyiydi. Değiştikten sonraki hali yani yeni Mina benim çok hoşuma gitti. Kendine güvenen, ayakları yere sağlam basan, kimseye değil kendine ihtiyacı olan kadın imajı oldukça güzeldi. Ama işte o kısımlara gelene kadar okurken çok sıkıldım. Değişim kısımları keşke bu kadar uzun tutulmasaydı. Kişisel gelişim kitabı olduğu için o kısımların olması normal tabi ama maalesef bazı yerler kendini çok fazla tekrar ediyordu. Kitabın diline gelecek olursam sade ve anlaşılırdı ama araya yabancı kelimeler sıkıştırılması kitabı havalı yapmıyor. Mesela sürekli tamam yerine “ok, okey” denmesi beni rahatsız etti. Günlük dilde kullanılabilir ama romanda bu şekilde diyaloglar olması bence hoş değil. 200 sayfa okuyunca zaten yarıladım bari bitireyim diye devam ettim ama çok daha güzel kitaplar okuyabilirdim diye de çok söylendim. Boş vaktiniz varsa okunabilir ama kesin okunmalı denilebilecek kitaplar arasında değil bence.
Edebiyat
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
·
154 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.