Çoğu evi boş bir bölgede bekçilik yapan anlatıcımızın birlikte fasulye ayıklarken konuğuna (okura) anlattığı hayat hikayesi. Savaş yıllarından önceki mutlu çocukluğu, yakılan köyünden sonraki ilkgençliği, saksafonla tanışması, kadınlarla olan ilişkileri, evliliği gibi konuları inanılmaz güzel bir üslup ve kurguyla anlatması. Cevapsız kalan varoluşsal sorular, çelişkiler, savaşın sorgulanması. Şapkaların, kibrit kutularının, domuz Zuzia'nın, trenlerin, okulun, tesadüflerin, arka planda savaşın ve elbette fasulye ayıklamanın başrolde olduğu güzel bir roman.