Puan vermedi·232 syf.····Okunma: 03 Temmuz 2022 01:11 Kitaba ilk başladığım zamanlarda adapte olmakta biraz zorlandım. Fakat kitabın içine girdikçe elimden düşüremediğimi de söyleyebilirim.
Kitap birçok kültürün çatışması olarak karşımıza geliyor. Kuşaklar, asırlar, kişiler, aşklar birbirine girmiş durumda. Benim bu kitapta dikkatimi çeken önemli nokta ise kuşakların karşılaşmasından ziyade aşk konusu oldu.
Necla ve Ömer'in aşkı oldukça yüzeysel, maddi ve çıkarların ön planda olduğu bir evlilik. Necla'nın Ömer'i tam anlamıyla sevip sevmediği bile anlaşılmıyor. Buna rağmen Ömer kendini tam anlamıyla Necla'ya bırakmış durumda. Bu kendini veriş tamamen Necla'nın ilk elde edilen kadın olmasından kaynaklanıyor.
Yusuf ve Roxy'ye baktığımız zaman ise karşılıklı bir sevgi olduğunu görmekteyiz. Yusuf'un Ankara'da bulunduğu dönem Roxy olmadan yaşayamayacağını düşünmesi de aslında bir kendini veriş. Oysaki bu Ömer'in kendini verişinden oldukça farklı. Karşılıklı sevgi ve tek taraflı sevginin nelere sebebiyet verebileceği de gözler önüne serilmiş oluyor. İşte aşkın bu denli güçlü bir duygu olduğunu gösteren önemli bir detay da burada yatmaktadır.
Genel olarak baktığımızda sonunu az çok kestirebilmemize rağmen yine de bunları okumak istiyoruz. Bu mutluluğa ihtiyacımız var çünkü.
Bende en çok etkisi olan alıntı ise şu söz mutlaka:
"Her trajedi, küçük ve masum bir adımla başlar."
"Bir şey olmaz nasılsa" diye başladığımız bir çok şeyden sonrasında pişman oluruz çünkü.
Her daim attığımız adımların bilincinde olmak dileğiyle...