Puan vermedi·518 syf.··
2022 40. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 04 Temmuz 2022 00:00
Kurt Tucholsky'nin külliyatını okurken en çok iki kitabı andığını, oradaki ana karakterleri örnek verdiğini ve hatta övdüğünü görüyorsunuz: 1. Tebaa - Heinrich Mann (Orijinal ismi: Der Untertan) 2. Babbitt - Sinclair Lewis Tebaa'yı Kurt Tucholsky'yi okumadan önce okumuştum, çünkü mutlaka okunması gereken 100 eserden birisiydi Alman Zeit Gazetesi Listesine göre. Okuduğuma da değdi diyebilirim. Bu kitabı okumama da Tucholsky vesile olmuş oldu böylelikle. İki kitabın ortak yani bir insan tiplemesini ele alması, masaya yaptırması ve tüm çıplaklığı ile okuyucunun gözleri önüne sermesi. Tebaa'da karşımıza kralı tanrı yerine koyan bir royalist çıkarken, Babbitt'te muhafakar bir burjuva olan emlak şirketi sahibi, orta yaşlı, örnek aile babası George Babbitt çıkıyor. George liberallere, komünistlere ve kendi sosyal sınıfı dışındaki tüm grup ve oluşumlara ateş püskürüyor, çünkü konumu ve menfaatleri ayrıca içine doğduğu değerler sistemi bunu gerektiriyor. Babbitt'i bize tanıtırken Amerika'daki sınıf sistemini ve düşünce yapılarını çok veciz şekilde sunuyor bize yazar. Babbit bazen bu zoraki vazife ve sorumluluklar altında eziliyor, kimi zaman sorguluyor içten içe ama sesli ifade etmeye ceserat edemiyor, kimi zaman da kendisine biçilen görevi ifa etmek için bir enerji alıyor, kendisini motive ediyor ve kendisinden beklenen performansın çok daha üstünde bir performansla kendisine hayran bırakıyor. İşin ilginci buna kendisi de şaşırıyor. Kendisiyle boğuşurken, ki bu boğuşmalar daha sık ve daha kısa aralarda olmaya başlıyor, gösterdiği üstün başarılardan dolayı tıpkı bir kaç sene sonra Adolf Hitler gibi meşhur bir konuşmacı oluyor, konuştukça tanınıyor, tanıdıkça rağbet görüyor ve sosyal tabakası içerisinde yükseliyor. Babbitt sosyal sınıfının zirvesinde ve hatta bir üst sınıfla temas haline geçtiği sırada, içindeki kavga ve isyan da zirve noktaya çıkmış bulunuyor. Tam zirvedeyken ve yıldızlar elle tutulacak kadar yakınken, eşiyle aralarında olan ilişki bozukluğu ve bundan duyduğu hoşnutsuzluk, yıldızları boşverip o güne kadar bastırdığı benliğini patlamaya bırakmasına sebep oluyor. Bir gizli sevgili edinmesi, kendisini eğlenceye ve içkiyi vermesi, kulüplerde liberalleri savunmaya başlaması vs aynı zamanda sosyal konumunun, itibarının, işlerinin aksamasına sebep oluyor. Bundan sonra kafama göre takılacağım diyen Bobbitt, bunları görünce yine tereddüte ve iç çekişmelere düşüyor. Eşinin hastalanması ve muhtemelen zaruri olan ameliyatta ölümle pençeleşecek olması bir zaman sürdürdüğü bu anarşik hayatı tepmesini gerektiriyor. Babbitt ne istiyor? Kendisine biçilmiş elbiseyi yırtıp özgürce kendisi olabilecek mi, yoksa ruhsal bunalımlara duçar olmasına rağmen uysal vatandaş, haysiyetli iş adamı, sevilen ve sayılan muhafazakar burjuva olmaya devam mı edecek... Kitaptan beklentilerim yüksekti ve karşılık bulmadı malesef ama yine de okuduğuma değdi. Kurt Tucholsky'nin 1925'te kitap hakkında yazdığı almanca yazının linkini veriyorum. Almanca bilen ilgililer bir göz atabilir. İyi okumalar... zeno.org/Literatur/M/Tuc...
BabbittSinclair Lewis · Rororo · 1980195 okunma
··
626 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Huzur...huzur nerede...40 yaş sendromu denilen şey ; o zamana kadar uygulanan stratejinin ve hedeflerin kof ve boş çıktığının , üstelik en verimli ,en dinamik çağın boşa gittiğinin kabullenilmesinden başka nedir ki... ne yapmalı...ne yapmalı ise , biran önce ve ivedilikle yapmalı..ve ne yapacağını da bilmeden saldırıyor insan hayata... sonuç ; al sana bir hüsran daha... Vell asr diyorum..Başka bir şeyde demiyorum.
Gamax
Gönderi Sahibi
Ağzına sağlık abi... 👍😘