·324 syf.····Okunma: 05 Temmuz 2022 23:05 Hangi millet tarihinin yerilmesinden bu kadar zevk alır bilmiyorum. Yerilmek bir yana karalanmasından, hakaretler edilmesinden, aşağılanmasından neden bu kadar memnuniyet duyar, onu hiç bilmiyorum! Herhangi bir siyasi düşüncem yok,siyaseti hiç sevmiyorum fakat tarihimizin de bu kadar alaşağı edilip anlatılmasından hiç hoşlanmadım. Dayanak olarak alınan hatırat Abdülhamid’e düşman olan Doktor Atıf Hüseyin Bey’e ait ama kitap için objektif olduğunu söylüyorlar; ikisi arasındaki çelişkiyi anlamamak imkansız. Yazım tarzını ve kitaplarını çok beğendiğim Sayın Livaneli sanırım Abdülhamit’in övgülerle anılmasından fazlaca rahatsız olmuş. Bunu da kitaptaki ifadeleriyle belli ediyor zaten. Objektif olmak adına İttihatçileri de eleştirdiğine, yerdiğine rastlıyoruz. Tabi ki iki tarafı da eleştirmek mümkün ama bunu güzel bir üslup dairesinde yaptığını iddia eden Livaneli’nin biraz sınırı aştığını düşünüyorum. Mesela o burun takıntısını anlatışı hiç de hoş değildi. Buna ne gerek vardı? İlla yazacaksa biraz daha yumuşatarak yazması daha saygılı bir davranış olurdu. Evet yazılan bir romansa ve anlatılan kurgu bir karakterse istenilen ifade kullanılabilir fakat gerçek bir şahsiyet anlatılıyorsa biraz daha kibar olmak gerekir. Bunun yanında tarihi anlatırken lüzumu olmayan pek çok ayrıntıya (sanki sırf karalamak için) girdiğini de maalesef gördüm. Ayrıca tekrarlayan ifadeler de dikkatimi çekti. (Harp korkusu gibi)
Aynı tarz ifadeleri Atatürk için kullansaydı acaba tepkiler nasıl olurdu? Sonuçta bizim tarihimiz cumhuriyetle başlamadı padişahların da atalarımız olduğu gerçeğini inkar etmemiz mümkün değil. Öyleyse tarihimizin, Osmanlı’nın, padişahların yerilmesinden bu kadar gurur duymak neden?
Ayrıca Sayın Livaneli titiz bir araştırma yaptığını söylüyor fakat en basit ayrıntıları bile gözden kaçırmış: “Seferi olduğumuz için amcam namazı kaza edebilirdi” sayfa 222’de bu ifadeyi kullanmış fakat Müslüman bir toplulukta yaşayıp da bunu bile bilmemesi çok enteresan. “Ebubekir bir yıl sonra vefat edince yerine Ömer geçti” sayfa 223’teki bu ifade de yine çok basit bir ayrıntıyı bile gözden kaçırdığını(!) gösteriyor. (İki sene sonra vefat etti.)
Bunun dışında kitap o kadar kalitesiz ki daha önce okuduğum hiçbir kitaba hatta ucuz kampanyadan aldığım hiçbir kitaba benzemiyor. Sayfalar resmen arkayı gösteriyor, kağıt kalitesi berbat!
İlla belli bir düşünce tarzımız ,inancımız vardır. Bizim düşüncemizin,inancımızın tam zıttına sahip olan sayısız insan da vardır. Birbirimizi kabullenmek zorundayız, birbirimize saygı duymak ve haddi aşan ifadelerden kaçınmak zorundayız. Bize ait bir dünya görüşüne sahip olmadığı için karşıdakine hakaret ediyor ya da onu aşağılıyorsak isterse milyon kitap okumuş olalım “cahil” olmaktan kurtulamayız ve “insan” olmaktan nasibimizi alamayız.
Not: Kitaptan yaptığım alıntılar genel olarak olumlu cümlelerdi fakat bunun tam tersi ifadeler bir cümle ya da bir paragraf sonrasında ya da birkaç sayfa sonra geliyor. Özeti şu cümlede saklı: “ Belli ki kendisini etkileyerek, savunmasını yazdırmak istiyordu.” (Sayfa 284)