Her kitabını okuyuşumda derin bir şekilde etkilendiğim bir yazar. Yaşayan yazarlardan tanışmak istediğim ilk isim Byun-Chul Han. Bu eseri de önceki eserleri gibi dijital toplumumuzun çok sert bir eleştirisi. Bu sefer acı kavramı üzerinden hareketle eleştirilerinindile getiriyor. Dijital ilişkilerin ve bağların acı kavramını ortadan kaldırdığı nitekim transhümanizmin de bu temele yerleştiğini söylüyor. Halbuki icinde acının olduğu iliskilerim sağlıkli ve samimi olduğunu dile getirir. Yoksa acısız ve çabuk ve hızlıca buten ilişkilerin zaten dijital modern çercevenin bizi itelediği alan olduğu söyleyip eleştirir. Nitekim tüketim kültürünün de bizden istediği iliskilerdir bunlar. Bağlar acısız ve hızlı bir şekilde tüketilir meta haline gelmiştir. Nietzsche ile Acının Poetiği ve Heidegger üzerinden ise Acının ontolojisini anlatır. Prensens ve Bezelye Tanesi masalını da günümüze uyarlaması oldukça güzeldi. Rahat ve huzuru özgürlüğe tercih ettiğimizi söylerken de ne yazık ki haklıdır yine yazar. Bir çağrıdır eserleri Han'ın. Ve aynı zamanda da bir ağıt..