Freud ‘un yapısal kişilik kuramı olan id, ego ve süperego arasındaki ilişkiyi daha net anlamak için çok fazla okumak istediğim kitaptı. Kitabın konusu alt bilinç (id) ve üst benlik (süperego) çatışmasına çok güzel ışık tutuyor. Daha detaylı açarsam insanın içindeki hayvani içgüdü ve toplumun, geleneklerin belirlediği iyilik ve kötülük normlarının bir insanın iç dünyasındaki vicdan çatışması. Ayrıca günümüz ve o dönemin İngilteresine baktığımda yıllardır süregelen düzenin aynı şekillerde devam etmesi de kitabı eskide yazılan ama mükemmel bir güncellikle değerine değer katan eser olarak biz okuyucularla buluşuyor.
(Oscar Wilde karakterleri hakkında: “Basil Hallward ben olduğumu sandığım kişidir; Lord Henry Wotton dünyanın ben sandığı kişidir; Dorian Gray ise benim olmak istediğim kişidir, belki başka bir çağda.”
sehriyar.info/?pnum=605&pt=Do... )
Birde kitapta bir kadına verilebilecek çok güzel bir tavsiye var.
Spoiler!!!
Dorian, Sibly Vane’e aşık oluyor. Ama aşık olduğu ilk haline o güçlü, başarılı, sanatsal ve tiyatro için yaşayan haline. Sibly Vane ne zaman Dorian’a aşık oluyor. Kendi için yaşamayı değil, Dorian ve onun aşkı için yaşamayı seçiyor, bütün sanatsallığını ve başarısını bir adam uğruna kaybediyor. Ve Dorian, Sibly Vane’e değil onun başarısına ve gücüne aşık olduğu için Sibly ‘e olan bütün aşkı ölüyor. Buradan çıkarılacak iki sonuç var. Erkekler kadınların o ilk güçlü halini seviyor. İkinci sonuç biz kadınlar bir aşk veya bir kişi uğruna kendi başarı ve hayatımızdan ödün vermemiz gerektiğini çok güzel vurguluyor.