Anna Sevil 14 yaşında kas hastalığına yakalanmış ve yaşamını arabasını çeken atlara bağımlı olarak devam ettirmiştir. Hastalığı ölümcüldür ve Siyah İnci kitabını ölümünden önceki son beş yılında yazmıştır.
Koşum atlarına yapılan eziyeti, sabit mengene takılan atların çektikleri sıkıntıları bir atın ağzıyla anlatırken, insanların bunu görüntünün verdiği asilliğin moda olarak kabul edilmesi olarak anlatmış. Yani ahmakça bir gösteriş moda olarak kabul edilirken, asillik maskesiyle örtülmüştür.
Bir atın doğumundan ölümüne el değiştirdiği süreçleri okurken insanların hayvanlarla kurduğu ilişkide sevginin, merhametin insana kattığı değeri okuyoruz. Evlerinde mutlu olan, sevgi dolu insanların hayvanlarına merhamet göstermeleri hiç tesadüf olması gerek.
...
"Onlar bedelini ödeyip kiraladıkları takdirde bir atı istedikleri şekilde kullanabileceklerini söylüyorlardı. Onlar için yollar ister çamurlu, ister tozlu, ister taşlı olsun hepsi birdi. Böyle kimseler kayalık bir tepeye nasıl tırmanılır düşünmezlerdi. Çünkü onlar atın bedelini ödemişlerdi. İstedikleri gibi hareket edebilirlerdi."
....
Bir atın nasıl bakılması gerektiği, yiyeceğinden yatacağı yerin temizliğine ayağına batan taş yüzünden yürüyüşündeki aksaklığa kadar anlatıldığı detaylarda insanın bir hayvanın sorumluluğunu alırken ne kadar dikkatli olması gerektiğini de öğreniyoruz.
"Coğrafya kaderdir" sözü sadece insanlara özgü olmamalı. Bir hayvan için de sahibi veya bakıcısı kaderdir, diyebiliriz. El değiştiren bir atın hayatının nasıl bir anda değişebileceğini ve kötülüğün insandan insana olabileceği gibi insandan hayvana olan boyutunu da görüyoruz.
...
"Kapıldığınız bu öfkenin sizin kişiliğinize verdiği zarar, atınıza verdiğiniz zarara eşit, hatta ondan kat kat fazla; unutmayın ki gün gelecek hepimiz yaptıklarımızın hesabını vereceğiz, insanlara ve hayvanlara yaptıklarımızın."
...
Atların gücünün üstünde çalıştırılması, hiç dinlendirilmemesi, mengene kayışı takılarak hareket imkânının kısıtlanmasını eleştiren yazar, kimi durumlarda atlara kötü davranan insanların buna mecburiyetini de anlatmış. Bazen kötülük diye gördüğümüz olayların iç yüzüne baktığımız zaman bu kötülüğe sebep olan asıl kötülükleri görebiliyoruz.
Bu kitabı okuduktan sonra atlara olan bakışınız eminim değişecektir. Mesela ben keşke bir Siyah İncim olsaydı, dedim
Ne demiş İsmet Özel "Ben atlara ve uzaklara hayrandım."
Anna SewellSiyah İnci
Siyah İnciAnna Sewell · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202411,9bin okunma