Jennifer’ın kitaplarını genel olarak çok seven bir okuyucuyumdur. Bu seri içinde çok büyük umutlar ile başlayıp, inanılmaz heyecanlanmıştım. Kan ve külden kitabının ilk 150 sayfası o kadar durağın başladı ki, kızın içsel çatışmalarını sürekli tekrara düşerek okumak bunaltıcı derecede sıkıcıydı. Kitaba gerçek anlamda anlam katan Hawke karakteriydi, onun haricinde kızın sürekli kendiyle çelişir ruh hali ve tavırları irrite ediciydi. Kitabın 200’lerden sonra yokuş aşağı giden araba gibi hız kazanması, bir nevi olay örgüsünün temelini oluşturmaya başlıyordu ve insan da oh be sonunda bir aksiyon var dedirtiyordu.
İkinci kitabını da almış oldum ama goodreads üzerinden serinin bundan sonraki kitaplarının hiçbirini okumayacağım kadar önemli bir spoiler yedim. Hawke için kendimi okumaya zorlamaya devam etmeyi planlıyordum ama bu saatten sonra böyle bir şeyin söz konusu olmayacağını biliyorum. Benim gibi bunu okuyunca bırakabilecek arkadaşlar için aşağıya spoiler yazısı altında okumak isteyenler için bırakıyorum. Spoiler yemek istemeyen lütfen okumasın.
!!!!!!!!SPOILER!!!!!!!!
3’üncü kitapta Hawke (Casteel, karanlık olan) karakterinin arkadaşı olan Kieran ile bir gönül ilişkisi başlıyor Poppy’nin ve 4’üncü kitapta da kocası tutsak altındayken Kieran ile ilişkiye girip, birbirlerine bir şeyler hissetmeleri üzerine bir sürü sahneler varmış. Casteel’ı kalp eşi olarak, ondan başkasına sevmeyeceğine yeminler ederek sevdiğini söyleyen bir karakterin bu noktaya evrilmesi benim için kaldırılamaz bir şey olduğu için ben bu tarz meşrulaştırılmaya çalışan ilşkileri protesto etmeyi tercih ediyorum. Birinin en yakın arkadaşı, diğerininde kocası olması başlıca mide bulantısı zaten.