e

Eleştiri

68 üye · 2 yeni gönderi
Takip
Edebî ve sosyal eleştiriler üzerine paylaşımlar.
Günümüzde ise ilişkiler birer "psikolojik konfor" aracına dönüştü. En ufak bir pürüzde, en küçük bir entelektüel uyuşmazlıkta veya egoların çatıştığı ilk virajda "Bu ilişki beni toksikleştiriyor" diyerek arkamıza bakmadan kaçıyoruz. Karşımızdakinin kusurlarıyla uğraşacak ne vaktimiz var ne de tahammülümüz. Maskeleri takmak kolay, o maskelerin arkasındaki gerçek ve yaralı insanla yüzleşmek ise cesaret işi; ki modern insanın en çok sığındığı korkaklıktır bu.
Eleştiri
Biz aşkı kolaylaştırdıkça, değerini ucuzlattık.
Eleştiri
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kesinlikle romanı daha iyi . Okumamı bitirdiğimde beni günlerce düşüncelere sürükleyen bir kitap iken hiç kesmedi bu dizi beni ya. Romanı bitirdikten sonra,Füsun’u duygusuz menfaatçi bulmuştum Kemal’i ise hisli manası derin bir beyfendi. Hatta burçlarını bile tayin etmiştim. Kemal akrep,takıntılı,duygulu ama romantik olmayan,kıskanç; Füsun şöhret peşinde,duygusuz,çıkarcı koç kadını. Neyse olmamış işte. Orhan Pamuk Masumiyet Müzesi
Eleştiri
İlişkilerin Çöküşü: Kalabalıklar İçinde Büyüyen Yalnızlık
İnsanlık tarihinin hiçbir döneminde insanlar bugünkü kadar birbirine yakın görünmemişti. Bir tuşa dokunarak dünyanın öbür ucundaki insanla konuşabiliyor, saniyeler içinde yüzlerce kişiye ulaşabiliyoruz. Fakat bütün bu iletişim imkânlarına rağmen insanlık, belki de tarihinin en büyük yalnızlık dönemlerinden birini yaşıyor. Çünkü iletişim arttı, ama ilişki azaldı. Sesler çoğaldı, ama samimiyet kayboldu. Bugünün insanı her şeyden önce tüketmeye programlanmış durumda. Sadece eşyaları değil, duyguları, dostlukları ve insanları da tüketiyor. Bir zamanlar yıllarca süren dostluklar, bugün birkaç yanlış anlaşılmanın ardından çöpe atılabiliyor. Bir zamanlar emekle büyütülen ilişkiler, bugün birkaç mesajla sonlandırılıyor. Çünkü modern toplum insanlara sabretmeyi değil, vazgeçmeyi öğretiyor. İlişkiler artık bir gönül bağı olmaktan çok bir çıkar ortaklığına dönüşmüş durumda. İnsanlar karşısındaki kişiye "Sana ne verebilirim?" diye sormuyor; "Senden ne alabilirim?" diye yaklaşıyor. Dostlukların yerini menfaat, sevginin yerini sahip olma arzusu, sadakatin yerini geçici heyecanlar alıyor. İnsanlar birbirlerini anlamaya değil, kullanmaya çalışıyor. Kullanamadıklarında ise sessizce uzaklaşıyorlar. Sosyal medya bu çürümenin en görünür sahnesi haline geldi. Herkes mutlu, herkes başarılı, herkes kusursuz görünmeye çalışıyor. Gerçek hayatın kırıkları filtrelerin arkasına saklanıyor. İnsanlar artık yaşamak için değil, paylaşmak için yaşıyor. Bir kahve içmeden önce fotoğrafını çekiyor, bir dostla konuşmadan önce paylaşımını düşünüyor, bir ilişkiyi yaşamadan önce onu nasıl sergileyeceğini planlıyor. Gösteriş, samimiyetin önüne geçmiş durumda. Daha da acısı, insanlar artık birbirlerine tahammül edemiyor. En küçük fikir ayrılığı düşmanlık sebebi sayılıyor. Herkes konuşuyor ama kimse dinlemiyor.
Eleştiri

Eleştiri Konusuna Benzer öneriler

d
Deneyim9 üye · 1 yeni gönderi
Takip
h
Hikaye-Öykü262 üye · 10 yeni gönderi
Takip
c
Cesur Olmak5 üye · 1 yeni gönderi
Takip
Okumak nedir, ne değildir?
Okuma etkinliğine bugün biçilen paha, niteliksel olmaktan çok çok uzaktır. Yeni kuşak olarak böyle yaklaşır olmamızın nedeni söz konusu etkinliğin artık araçsallaştığının bir göstergesidir. Mevcut koşullar kıskacında artık bir lüks olan okuma eyleminin insana kattığı pek de görülür bir etkisi var değil açıkçası. Yerli yersiz her şeyin saçma bir biçimde sorgulandığı, ama bu sorgulamaların birçoğunun bir çeşit “canlılık tepkisi” olduğu herkesin malumudur. Salt “ne kadar?” ve “ne” sorusu üzerinden durumun vahametini kolayca anlaşılabilir kılabiliriz. “Ahmet 100 adet kitap okumuştur.” Kitap denince eşyanın öznelliği her şeyden daha çok öne çıkıyor. En kral bilimsel teorik eser bile farklı biçimlerde ele alınıp nesnelliği sorgulanırken biz herhangi bir eser üstüne öznel bir yargıya varamayız, öyle mi? Yesinler! Wittgenstein, “Dünya olguların toplamıdır, şeylerin değil.” derken neden doğrudan bütün olguları bünyesinde bütünleyen “olay” kavramını kullanmak yerine, olguları tercih etti dersiniz? Çünkü, daha sonrasında da vurguladığı gibi, “insan deneyimlerini, tanım ve anlamların karşıladığı nesnelerden bağımsız düşünmek imkânsızdır.” Kitap da onca nesneyi karşılayan anlamlarla dolu olduğuna göre okumak, nesnel bir anlayıştan ayrı olarak genellikle sözkonusu öznel deneyim/anlamlarla doludur. Örneğin bir şeyin niceliğini sorgulamak bizim daha çok biçimci bir bakışla yaklaştığımızı imlerken, onun “neliğini” sorgulamak ise bizzat ontolojisini ve bu yapının içerimlerini anlamaya yöneliktir. Tabii bu durum aynı zamanda ciddi bir politizasyonun da parçasıdır. Gözetim/denetim ve gösteri ya da seyirlik toplumunda sömürü kavramı öyle çok nesne yüklendi ki aydınlamayı, ilerlemeyi amaçlayan onca yapıt da bu epistemolojik buhrandan payını aldı. Hayır, sirkülasyon böylece tam olarak
Eleştiri