e

Eleştiri

67 üye
Takip
Edebî ve sosyal eleştiriler üzerine paylaşımlar.
Kesinlikle romanı daha iyi . Okumamı bitirdiğimde beni günlerce düşüncelere sürükleyen bir kitap iken hiç kesmedi bu dizi beni ya. Romanı bitirdikten sonra,Füsun’u duygusuz menfaatçi bulmuştum Kemal’i ise hisli manası derin bir beyfendi. Hatta burçlarını bile tayin etmiştim. Kemal akrep,takıntılı,duygulu ama romantik olmayan,kıskanç; Füsun şöhret peşinde,duygusuz,çıkarcı koç kadını. Neyse olmamış işte. Orhan PamukOrhan Pamuk Masumiyet MüzesiMasumiyet Müzesi
Eleştiri
Okumak nedir, ne değildir?
Okuma etkinliğine bugün biçilen paha, niteliksel olmaktan çok çok uzaktır. Yeni kuşak olarak böyle yaklaşır olmamızın nedeni söz konusu etkinliğin artık araçsallaştığının bir göstergesidir. Mevcut koşullar kıskacında artık bir lüks olan okuma eyleminin insana kattığı pek de görülür bir etkisi var değil açıkçası. Yerli yersiz her şeyin saçma bir biçimde sorgulandığı, ama bu sorgulamaların birçoğunun bir çeşit “canlılık tepkisi” olduğu herkesin malumudur. Salt “ne kadar?” ve “ne” sorusu üzerinden durumun vahametini kolayca anlaşılabilir kılabiliriz. “Ahmet 100 adet kitap okumuştur.” Kitap denince eşyanın öznelliği her şeyden daha çok öne çıkıyor. En kral bilimsel teorik eser bile farklı biçimlerde ele alınıp nesnelliği sorgulanırken biz herhangi bir eser üstüne öznel bir yargıya varamayız, öyle mi? Yesinler! Wittgenstein, “Dünya olguların toplamıdır, şeylerin değil.” derken neden doğrudan bütün olguları bünyesinde bütünleyen “olay” kavramını kullanmak yerine, olguları tercih etti dersiniz? Çünkü, daha sonrasında da vurguladığı gibi, “insan deneyimlerini, tanım ve anlamların karşıladığı nesnelerden bağımsız düşünmek imkânsızdır.” Kitap da onca nesneyi karşılayan anlamlarla dolu olduğuna göre okumak, nesnel bir anlayıştan ayrı olarak genellikle sözkonusu öznel deneyim/anlamlarla doludur. Örneğin bir şeyin niceliğini sorgulamak bizim daha çok biçimci bir bakışla yaklaştığımızı imlerken, onun “neliğini” sorgulamak ise bizzat ontolojisini ve bu yapının içerimlerini anlamaya yöneliktir. Tabii bu durum aynı zamanda ciddi bir politizasyonun da parçasıdır. Gözetim/denetim ve gösteri ya da seyirlik toplumunda sömürü kavramı öyle çok nesne yüklendi ki aydınlamayı, ilerlemeyi amaçlayan onca yapıt da bu epistemolojik buhrandan payını aldı. Hayır, sirkülasyon böylece tam olarak
Eleştiri
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
ana karakter...
9/10
·224 syf.··
2026 26. kitabı
ana karakter müthiş cringe ama konu muazzam. 1 puanı ana karakterden kırdım çünkü böyle çok genele hitap olmuş, ana karakteri daha düşünür bir tip yapıp daha güzel alıntılar ile okuru da düşünmeye itebilirdi.
Eleştiri
Yere Yakın Yıldızlara UzakEmine Tavuz · Epsilon Yayınevi · 201915,2bin okunma
5/10
·182 syf.··
2026 11. kitabı
İnsanlığın gelişimiyle ilgili olan, eski bilginin eleştirilebilirliğini savunan ve çoğunlukla Francis Bacon' un kitaplarındaki savunmaları öven açıklamalar içeriyor. Anlatmak istediğini uzun yoldan ve bolca referansla yapıyor, çeviriden kaynaklandığını çok düşünmedim, yazarın anlatım tarzı bu şekilde. Okuması zor ve yavaş ilerliyor, Eleştiriyor ama tam nereye varmak istiyor anlayamadım
Eleştiri
Gemi Batıyor Seyreden YokPaolo Rossi · Alfa Yayıncılık · 201714 okunma

Eleştiri Konusuna Benzer öneriler

Dünya Klasikleri309 üye · 4 yeni gönderi
Takip
İyilik & Kötülük12 üye · 1 yeni gönderi
Takip
d
Düş12 üye · 1 yeni gönderi
Takip
Aynaya Bakmak Cesaret İster
Puan vermedi·224 syf.··
2026 117. kitabı
Zümrüt Ayna, Celal Şengör’ün farklı dönemlerde kaleme aldığı denemelerin bir araya getirilmesiyle oluşmuş, yalnızca bilgi aktarmakla kalmayıp aynı zamanda rahatsız eden, düşündüren ve yer yer insanı kendisiyle yüzleştiren bir eser. Yazıların büyük kısmının 1998–1999 yıllarına ait olması, dönemin meselelerini anlamak açısından önemli bir arka plan sunarken, asıl çarpıcı olan şey bu metinlerin bugün hâlâ geçerliliğini koruyor olması. Eğitim sistemi üzerine yaptığı eleştiriler özellikle dikkat çekici; ezbere dayalı, sorgulamayan bir yapının uzun vadede toplumsal çöküşe yol açacağını vurgularken, bu sürecin köklerini Atatürk sonrası döneme ve Hasan Âli Yücel’in ayrılışına kadar götürüyor. Açıkçası kitabı okurken en rahatsız edici taraflardan biri, anlatılan sorunların aradan geçen onca zamana rağmen büyük ölçüde devam ettiğini görmek oldu. “Büyük Birader Sorunu” başlıklı yazıda ise toplumun otoriteye bağımlı hâle gelmesi, bireylerin şikâyet etmekle yetinip inisiyatif almaktan kaçınması sert bir şekilde eleştiriliyor; bu noktada insan ister istemez kendini de sorguluyor ve bu düzenin bir parçası olup olmadığını düşünmeden edemiyor. Deprem meselesine yaklaşımı ise kitabın en sert ve en sarsıcı taraflarından biri; doğa olaylarını anlamak yerine onları metafizik açıklamalara indirgeme eğilimini eleştirirken aslında bilime karşı takınılan genel tavrı da ortaya koyuyor. Kitap boyunca yalnızca bilim değil, siyaset, toplum ve kültür de iç içe geçiyor; bu da metni tek yönlü bir anlatıdan çıkarıp çok katmanlı bir düşünce metnine dönüştürüyor. Yer yer sert, yer yer provoke edici ama çoğu zaman haklı sorular soran bu eser, bana göre okunurken insanı rahatsız eden ama tam da bu yüzden değerli olan kitaplardan biri; çünkü bazı metinler bilgi vermez, aynayı tutar ve insan o aynada
Eleştiri
Zümrüt AynaCelâl Şengör · İnkılap Kitabevi · 2018375 okunma