·1062 syf.··Beğendi
···Okunma: 15 Temmuz 2022 13:08 Tolstoy için hayatının dönüm noktası olan Anna Karenina, yazarın dilinin kolay anlaşılır olmasına rağmen tam metin haliyle okuması zorlayıcı bir eser. Çünkü kitapta olay örgüsünden daha çok duygu tasvirlerine ve felsefi düşüncelere yer verilmiş.
Kitabın ana karakteri her ne kadar Anna Karenina olarak bilinse de bu kitap esasen iki koldan iki ayrı ana karakter üzerinden ilerliyor. Diğer ana karakterimiz Levin'i, Tolstoy'un kendisi ile özdeşleştirdiği söyleniyor ve küçük bir araştırma ile bunun doğruluğunu anlıyorsunuz. Kendi içsel çatışmalarını, inancını, felsefi görüşlerini bu karakter üzerinden muhteşem şekilde aktarmış. Levin'in payına mutluluk düşürmeyi uygun görmüş. :') Anna'yı ise hepimiz az çok biliriz. Eşine ihanet eden ve bunu kendince meşrulaştırmış, antipatik bir kadın karakter. Fransız versiyonunda Madam Bovary, Türk versiyonunda ise Aşk-ı Memnu ile Bihter çıkar sahneye. Başlangıçta doludizgin bir aşka teslim olmuşken, zamanla hem sevdiği adamla, hem içinde bulunduğu sosyete ile, hem de kendiyle olan savaşından yorulmuş, histerik bir kadına dönüşmüştür Anna.
Hemen her klasikte olduğu gibi durağan bölümleri vardı kitabın. Özellikle tarımcılık üzerine uzun uzadıya konuşulan ve siyasetle ilgili olan sayfalar ilgi alanımın epey dışında kaldı. 1000 sayfadan sonrasının ise gereksiz uzatılmış olduğunu düşündüm, daha zirvede bırakılan bir sonla bitebilirdi bu kitap. Yine de severek okuduğum bir klasik oldu. Tolstoy okumalarım devam edecek, size de hem yazar hem de kitap tavsiyesi olsun.