Pollyanna. Her şehre her kasabaya her eve hatta her bir kalbe bir Pollyanna.Mutluluk bulaşıcıdır. Ya iyilik ya şefkat ya merhamet ? Mutluluk bulaşıcıda iyilik değil mi şefkat değil mi merhamet bulaşıcı değil mi ? Elbette ve muhakkak bunlarda bulaşıcıdır. Parfüm de siner is de siner. Tam da bunun hikayesidir Pollyanna. Birbirine aşık fakir bir papazla oldukça güzel ve zengin bir hanımefendinin tek çocuğudur Pollyanna. Hayat içerisinde binlerce güzellikler barındırırken her seferinde neden olumsuzluklara dikkat kesilir ki insanoğlu. Mutlu olabilmek için herşeye sahip mi olmamız gerekiyor yoksa olmayan şeylerle de mutlu olabilir miyiz. Size gelen yada kızınıza gelen yardım sandığından beklediğiniz oyuncak bebek yerine koltuk değneği çıktığında nasıl da hayıflanmayacak nasıl da mutsuz olmayacaksınız? Annesini ardından babasını da kaybetmiş sadece daha önceden adını bile duymadığı bir teyzesinin olduğunu öğrenen küçük kız çocuğu nasıl mutlu olabilir ?Ya da gün boyu evde hasta hasta yatarken asla kıpırdayamazken nasıl mutlu olabirsiniz değil mi ? Veya da evinizin olmadığı için sokaklarda yaşıyorsunuz, şiddetli soğukla beraber yağmur yağıyor ve sizi soğuktan korumasa da ıslanmanızı önleyecek bir yer buluyorsunuz nasıl olur da bu durumda mutlu olabilirsiniz ...
Oysa hayattan lezzet alıp mutlu olabilmek için sadece güzel bir nazara(bakış açısına)ihtiyacımız olduğu ne de çok göz ardı ediyoruz.Güzel bakan güzel düşünür güzel düşünen hayatından lezzet alır hakikatini papaz John Whittier ne kadar da hoş bir şekilde gözler önüne seriyor, kızına koltuk değnekleriyle neden mutlu olacağını, ne kadar mutlu olsa az kalacağını... Pollyanna karşılaştığı her olay karşısında, insanların giriftar olduğu musibetlere karşı babasından öğrendiği oyunu oynatarak karşılaştıkları durumlarda güzel bakmayı dolayısıyla güzel düşünmeyi her olay karşısında doğru olan şekliyle düşünmeyi bizlere sunuyor... Esasında Pollyanna bizlere olaylara Rahmet penceresinden bakmayı, elimizde olmayanlara takılmaktansa sahip olduklarımızın şükrünü ifa etmeyi,elimizde olmayan herşeye rağmen ne kadar büyük ve güzel şeylere sahip oldugumuzu bizlere göstererek mutlu olmaktan başka çaresi kalmayan okuyucular haline getiriyor bizleri... Ve hikayenin sonunda ise yazarımız iyiliğin karşılığının ancak iyilik oldugunu, ve iyi bir kimsenin mutlaka iyilikle ve zaferle ödüllendirileceğini bizlere sunmuş oluyor...
Artık o oyunu bende dahil oldum, tüm kasabadan sonra o mutluluk oyununa bende oynuyorum...
Eleanor H. Porter