·390 syf.··Beğendi
···Okunma: 18 Temmuz 2022 15:40 Her zamanki gibi muazzam kurgusu ve su gibi akıcı üslubuyla 24 saat içinde o hüzünlü sona ulaştığım bir Ayşe Kulin eseri oldu.
Ayşe Kulin, okuduğum her kitabıyla beni kendisine daha çok hayran olmak mecburiyetinde bırakıyor.
Konusuna geçeceğim ve bu incelemeyi çok uzun tutamayacağın çünkü kendi zihin dünyama dönüp kitabın kurgusunu düşlemeye devam etmek istiyorum fakat öncelikle bir kaç şey söyleyeceğim.
Bilhassa son 20 yıldır bizim ülkemizde resmi tarihe karşı bir savaş açılmış durumda. Bu eğer iyi niyetle, ve yanlışları, hataları ortaya çıkartmak, doğruları irdelemek için yapılıyor olsa eminim aklı hür fikri hür vicdanı hür tüm yurttaşlar olarak bunu destekleriz. Fakat bu tahribat/tahrifat bilinçli olarak geçmişle hesaplaşmak, geçmişi yok etmek ve yeni bir geçmiş yaratmak için yapılıyor.
Hal böyle olunca iktidara yakın tahrifçiler(ben onlara tarihçi demeyi uygun görmüyorum.) Veya yazarlar ellerindeki tüm olanakları kullanarak özellikle milli mücadele dönemi ve cumhuriyet dönemi hakkında vicdansızca iftiralardan, karalamalardan sakınmıyorlar. Tüm bu ahval ve şerait içinde Ayşe Kulin gibi yazarlarımızın bu dönemlerle ilgili kaleme aldıkları kurgusal-kurgu dışı metinler çok önemli bir misyona sahip. Bunları niçin söylediğimi kitabı okuyunca daha net anlayacaksınız. Özellikle Vahdettin ve İşgal altındaki İstanbulu bir kurgu içinde daha objektif, daha insani şekilde anlatan çok ender kitap vardır. Hiç bir ideolojik kaygı güdülmeden tamamen gerçekler ve anılardan yola çıkılarak yazılmış.
Konusuna gelince...
İşgal altındaki istanbul'da Osmanlinin son maliye nazırı Ahmet Reşat Bey ve ailesinin konaginda bir avuç insanın özelinde aslında bir şehre ve bir ülkeye odaklanıyoruz. Dönemin gerçeklikleri çok iyi aktarılmış. Okurken kendimi o günlerin, o olayların içinde hissettim her Ayşe Kulin kitabidna olduğu gibi.
Ahmet Reşat'ın eski "ittihatçı" ve yeni "millici" yeğeni Kemal bey sarıkamışta ağır fiziksel ve ruhsal tahribatlar aldıktan sonra döndüğü dayısının evine sürekli heyecan ve olay sokmaktadır.
Bu evin içinde yaşanan olayların aslında başlıca nedeni olarak ben hep Kemal'i gördüm..
Onun hisleriyle başlayan bir aşk..
Onun görüşleriyle filizlenen bir mücadele..
Onun etrafında dönen olaylar..
Onun üzerinden anlatılmak istenen düşünceler..
Kitap çok güzeldi. Çok detaylı yazarsam yarın bir gün bu yazıyı okuduğumda,kurguyu aynı şekilde hatırlamış olurum, ama ben bunu istemiyorum, kurguyu unutmak ve tekrar okumak, okurken de o hisleri, o hazzı tekrar yaşamak istiyorum.
İyi ki Ayşe Kulin var. İyi ki bu kitapları yazmış. Ben şimdi bir kaç farklı kitap okuyarak devam edeceğim ardından serinin diğer kitaplarını büyük bir merak ve iştahla okumaya koyulacağım.