Norveçli yazar Per Petterson''ın 2012 yılında yayınlanan romanı Reddediyorum. Petterson, Kuzey'li yazarların o soğuk, duru sakin anlatımına sahip. Çarpıcı bir olayı bağıra bağıra yüzünüze haykırmak yerine sadelikle sunuyor size. Etkileniyor, bazen durağanlıktan sıkılıyor fakat o dinginlikten hiç çıkmak istemiyorsunuz. İskandinav Edebiyatı'nın en çok bu yönünü seviyorum.
Kitap iki çocukluk arkadaşının 2006 yılında karşılaşması ile başlıyor ve sonra bizi 1962 yılına götürüp onların hayatlarına ayrıntılı bir mercek tutuyor. Farklı karakterler üzerinden anlatım ve sürekli zamanda gel-gitlere tanıklık ediyoruz Petterson'ın diğer kitaplarında olduğu gibi. Okuttu mu kendini? Evet okuttu ama diğer kitaplarına nazaran çok etkilemedi beni. Daha önce yazarı hiç okumadıysanız bu kitabı ile başlamanızı önermem. Benim yazar ile tanışıklığım olan ve çok çok etkilendiğim 'At Çalmaya Gidiyoruz' kitabını tavsiye ediyorum. Muhakkak okuyun, çok seveceksiniz gibi cümleler kuramıyorum fakat İskandinav edebiyatının o sessiz, sakin sokaklarında, bahçelerinde herkesin yürümesini çok isterim. Benim için kitabın en vurucu cümlesi ile incelememi bitirmek istiyorum.
"Vicdan ile tekerlek arasında doğrudan bir bağlantı olduğuna inanıyor musun?
Nasıl yani?
Şöyle, vicdan bir tekerlek hatta daire testere gibidir, keskin dişlileriye ruhumuzda döner durur, canımızı delicesine yakar, eğer çok kötü bir şey yaparsan etrafı kan götürür, ancak yaptığın kötülükler arttıkça testerenin dişleri körelmeye başlar, ruhun hissizleşir ve sonunda hiçbir şey koymaz sana, öyle biri olmuşsundur.
Nasıl biri?
Feci şeyler yapan ancak bunun farkında bile olmayan biri."