Tasavvuf konulu derginin ismi Bu sayının konusu: Derviş Keşkülü.
Editör Yazısı ve Makaleleri bir dergi için yapılabilecek en iyi incelemenin 'editör yazısı ile makale bilgilerinin paylaşılması' diye düşünmeye devam ediyorum.
EDİTÖR YAZISI: KEŞKÜL
Seyyah dervişlerin alemlerinden biridir keşkül. Yiyecek ve içeceklerini saklamak amacıyla omuzlarına asarak kullandıkları bir kâse olup fakra, tevekküle, riyâzata remizdir. Tüm mahlûkatın Yaratıcısına, Mürebbî'sine muhtaç oluşunu temsil eden bu kâse, yardım istenecek yegâne varlığın Cenâb-ı Hakk olduğunu hatırlatır, yalnızca O'na el açılması gerektiğini ikaz eder. Kişinin kötü huylarından arınması ve seyr u sülûkunda nefsinin kötü sıfatlarından biri olan gururunu kırması için de bir vâsıtadır. Kadîm zamanda buna 'Selmâna çıkmak' denirdi ki, dilenmekle bir ilgisi yoktur.
Aksine sahâbe-i güzin efendilerimizden Selmân-ı Fârisî Hazretlerinin sünneti tatbîk edilmiş olurdu. Derviş 'şeyen lillah' (Allah rızası için bir şey) der ve keşkülünün içine konulanların kendisine yetecek kadarını alır, gerisiyle fakirlerin ve muhtaçların ihtiyaçlarını giderirdi. Aynı zamanda kendisinin âciz ve zayıf bir kul olduğunu idrâk ederdi.
Deniz hindistan cevizi ağacının meyvesinden yapılan keşkül, Farsça 'taşımak' mânâsmdaki 'keş' ve 'omuz' anlamına gelen 'kul' kelimelerinden müteşekkildir. Arapçada bu kelime 'mecmua, antoloji' mânâsına gelmektedir. Netice itibariyle hem kulun kendini bilmesinin hem de birleştirici, toparlayıcı bir mekân olmanın timsâlidir.
Keşkül'ün 47. sayısında, kendimizi bilmekliğimiz; "Kendini bilen Rabb'ini bilir." hadîs-i kudsîsinin sırrına mazhar olmaklığımız niyâzıyla tüm sayılarımızdaki birbirinden kıymetli yazılardan ve fotoğraf, hüsn-i hat, ebru gibi muhtevadan siz kıymetli okurlarımızın dikkat nazarlarına sunmak üzere bir müntehabât yaptık. Şüphesiz daha pek çok müntehabât yapmak mümkün, zira dergimizdeki her bir yazı ve görsel malzeme birbirinden özel ve mühim lakin derginin hacmi buna müsaade etmiyor.
Prof. Dr. Süleyman Uludağ'ın "Büyük Cihâd: 'Nefs için Nefsle Savaş' ", Mehmed Fatih Çıtlak'ın "Estağfirullah" Mimar Muharrem Hilmi Şenalp ve Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Mustafa Küçükaşçı'nın birlikte kaleme aldıkları "Bi'set, Hicret ve Mi'râc Ekseninde Emânet, Medeniyet ve Hırka-i Şerif", Emin Işık'ın "Mevlevîlik ve Semâ Âyinleri", Ahmed Sâcid'in "Hatt'ın Edebi" adlı yazılan keşkülümüzde yer alan yazılardan bazıları.
Keşkül, daha çok, medeniyetimizi medeniyet yapan unsurlar ve içtimâi meselelerin ele alındığı yazılara yer verilen 47. sayısıyla huzurlarınızda. İlâhî, keşkülün birleştirici, toparlayıcı bir mekân oluşu, satırlardan sadırlarımıza tevhîd şuuru olarak yansısın. Âhir ve âkıbetlerimiz hayrolsun. Vesselâm.
Editör
--------------------------------------------------------------------------
Makale YAZAR
Selâm EKMELÎ EL-HALVETÎ
Büyük Cihâd: "Nefs için Nefsle Savaş" SÜLEYMAN ULUDAĞ
Sûfî Nakşoldun Velî Asla Müslüman Olmadın MERKEZ TEKKE SOHBETLERİ
Estağfirullah MEHMED FATİH ÇITLAK
Bi'set, Hicret ve Mi'râc Ekseninde Emânet, Medeniyet ve Hırka-ı Şerif M. HİLMİ ŞENALP ve MUSTAFA KÜÇÜKAŞÇI
Prof. Dr. SADEDDÎN ÖKTEN: "İstanbul İslâm Medeniyetinin Neşv ü Nemâ Bulduğu ve Yeni Bir Yoruma Kavuştuğu Mahaldir" Röportaj: SEMA ÖZKUL
Sen Bu Noktanın Neresindesin? ÂSİTÂNE-İ SÜNBÜLÎ
'Nef'ten 'Safa Efsunlu Bir Dönüşüm Hikâyesi: Sünbül Efendi Câmii ve Tekkesi YASEMİN KÖSEOĞLU
Millet Olabilmek için En Önemli Unsur: Tevellâ ve Teberrâ KEMAL SÂİL
Mevlevîlik ve Semâ Âyinleri EMİN IŞIK
Hatt'ın Edebi AHMED SÂCİD
Kudüs'leştiremediğimiz Dünya İsrail'leşiyor ALİ TUNÇ
Kalk Âşık Kalk Acele Et Biraz!.. FATMA DEDE
Bizim Bir Buçuk Dervişimiz Vardır Sultânım SÂDIK EFENDİ TEKKESİ