·376 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Temmuz 2022 17:22 Anlaşmalı evlilik/sevgililik klişesini okumayı pek sevmiyor ve bu klişeyi işleyen kitaplara biraz temkinli yaklaşıyorum. Fakat neyse ki Aşk Hipotezi bu klişeyi umduğumdan daha güzel işlemişti.
Olive ve Adam'ın ilk karşılaşması acayip güzeldi, hele ki ikisine de bıraktığı etkiyi düşünürsek. Sırf bu sahne bile kitap için heyecanlanmamı sağladı zaten. Sevgililik meselesinin başlama şekli ve ilerleyişi, Adam ile Olivie'nin bu süreçte sürekli tatlı tatlı atışması ve Olivie'nin yavaş yavaş hislerinin farkına varması da güzeldi. Ahn'ın gazlamalarıyla ikilinin değişik durumların içine girmesi de epey eğlenceliydi.
Ben Ahn'a -Jeremy konusu dışında- kızmadım bu arada. Çok çocuksu davranmakla birlikte onun davranışları sayesinde bu ikilinin eğlenceli sahnelerini okuyabildik. Bir de Ahn, her şeyden sonra "Kendime bir e-mail atsam, çok sert konuşurdum" gibi bir şey söyledi ki bu noktada kendi kendini eleştirmiş oldu zaten.
Kitabın akademik hayattaki zorluklardan ve zorbalığa uğrayan insanlardan bahsediyor oluşu da güzel bir ayrıntıydı.
Gelgelelim kitaba dair sevmediğim yerler de oldu.
İlk olarak: Olive'nin bu oyuna başlama sebebini asla kabullenemedim. En yakın arkadaşın ile sevgilini tanıştırıp, ikisinin daha iyi anlaştığını fark edip, sırf mutlu olsunlar diye aralarından çekilip bir de üstüne böyle bir oyun oynamazsın be Olivie. Olacak iş değil yani.
İkinci olarak: Olivie'nin malum olaydan sonra, o çaresizlik hissiyle ne yapacağını bilememesini gayet doğal buldum. Fakat sonrasında, kimseye yaramayacak hatta ileride çok daha sıkıntılı olayların yaşanmasına sebep olacak mantıksız bir karar almasından hoşlanmadım.
Üçüncü olarak: 16. bölüm. Evet, komple 16. bölümü sevmedim. Şaşkınlık verici bir şekilde başarısız yazılmış bir bölümdü. İlk defa bu tip bir sahneden bu kadar rahatsız oldum. Yazar olaya fazla mı bilimsel yaklaştı, romantizmi mi yakalayamadı bilmiyorum ama bu sahne hiç olmamıştı.
Bu bir eleştiri değil ama şunu da eklemek istiyorum: Adam'ı gerçekten sevdim ve Olive'e olan yaklaşımıyla duygularını net olarak hissedebildim. Ama Adam'ın, duygularına dair daha açık olduğu bir sahne okumak isterdim. Bir de Adam'ı biraz ketum buldum. Şayet Olivie'nin oynadığı oyun olmasa Adam ilk adımı atar mıydı, şüpheliyim.
Eleştirdiğim bu durumlar haricinde kitabı sevdim. Özellikle finalde yaşananları ve son söz bölümünü çok beğendim. Fakat şu güzel sahneler de birazcık daha uzun olsaydı keşke. İkilinin o hâllerine tam doyamadan kitap bitti.