·311 syf.··Beğendi
···Okunma: 25 Temmuz 2022 05:23 Kitap adından da anlaşılacağı üzere Eski Ahit'teki Sodom ve Gomore anlatısına bir telmihtir. İstanbul'un işgal edildiği yıllardaki sefahat hayatı Sodom ve Gomore şehirlerinin helak olmasına neden olan olaylara benzetilir. Öyle ki başkahraman Necdet'in ağzından İstanbul'un da Sodom ve Gomore gibi bir felakete uğraması gerektiğini okuruz.
Kitabın başkahramanı Necdet, aynı dönemde yazılan ve Millî Mücadele yıllarını anlatan diğer romanların önemli kahramanlarından farklıdır. Diğer romanlarda başkahramanlarımız hep açıktan veya gizlice Millî Mücadele'ye fiilen destek olmuş kişilerdir. Hatta önceleri Millî Mücadele'ye karşı olanlar bile sonra taraf değiştirmiştir. Belki yalnız Üç İstanbul'un Adnan'ı bu yönüyle Necdet'e benzetilebilir. Adnan, Ankara'daki hareketi desteklemesine rağmen Ankara'ya geçmek için davet bekliyordu. Necdet de kitabın ilk sayfalarından itibaren İngiliz düşmanıdır ve içinden Millî Mücadele'yi destekler ama Anadolu'ya geçmek için herhangi bir çaba göstermez. Sadece iki kere Anadolu'ya geçme fikrini okuruz: İlkinde Leylâ'nın ahlaksızlıklarından bunalıp kendini Anadolu'ya atmayı düşünür ancak Sakarya cephesinden zafer haberi gelince bu fikir silinir. Ta ki kitabın sonlarına kadar... İkincisinde ise bir iş için Ankara'dan İstanbul'a gelen arkadaşı Cemâl Kami'den kendisini de Anadolu'ya götürmesini ister. Zaten büyük zafer kazanılmak üzere olduğu için arkadaşı bu isteği yersiz bulur.
Necdet, roman boyunca karşımıza vatansever bir genç olmaktan ziyade Leylâ'ya âşık bir genç olarak çıkar. Leylâ'nın İngiliz subayı ile yaşadığı sefahat hayatına duyduğu kıskançlıklara şahit oluruz roman boyunca. Buna rağmen Necdet'in sırf Leylâ için defalarca işgalci askerlerin de yer aldığı partilere katıldığını görürüz. Şayet Leylâ daha aklı başında bir kız olsaydı, işgalci askerler ve diğer yabancılarla bu kadar ahlaksızca ilişkiler kurmasaydı Necdet, Leylâ ile bu partilere katılmakta bir beis görmeyecekti muhtemelen. Kısacası Leylâ ile mutlu olsaydı, İngilizler Leylâ'nın gönlünü fethetmeseydi Necdet için İstanbul'un işgali bu kadar önemli olmayacaktı.
Romana teknik açıdan baktığımızda ise birtakım sorunların olduğunu görüyoruz. Buna rağmen benim -okuduklarım içinde- en sevdiğim Yakup Kadri romanı oldu Sodom ve Gomore. Leziz dili ve dönemin olaylarını gerçekçi bir şekilde aktarmasıyla herkesin okuması gereken romanlar içerisinde yerini alıyor.