Kitaba ablamın bana önermesiyle başladım. Ben de herkese tavsiye ederim. Yazarın dili çok akıcıydı. Okurken asla sıkılmıyorsunuz. Hatta bırakın sıkılmayı bir an önce diğer sayfada ne olacak diye bekliyorsunuz.
Kitap 1960'lı yıllardan 2000'li yılların ortasına kadarki Afganistan'ı anlatıyor. Yaşanan Sovyet işgali, sonrasında yaşanan iç savaş, Taliban'ın işgali ve bütün bu savaşların orada yaşayanlara etkisini gösteriyor. Savaşın etkilerini gösterirken de halkın düşüncelerini ve bakış açılarını da yansıtmakta.
!spoiler!
Babasının ihaneti, Nana'nın intiharı derken hayatını zindana çeviren bir evlilik yapmak zorunda bırakılan Meryem'le neredeyse sevdiği herkesi savaşta kaybeden ve istemediği ama yapmak zorunda kaldığı bir evlilik yapan Leyla'nın dostluğunu da anlatıyor. Başta her ne kadar Meryem, Leyla'ya düşmanlık beslese de daha sonradan birbirlerine destek çıkan, birbirlerini koruyan iki güzel arkadaş oluyorlar. Şimdi anlatınca her ne kadar çok dram varmış biraz zorlama olmuş gibi görünse de kitapta gerçekçi anlatılmıştı. Eminim bunları yaşayan bir sürü kadın var.
Raşit'le ilgili birkaç şey yazmak istiyorum. Başta oğlunu kaybetmesi ve yaşadıklarına üzülmüştüm ama şimdi ne yaşadıysa özellikle sonunu hak etttiğini düşünüyorum. Hatta sonu keşke daha erken gelseydi diyorum. Kendinden başkasını düşünmeyen kadınları "kıskanmak" adı altında eve kapatan, kısıtlayan biri. Kendinden başkasını düşünmez. Özellikle Leyla'ya söylediği yalan korkunçtu. Maalesef ki Raşit'ten tahmin ettiğimizden çok var. Umarım ki hepsinin sonu Raşit'inki gibi olur.
Sonuna gelirsem Meryem'in sonu çok üzücüydü evet ama en azından Leyla için her şey iyi oldu. Herkes çok ağladığını söyleyince acaba sonu ikisi için de kötü mü bitecek diye düşünürdüm ama tatmin eden güzel bir son oldu.
Maalesef ki Meryem ve