·256 syf.····Okunma: 27 Temmuz 2022 21:07 Hagop, 1886 Erzincan doğumlu bir Ermeni. Hagoplar ailece ekmekçi. Babası, dedesi ekmek ustası. 1897’de İstanbul-Beşiktaş’ta bir fırına gelen Hagop, babasının ustalığını yaptığı bu fırında ekmekleri dağıtır, tablakâr olarak çalışır. Özellikle 1897-1906 yılları arasındaki İstanbul anılarını anlatılır. Beşiktaş’tan sonra Hisar’a (Rumelihisarı’na) geçerler, yeni bir fırında çalışmaya başlarlar. Yazar; Galata, Beşiktaş, Ortaköy, Bebek, Rumeli gibi semtlerin 1900’lü yılların başındaki durumunu anlatır.
Kitaptaki anıların tam yıl aralığı 1897-1940’tır. Hagop Mıntzuri çok başarılı bir öğrencidir. Köyünde Osmanlı Türkçesi öğrenir. Ki o dönem için bu çok önemlidir. Okuma-yazma bilen sayısı çok azdır. Yine Fransızca bilir. Ermenice zaten kendi dilidir. İlerleyen yıllarda İngilizcesini de geliştirir. Çok okur, edebiyata meraklıdır. İstanbul’a gelince Ortaköy’de Ecole Française adlı bir Fransız okuluna alınır. 3. sınıftan bu okula devam eder. 2 yıl burada okuduktan sonra Getronagan Galata Rum Okulu’na gider. Beşiktaş’tan Hisar’a taşındıkları için en son Robert Koleji’ne devam eder. Edebiyata asıl ilgisi de Robert’te başlar. Yazarın eğitim hayatını önemsediğim için detaylıca bahsettim. Bundan 120 sene öncesinde böyle bir eğitim alması, bunu da ekmekçi bir babanın oğlu olarak Doğu vilayetlerinden gelerek yapması takdire şayan.
Hagop Mıntzuri’nin bu anıları da 1970’li yıllarda dönemin Ermeni gazetelerinden Marmara’da, farklı tarihlerde yayımlanan yazılarından derlenmiş ve kitap haline getirilmiş. Bu kitap, yazarın 1984 yılında ‘’Yaşamış Olduğum Yerler’’ adıyla basılan Ermenice kitabındaki bazı metinlerin çevirisinden oluşmuş. Bu kitabın Türkçedeki ilk beş baskısı 1993-2012 yılları arasında yine İstanbul Anıları adıyla Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yayımlanmış. Sonrasında ise bu gördüğünüz baskı, Aras Yayıncılık tarafından yapılmış. Bu kitabın en önemli farkı, eski İstanbul’dan kartpostalların bulunması. Bu kartpostallar Yetem Çubukçuoğlu ve Michel Paboudjian’ın koleksiyonlarına ait.
Kitabın ilk bölümünde tam anlamıyla İstanbul anıları okuyoruz. İkinci bölümde ise Hagop’un köyüne dönüşü, köy hayatı, sonrasında 1. Dünya Savaşı Dönemi’nde yaşadıkları, kendisi ve son olarak da kendi yazdıkları, edebî hayatı hakkında bilgiler mevcut.
Ben bu kitabı okurken çok keyif aldım. Yer yer o İstanbul’u hayal ettim. Dönemin giyim kuşamını, yeme içme adetlerini, yalılarını, esnaflarını, günlük hayatın akışını öğrendim. Yer yer yazarın tespitlerine, ileri görüşlülüğüne hayran oldum. Hagop Mıntzuri belki büyük bir yazar olmamış, çok okunmamış ama hep hayatın içinden manzaralar anlatmış. Eski İstanbul’a merakı olanlara rahatlıkla tavsiye edebileceğim az bilinen bir kitap.
Dipnot: Kitaptaki anıları anlatıp tat kaçırmak istemedim. Az önce okuduğum bir incelemede neredeyse kitaptaki en can alıcı anıların tek tek yazıldığını gördüm. Maalesef benim inceleme anlayışım bu değil. Özellikle bu tarz kitaplarda içerik bilgisi hiç verilmemeli diye düşünüyorum. Ben genel hatlarıyla kitabın çerçevesini çizmeye çalıştım.