·
Okunma
·
Beğeni
·
159
Gösterim
Adı:
İstanbul Anıları
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052100028
Çeviri:
Silva Kuyumcuyan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aras Yayıncılık
Usta öykücü Hagop Mıntzuri’nin 1897-1940 yıllarını kapsayan bu anıları, imparatorluğun son yıllarından cumhuriyetin başlangıcına uzanan, İstanbul’un çoktan mazi olmuş dönemine tanıklık ediyor. Köyü Armıdan’dan ailesiyle birlikte İstanbul’a fırıncılık yapmaya gelen çocuk yaştaki Mıntzuri, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki günlük yaşamı, Beşiktaş ve Hisar’daki fırınlarının etrafındaki Türk, Ermeni, Makedon, Rum, Arnavut esnafı, Cuma Selamlığı’nda gördüğü padişahları, ekmek vermeye gittiği haremli selamlıklı köşkleri, Galata’yı, Pera’yı, Boğaz’ı ve o hattaki semtleri anlatıyor. École Français, Getronagan ve Robert Kolej gibi okullarda okuyan Mıntzuri’nin okula gidip gelirken veya sınıf arkadaşlarıyla yaşadığı maceralar ise 20. yüzyılın başlarında İstanbul’da çocuk olmaya dair naif bir hikâye sunuyor.

İstanbul macerasını kendi isteğiyle sonlandırarak köyü Armudan’a dönen ve burada kışları öğretmenlikle, yazlarıysa tarlasıyla uğraşan Mıntzuri bir dizi tesadüf ve Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sonucunda kendini yeniden İstanbul’da buluyor, ve bu da kitabın Cumhuriyet sonrası İstanbul’unu anlatan ikinci kısmını oluşturuyor.

Bu baskı, ilk kez 1993 yılında Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yayımlanmış olan kitabın revize edilmiş halidir.



(Tanıtım Bülteninden)
Kitaba henüz inceleme eklenmedi.
Her kadın haremdi ve namahrem kurallarına tabiydi. Kendi kocası dışında, akrabası olmayan erkeklerle görüşemez, onlara görünemezdi. Acaba, haremlerin kafesli pencerelerinin ardında ne yaparlardı?.. Fazlaca ev işleri yoktu. Çoğu zaman giyinmezler, gecelikle vakit geçirirlerdi. Temizliği, mutfak işlerini, yemek hazırlığını halayıklar, beslemeler yaparlardı. Bunlar Afrikalı siyahiler veya Anadolulu köylüleriydi. Köle değillerdi. Daha önceki zamanlarda esir ticareti yapılırken İstanbul 'da da esir pazarı varmış. Fakat daha sonra köle ticareti kaldırılmış. Halayıklara herhangi bir ödeme yapılmaz; evin birer üyesi sayılırlar, ölünceye kadar da hizmet ederlerdi. Dışarıyla bağlantıları da onlar sağlar ve alışveriş yaparlardı.
Hagop Mıntzuri
Tarih Vakfı Yayınları, 4.Baskı 2002
İstibdat Dönemi. Avrupa'daki kimi hükümdarları (örneğin, Prusya Kralı II. Friedrich) örnek alan ve temel yaklaşımı, "halk bilmez, gören ve bilen hükümdarlardır" olan II. Abdülhamit'in saltanatının 1878-1908 yılları arasındaki monarşi dönemi. istibdadın belirgin özellikleri, hafiyelik, sansür, halk arasında uyandırılan korku ve özgürlüklerin geniş ölçüde kısıtlanması, her şeyin, padişahın istediği yönde yürütülmesidir.
Hagop Mıntzuri
Tarih Vakfı Yayınları, 4.Baskı 2002
Fırında ekmek satılmazdı. Şimdiki gibi fırına gidip ekmek almak hiç yoktu. Bakkallarda da ekmek satılmazdı. Ekmekler mahallelere ve varoşlara, müşterilerin evlerine kadar götürülürdü. Hem de veresiye! Ekmekler, küçük ekmek torbalarına konurdu. Çetele dediğimiz tahta çubuklara da kaç ekmek verildiği çizilirdi. Ekmek paraları, hafta başı, iki haftada bir veya aybaşında ödenirdi. Ekmekleri dağıtanlar tablakârdı. Fırının ahırı ve atı vardı. Biz altı at besliyorduk. Ekmekleri çifte sepetlerle atlara yüklerdik. Her ata iki yüz - iki yüz elli ekmek düşerdi. Bunu, biz Armudanlılar ile Arnavutlar yapıyorduk.
Hagop Mıntzuri
Tarih Vakfı Yayınları, 4.Baskı 2002
Musa Çavuş, mektuplarını yazdığım için günde birkaç kez bana çay verirdi. Bir gün mektup gelmiş. Ben orada yoktum, okuyacak kimse bulamamışlar. Saraylı ağalar da okuma bilmezlerdi. Bizim fırın, yanımızdaki kahvehane, Kahvecibaşı Süleyman Efendi'ye ait olduğundan bütün saraylılar oraya gelirlerdi. Yorgancıbaşı Ahmet Bey, fırının bitişiğindeki Rüştiye'den torununu getirtmiş. O da mektubu okuyamamış. Döner dönmez beni çağırdılar. Mektup, Azbıderli Dursun Hoca'nın yazısıydı. Onun eğik büğük yazısına o kadar alışıktım ki bir defada, hiç durmadan okuyuverdim. Kahvedeki herkes beğendi okumamı. Dârüssaade-i Şerife 13 haremağalarından ve içoğlanlarından ince vücutlu, uzun, çok uzun boylu Abdülgani Ağa, hadım edilmişlerin kadınsı sesiyle, "Olan Agop, yazık ki Armenisin. Müslüman olaydın, seni Sarayın Kur'an hafızı yapardım" dedi. Bu Dârüssaade-i Şerife, sarayın haremine verilen addı.
Hagop Mıntzuri
Tarih Vakfı Yayınları, 4.Baskı 2002
Hasan Paşa sultanın güvendiği tek kişi, Yıldız'ın gece koruyucusu, görevini yapmış olarak abanozdan kalın arabasıyla kendi adıyla anılan karakoluna döndü. Tek bir çizgide on iki asker-polisin başında durdu. Arka arkaya gelen erkana, "Selam dur!" diye emrettikçe tüfeklerini kaldırıp selama durdular. Karakolun salonunda misafirleri kabul etti. Türkçe bir kelime bilmeyen, asker-polis olmayan, sultanın beyaz takkeli mor poturlu Arnavut devriyeleri bizim çarşının üst kısmını doldurdu. Yine, asker-polis olmayan, Türkçe bilmeyen, kırmızı şalvarlı, yeşil sarıklı, sultanın Arap devriyeleri de caddeyi doldurdular. Yalnız Türklerden oluşan ve uzun boylu askerlerden seçilmiş sultanın muhafızları göğüslerinde imparatorluğun ihtişamlı nişanları olduğu halde geniş bir çember meydana getirerek Arnavut ve Arap devriyelerin önünde yer aldılar. Cami meydanının soluna doğru saray arabaları gelip dizildiler. Caddenin uzaktaki dönemecinden önce bando sesi duyuldu, saltanat alayı ve arkadan dört atlı arabasında, Aziziye fesiyle Haşmetmeab Abdülhamit Han göründü.
Hagop Mıntzuri
Tarih Vakfı Yayınları, 4.Baskı 2002
Tramvayları, iri yapılı uzun bacaklı Macar atları -kadanalar- çekerdi. Arabacının yanında "da... daa" diye borusunu çalan bir borazancı vardı. Halkı hattan uzaklaştırıp yol verdirmek için uyarırdı. İki katlı olan tramvayların üst katı bir, alt katı iki kuruştu. Alt kat "mevki" ydi. Bir perdeyle haremi ayrılmıştı. Çift atlı arabalar da vardı ama sayıları azdı: Fayton ve kupa. Kupa, iki pencereli kare bir sandık gibiydi.
Hagop Mıntzuri
Tarih Vakfı Yayınları, 4.Baskı 2002
Kaldırım yoktu. Halk sokakların ortasından yürürdü. "Ayy!.. Ayy!.. Oğul?" diye bağırırdı çocuklu bir hanım; "Şimdi bizi çiğneyeceksiniz!" Hanımın yüzü örtülü feraceli... Genç mi, yaşlı mı, dikliğinden, iki büklümlüğünden, yürüyüşünden anlaşılmalı. "Hanım destur! Varda! Bağırdık, siz de biraz dikkatli olun!" derdi, işçiler. "Biz niye dikkat edecekmişiz? Siz dikkat ediniz!" diye karşılık verirdi hanım. İşçiler hanıma bağırırlardı ama, erkekler kadınlara alçak sesle küfrederlerdi ki onlar duymasınlar.
Hagop Mıntzuri
Tarih Vakfı Yayınları, 4.Baskı 2002

Kitabın basım bilgileri

Adı:
İstanbul Anıları
Baskı tarihi:
Kasım 2017
Sayfa sayısı:
256
Format:
Karton kapak
ISBN:
9786052100028
Çeviri:
Silva Kuyumcuyan
Dil:
Türkçe
Ülke:
Türkiye
Yayınevi:
Aras Yayıncılık
Usta öykücü Hagop Mıntzuri’nin 1897-1940 yıllarını kapsayan bu anıları, imparatorluğun son yıllarından cumhuriyetin başlangıcına uzanan, İstanbul’un çoktan mazi olmuş dönemine tanıklık ediyor. Köyü Armıdan’dan ailesiyle birlikte İstanbul’a fırıncılık yapmaya gelen çocuk yaştaki Mıntzuri, Osmanlı İmparatorluğu’ndaki günlük yaşamı, Beşiktaş ve Hisar’daki fırınlarının etrafındaki Türk, Ermeni, Makedon, Rum, Arnavut esnafı, Cuma Selamlığı’nda gördüğü padişahları, ekmek vermeye gittiği haremli selamlıklı köşkleri, Galata’yı, Pera’yı, Boğaz’ı ve o hattaki semtleri anlatıyor. École Français, Getronagan ve Robert Kolej gibi okullarda okuyan Mıntzuri’nin okula gidip gelirken veya sınıf arkadaşlarıyla yaşadığı maceralar ise 20. yüzyılın başlarında İstanbul’da çocuk olmaya dair naif bir hikâye sunuyor.

İstanbul macerasını kendi isteğiyle sonlandırarak köyü Armudan’a dönen ve burada kışları öğretmenlikle, yazlarıysa tarlasıyla uğraşan Mıntzuri bir dizi tesadüf ve Birinci Dünya Savaşı’nın patlak vermesi sonucunda kendini yeniden İstanbul’da buluyor, ve bu da kitabın Cumhuriyet sonrası İstanbul’unu anlatan ikinci kısmını oluşturuyor.

Bu baskı, ilk kez 1993 yılında Tarih Vakfı Yurt Yayınları tarafından yayımlanmış olan kitabın revize edilmiş halidir.



(Tanıtım Bülteninden)

Kitabı okuyanlar 9 okur

  • Tolstoy
  • Uzay Sanrı
  • Kevser
  • Mehmet Sait Temizsoy
  • F.A
  • Beyperas.
  • Talar Karanfiloğlu
  • Akın Ayyıldız
  • OVSANNA GOBOYAN

Kitap istatistikleri

Okur puanlamaları

10
%20 (1)
9
%20 (1)
8
%20 (1)
7
%20 (1)
6
%20 (1)
5
%0
4
%0
3
%0
2
%0
1
%0