Puan vermedi·207 syf.··
2022 44. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2022 00:29
Şahsi fikrim dolayısıyla özel mektuplara dayanan edebi metinleri okumayı çok tercih etmezdim. Kişi hangi koşulda ve niyette yayımlarsa yayımlasın sanki birinin özel alanına girmek, birinin hayatına gereksiz yere dahil olmak gibi gelirdi. Tahkiyeli metin dışında, birinin doğrudan özel hayatını ele veren satırları okumak müsaade edilmiş dahi olsa mahrem gibi hissederdim.Bu sebeple çıktığında epey yankı uyandıran kitabı şairin düşünce dünyasını merak etsem de almamayı tercih ettim. Fakat meslekî alanım sebebiyle bir noktada bilgi sahibi olma ihtiyacı hissettim. Sonuç; iki yıl önce aldığım kitabı birkaç sayfa okuyup aynı kararsızlıklarla bugüne kadar bekletip nihayete erdirmek oldu. Bazı kitapların da kaderinde beklemek var sanırım. Eser hakkında yazılmış incelemeleri okuduğumda geneli "Voov aşka bak,sevdaya bak,ne büyük sevda,ne muazzam duygular vs" şeklinde klasik methiyeler ile kurulu. Evet,büyük şairler büyük sever.. Ama her insanın sevdası kendi muhayyilesi,kendi hissiyatı ölçüsünde büyüktür. Şair de sevmiş,kalbinden tüm hücrelerine değin hissederek,kalp ağrısını taa ciğerlerinde çekene dek belki de... Bazı satırlar çok dokunaklı ve derin, bazı satırlar çok sıradışı ve çılgınca; bazı cümleler çok güçlü,bazıları çok güçsüz,çaresiz...(Bunların bazılarını alıntılarla örnekledim) Çareyi,çaresizliği,hasreti,acımayı,sitemi,isyanı,nefreti vs pek çok duyguyu fazlasıyla çıkarımsayabilirsiniz. Toplumcu-gercekçi bir şair olması sebebiyle tarzını en duygulu ifadelerde bile belli etmiş. O yüzden çok şaşırtmadı beni. Kendisiyle ilgili var olan ön bilgilerimde olumlu/olumsuz anlamda değişmeler oldu. Her koşulda kararlı ve istikrarlı oluşu,fedakârlıktan çekinmeyen cesur duruşu,kendi dizelerini bile sevdiğinin adı ile neşredecek kadar sahip olduğu yeteneğe tamah etmeyişi vs etkileyiciydi. Sınırsız bir bekleme ve hasret var anlıyorsunuz. Başka bir açıdan ise sevdiği karşısında kendi benliğini yerden yere vurması,karşısındaki kişiyi ilâhlaştırması(!),olağandışı özellikler atfetmesi,bir noktadan sonra kendisinin de fark etmiş olduğu kadar ısrarcı ve bunaltıcı tekrara düşmesi zaman zaman eserden kopmama,sıkılmama sebep oldu. E bunlar aşkta olağan şeyler denilebilir.Sevgide ve aşkta fazla tabu,insanın kendi benlik saygısını yerle bir edebilir. Bu sebeple ben satırlarda derin ama derin olduğu kadar da ölçüsüz bir tutku buldum. Tabi her şeyi daha iyi anlayabilmek için şairin içinde bulunduğu konumu,sürgün sürecini,sosyal çevresinde yaşadığı sıkıntıları da düşünmek lazım. Fazlasıyla argo ifadeler kullanması da belli bir noktadan sonra sıktı.Dolayısıyla etkisinden çıkamayacağım bir kitap olmadı benim için. Leylâ Erbil,Tezer Özlü'nün kendisine yazdığı mektupları da kitaplaştırmıştı. Bu mektupları da ölünce yayımlansın isterken fikir değiştirip açığa çıkmasını istemiş; fakat kitaplaştırıldığını göremeden vefat etmiş. Kendisinin Ahmed Arif'e yazdığı mektupları muhtemelen Arif kendisine yakışan şekilde imha etmiştir. Keşke Leyla Erbil de mi etseydi acaba diye düşünüyorum. Ahmet Arif'in şiirleri bu sevdanın apaçık itirafçısıyken mektupları yayımlamaya gerek var mıydı? Vardı ya da yoktu,uzun mevzu... Sevgiler... Leylim Leylim
Edebiyat
Leylim LeylimAhmed Arif · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201318,7bin okunma
·
212 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.