·200 syf.··Beğendi
···Okunma: 31 Temmuz 2022 19:16 12 Aralık 2021'de yazarın imza gününe katılmıştım. Kitaplarımı imzalarken kendisiyle ufak bir sohbetimiz olmuştu. Kendisine öykülerinde Çanakkale ve Balıkesir taraflarını seçmesinin sebebini orada doğup büyümesine bağladığımı söylemiştim. Bu güzide yazarımız da kurbağanın dünyayı yaşadığı kuyunun ağzından gördüğü gökyüzü kadar bildiğini söyledi.
Sait Faik'ten başka bir hikayeci yazarımıza hiç şans vermezdim. Mahir Ünsal'ın ilk kitabını okuduğum zaman, işte bu Sait Faik tadını alıyorum demiştim. Verdiği bu Edebi zevkle dimağıma taht kurmuş olan bu yazarımız, imza gününde verdiği cevapla kendisine olan hayranlığımı pekiştirdi.
Şimdiye kadar yazarın bütün okuduğum kitapları öykü kitaplarıydı. Romanını görünce, bir öykücünün romanını okumanın heyecanıyla elime aldım. Ve dünya, koskocaman bu mavi yeşil yerküre bir kayısı kadar küçülüp, bu kitabın içine sığmış.
Dünya Bu Kadar üç kısımdan oluşuyor. Üç kısımda da bir ikindi kahvaltısında Güneş isminde biri bekleniyor. O ikindi kahvaltılarında bir karakterin hikayesi anlatılmaya başlanıyor ve sonra o karakterin hikayesinde geçen başka bir karakterin hikayesine atlanıyor ve yazım biçimi bu şekilde devam ediyor, dolayısıyla da karakter sayısı fazla oluyor.
Bu karakter çokluğu asla okuru korkutmamalı. Bu karakterlerin yolları bir yerlerde kesişerek romanın bütünlüğü sağlanıyor. Tabii bunca karakterin altında ülkemizin bütün sorunlarına ve tarihi geçmişine bir kez daha şahit oluyoruz. Her karakter kendi hikayesini diğer karaktere katarak, bir öyküler zincirini oluşturarak Dünya Bu Kadar romanını meydana getiriyor.
Sevgili okurlar dünya işte bu kadar, hayat hikayelerimizin birbirine geçmesiyle oluşan, bir kayısı kadar, bir kurbağanın gökyüzünü gördüğü kadar, küçücük bir meseledir.
Edebiyatımız için çok önemli bir kalem olan Mahir Ünsal Eriş öykücü kimliğiyle bizlere harika bir roman sunuyor, benim tavsiyem dünyayı gözünüzde daha fazla büyütmeden onu küçültüp cebinize koymanızdır...