·779 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Ağustos 2021 17:52 Merhabalar. Bugün sizlere Dostoyevski'in Budala adlı romanını yorumlayacağım.
Öncelikle romanın adının neden Budala olduğuna bakalım. Ana karkterimiz Prens Mişkin'in çok iyi niyetli, temiz kalpli biri olması üzerine etrafında ki insanların onun için kullandığı bir kelime.
Diğer yandan Mişkin tıpkı Dostoyevski gibi sara hastasıdır. Mişkin geçirdiği sara krızleri sonrasında kendini toparlama sürecinde kendini insandan çok aşağı bir varlık olarak görür. Bu dönemlerde kendinu budala olarak tanımlar.
Romanın adını olmuşturan iki ana etmen bu. Ama bir noktada benim kafam karışıyor. Dostoyevski çok inançlı bir insandı. Romanlarında Hıristiyanlık vr İsa güzellemelerini hep okuyoruz. Bu romanıda böyle. Hatta Mişkin ve İsa arasında doğrudan bağlantı kurduğu nokta var.
İsa güzellemesi yapılan bir karaktere "budala" tanımını neden koydu acaba? Okuduğum süre boyumca hep bu kafamı kurcaladı.
Yine diğer romanlarında gördüğüm Rus toplumu ve Türk toplumunun birçok ortak paydası gözüme çarptı. Kadınlara bakış açısı, çocuklara bakış açısı, kader inancı, dini yaşam biçimi gibi birçok noktada o dönem ki Rusya'sı ile ortak noktalarımız var.
Romana dair gözlemlediğim şeyleri sizlere aktardım. Romanın kurgusuna ve içeriğine bilerek çok girmedim çünkü Budala hakkında binlerce yorum var, onları okuyarak içeriğine dair bilgi alabilirsiniz.
Teşekkürler, iyi okumalar.