Gönderi

Puan vermedi·128 syf.··
2022 25. kitabı
Yazıma öncelikle bu kitabı okumayı bu kadar geciktirdiğim için kendime biraz sitem ederek başlamak istiyorum. Ama bir yandan kendime bu konuda hak vermeden de geçmeyeceğim. Sayfa sayısı bir hayli küçük olsa da anlattıkları, hissettirdikleri gerçekten çok yoğun. Sindirilmesi gerçekten biraz zor. Üstüne bir şişe Beypazarı açıp oturup duvarı izlerken saatlerce düşünmek gerekiyor galiba bu eser üzerine. Konusunu kısa şekilde ele alacak olursam. Günlük hayatında varoluş, öz ve amaç problemi yaşayan Zebercet’in oteline bir kadının gelmesiyle başlıyor aslında olaylar. Bir noktada Pandora’nın kutusu açılıyor, bastrılmış veya yaşanmamış her duygu birer birer gün yüzüne çıkıyor adeta. Yazar beni bu konuda gerçekten inanılmaz etkiledi. Yaşanan belki 1 saniyelik bir an üzerine kurulan bu kadar düşünce, bu kadar fantezi ancak bu kadar güzel okura aktarılabilirdi. İliğine kadar platonik bir olaydan yazar bize bir diyalaog kurdu, bir tiyatro sergiledi. Gerçekten inanılmaz etkileyiciydi. Hikâye bu kadınla ortaya çıkan her bastırılmış duygunun olaylar silsileleri ardından bambaşka bir kadının ölümüyle farklı bir boyut kazanmaya başlıyor. Bu noktada hikâyeye çok güçlü yeni bir duygu giriyor. Pişmanlık… Vicdan geçmiş olaylarla süsleniyor ve iyice melankolik bir durum alıyor hikâye. Karşımıza çıkan her olayda her karakterde zebercet kendine bir rol kesiyor ve bu pişmanlık duygusu bir çığ gibi büyüyor. Bu ikinci partta eserden inanılmaz derecede Dostoyevski ezgileri alıyoruz. En sonunda kadının öldürüldüğü odada ana karakterimizin bir ipin ucundaki kellesiyle intiharıyla eseri noktalıyoruz. Sadece kelimelere nokta koyuyoruz aslında. Etkisi, hissettirdikleri gerçekten uzun bir süre noktayı hak etmeyecek gibi. Okurken insan ister istemez Zebercetle ortak bir nokta aramadan, kendisini onun yerine koymadan edemiyor. Her insanın bir Pandora kutusu vardır ve insanoğluna başkalarının sırları ve utançları üzerinden bu kutuyu açması hep en kolay yöntem gelir. Böyle değil miyiz hepimiz? Bir günah keçisi işimize geliyor. Bu bazen bir arkadaşımız oluyor bazen de kelimelerin can verdiği bir kitap karakteri. Son zamanlarda okuduğum romanlar arasında yazarın işlemek istediği bir duyguyu, pişmanlığı, yalnızlığı bu kadar güçlü hissettiğim bir kitap hatırlamıyorum. Şimdiden uyarıyorum gerçekten kötü hissediyorsunuz ve sayfaları sil baştan çekip tekrar tekrar okumak istiyorsunuz. Bu duyguyu sömürmek istiyorsunuz. Zebercetin bu hikayesine giren her karakter iz bırakıyor, bir tat bırakıyor zeberceti sona adeta hazırlıyorlar. Aslında en sevdiğim kısımlardan birisi de bu oldu. Kitaptaki çoğu karakter belki toplasanız 3 satır cümle anca kurabildi ama zebercetin hikayesine gerçekten çok derin izler bıraktılar. Aklımda kalan çok fazla kesit var galiba benim için şu enim diyemeyeceğim. Kedi kısmında da tüylerim diken diken oldu. Ortalıkçı kadının son nefesinde zaman geçmek bilmedi adeta. Zebercet ve Ekrem bölümünde zebercetle birlikte bastırılmış her şeyi gün yüzüne döktük. Çoğum bölüm benim için en idi adeta. Gelmesen ölürdüm diyen zebercetin, aslında gerçekten yaşan bir ölü olduğunu kanıtladık bu eserle hep birlikte hem de tavandan sallanan bir iple. Bize de okuyalım okutturalım demek düşüyor o zaman sadece. Anayurt Oteli Yusuf Atılgan Pınar
1000Kitap
Anayurt OteliYusuf Atılgan · Can Yayınları · 202337bin okunma
·
183 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.