Güzide Sabri Aygün'ün "Ölmüş bir kadının evrak-ı metrukesi"nin yayınlanmasından 18 yıl sonra yazdığı devam kitabı.
En başında Nihat'ın da dediği gibi "Çok garip tesadüf"ler çevresinde gelişen olayları anlatan romanın baş kahramanı; Fikret'in kızı Nedret.
Önceden de aşina olduğumuz "çiftlik" için açılmış veraset davası ve artık genç kız olmuş Nedret'in annesi ile babasının yadigarına sahip çıkmaya çalışmasıyla başlıyor her şey.
Çiftlik, Fikret'in günlüğü ve Nedret'in ilk kez tanışacağı akrabaları sayesinde sık sık geçmişe geçit açılıyor ve bir süre "Tarih tekerrür mü edecek, Nedret annesinin kaderini mi yaşayacak?" sorusuna cevap arıyoruz.
Sonu aslında daha en başından çok bariz belli olsa da; yine Güzide Sabri Aygün'ün akıcı anlatımı ve güzel tasvirleri sayesinde okurken hiç bunaltmıyor.
Nostalji ve dram bağımlılarının bayılacağı, pek sevmeyenlerinse en azından hoş vakit geçirebileceği bir kitap.