·96 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Haziran 2022 00:00 "Sevgili Kardeşim, içimden geçen bu düşünceleri sana ithaf ediyorum..." diye başlayan Mısırlı yazar, düşünür ve müfessir merhum Seyyid Kutub'un hapishane günlerinde kız kardeşi Emine Kutub'a gönderdiği 17 mektuptan oluşan 95 sayfalık kısa, bir solukta okunacak ama yoğun ve her satırı paylaşılacak kadar anlamlı mükemmel bir kitapla geldim bugün.
Hani bazı kitaplar vardır içinde alıntı yapılacak cümlelere rast gelmek hayli zor olur...Bazı kitaplar da vardır alti çizilmeden geçilmeyen, alıntı yapamayacağınız yeri yoktur.İste bu kitap öyle bir kitap.Beyan yayınlarından çıkan 95 sayfalık Arapça aslıyla birlikte yayınlanan Türkçesi 47 sayfacık kısa ama yoğun anlamlı bir kitap "Ruhun Sevinci."
Hapiste iken kız kardeşine yazdığı ama tüm insanlığın faydalanabileceği yüce gayeler içeren, duyguları terbiye eden, kalpleri yumuşatan, gayretleri eyleme dönüştürmeye teşvik eden mükemmel bir başucu kitabı...
İçerik hakkında bilgi vermek kitaptan harika alıntıları paylaşmak için sabırsızlanıyorum ama kitabın yazarı merhum Seyyid Kutub'u tanımanız açısından sadece idamına yakın mahkeme salonunda söylediği sözü ve kendisinden Kelime-i Şehadet getirmesi istenirken verdiği cevabı burada belirtmek istiyorum.Zaten bu iki anektod onu tanimayanlar için mükemmel birer ayrıntı olacaktır.
Merhum kendisi hakkında verilen idam hükmünü öğrendikten sonra tarihe not düşülecek şu sözleri sarf etmiştir.
"Eğer Allah kanunu ile mahkûm edilmişsem ben Hakk'ın hükmüne razıyım. Eğer batıl kanunlarla mahkûm olmuşsam ondan çok daha üstün bir düşünceye sahip olduğum için batıldan ve münafıklardan merhamet dilemem. Allah'a şükürler olsun ki on beş sene cihad ettikten sonra bu mertebeye ulaştım. Ben Allah yolunda yaptığım iş için asla özür dilemem. Namazda Allah'ın birliğine şehadet eden parmağım asla bir tağutun hükmünü onaylayan tek bir harf bile yazmayacaktır"
İdam sehpasına götürülürken kendisinden Kelime-i Şehadet getirmesi istendiğinde verdiği cevabı da burada belirtmek isterim.
Seyyid Kutup idam sehpasına götürülürken bir Ezher müftüsü de kelime-i şehadet getirmesi için yanında gider, Müftü: Ölmeden önce kelime-i Şehadet getir Seyyid Kutub: Sen bu komediyi tamamlayan son figürmüsün? Sen o dediğin kelime ile ekmek yiyorsun, o kelimeyi söylediğin için Ezher'de sana maaş veriyorlar. Bense O kelime için ipe çekiliyorum...
Kitabın ilk cümlesiyle başladığım incelemeyi yine kitabın son cümlesi ile bitirirken mutlaka okunacaklar listesine dahil etmeniz gereken bir kitap olduğunu yeniden belirterek herkese keyifli okumalar diliyorum.Kitapla ve sevgiyle kalın...
"Artık ölümden korkmuyorum,şimdi gelse bile!
Gücüm nispetinde iyilerden olmaya gayret ettim.Hatalarimdan ve yanlışlarımdan dolayı da pişmanım.Bu konuda Allah' a tevekkül ediyor, bunlardan dolayı rahmetini ve affını diliyorum.Cezalandırmasından dolayı da kaygılı değilim.Cünkü ben cezalandırılmasının hak;karşılığının da adil olduğuna inanıyorum.Hayır olsun, şer olsun amellerimin hak ettiği sorumluluğu yüklenmeye kendimi hazırladım.Bu sebeple, hesap günü hatalarımdan dolayı cezalandırılmak beni üzmez."
KİTAPTAN ALINTILAR
"Artık ölümden korkmuyorum, şimdi gelse bile!Çünkü gücüm nispetinde yapabileceğimi yaptım.Eğer yaşarsam yapmak istediğim çok şey var.Ama yapamazsam üzüntüden kahrolmayacağım.Çünkü başkaları bunu gerçekleştirecektir.Zira bekayı hak eden fikirlerin ölmeyeceğine inanıyorum.Ben, bu yaratılışı gözeten ilahi takdirin, sağlam fikirlerin ölümüne izin vermeyeceğine eminim."
"Hayat,diri olan Allah'ın gücüyle sürekli akmakta ve ilerlemektedir."
"Hayatı sadece kendimiz için yaşadığımız zaman, bize kısa ve sönük görünür.Anlamaya başladığımız an ile başlayan ve sınırlı ömrümüzün bitişiyle de son bulan kısacık bir hayat!"
"Ancak başkası için, yani bir fikir için yaşadığımızda ise hayat, uzun ve anlamlı görünür.Bu durumda o, insanlığın hayata başladığı an ile başlar, ölümden sonra da devam eder.Bu durumda ferdi ömrümüzün gayretinden kat kat daha fazlasını kazanmış oluruz.Bu kazanç, gerçek bir kazanç olup bir kuruntudan ibaret değildir.Hayatin bu şekilde anlamlandırılması günlerimizi, saatlerimizi ve yaşadığımız ana karşı sorumluluk bilincimiz ziyadesiyle fazlalaştıracaktır."
" Hayat,yılların sayısına göre değil,şuurun değeriyle yaşanır.Her ne kadar realistler bu durumu bir kuruntu olarak görse de bu onların tüm gerçeklerinden daha doğru bir hakikattir.Çünkü hayat, insanı ona karşı duyduğu şuurdan koparırsan, gerçek manada onu hayattan koparmış olursun.Öte yandan insan, hayatını daha çok anlamaya başladığını hissettiği an, hayatı kat kat yaşamış olacaktır.Bana göründüğü kadarıyla bu durum, tartışmaya gerek bırakmayacak kadar açıktır!"
" Biz başkaları için yaşamaya başladığımızda bu hayatı kendimiz için dolu dolu yaşamış olacağız.Başkalarına karşı hislerimizi artirdigimiz ölçüde hayatımıza yönelik iyilikleri artıracak ve nihayetinde bu hayatı artırarak yaşamış olacağız."
" Kötülük tohumu çabucak büyüse de;meyveyi veren hayırlı tohumdur.Kötülük tohumu, boşlukta hızlıca yükselir, toprağın derinliklerine kök salmaz.Boylece ışık ve havayı iyilik ağacından gizler.Buna karşılık iyilik ağacı ise, yavaş gelişimi içerisinde ilerlemektedir.Zira toprağın derinliklerine uzanan kökleri hava ve sıcaklık ihtiyacını karşılar."
" Kötülük tohumu çabucak büyüse de;meyveyi veren hayırlı tohumdur.Kötülük tohumu, boşlukta hızlıca yükselir, toprağın derinliklerine kök salmaz.Boylece ışık ve havayı iyilik ağacından gizler.Buna karşılık iyilik ağacı ise, yavaş gelişimi içerisinde ilerlemektedir.Zira toprağın derinliklerine uzanan kökleri hava ve sıcaklık ihtiyacını karşılar."
"Her insanda, iyi bir sözü hak edecek iyi bir yön ve güzel bir meziyet vardır.Ancak nefislerimize sevgi tohumu ekmeden bu gerçeği göremeyiz."
"Yürümede zorlanan çocuk, kendisine destek olan eli iter!"
"Hakikatleri anlamamız ile idrak etmemiz arasındaki fark gerçekten büyüktür.Birincisi ilim, ikincisi marifettir."
"Her yaşamış fikir, insanın kalbini beslemiştir!Bu mukaddes gıdadan beslenmeyen fikirler ise ölü doğmuştur, beşeriyeti bir fersah bile ileri götürmemiştir."
"Kötü bir yöntemle yüce bir gayeye ulaşabilmemizi düşünmem zordur!Yüce gayeler ancak temiz bir kalpte canlanır.Böyle bir kalp nasıl olur da kötü bir yöntemi kullanmaya tahammül eder?Böyle bir gayeye nasıl yönelebilir?Kıyıya geçmek için çamurlu bir yoldan yürürsek kıyıya vardığımızda kirlenmemiz kaçınılmazdır.Çamurlu yol, ayaklarımızda, ve yürüdüğümüz yerlerde izlerini bırakacağı gibi kötü yöntemleri kullandığımızda da aynı durum söz konusu olacaktır.Kir, ruhlarımıza ve ulaştığımız hedefte izlerini gösterecektir."
"Ruha göre araç, amacın bir parçasıdır.Ruh aleminde bu farklılıklar ve bölünmeler yoktur.İnsanın bilinci, temiz bir amaç hissettiği zaman buna ulaşmak için kötü bir yönteme tahammül etmez.Aslinda fıtratı gereği böyle bir yöntemi kullanmaya yonelmez. "Amaca giden her yol mübahtır!" anlayışı Batı',nin büyük hikmetidir!Zira Batı, zihniyle yaşar.Zihin dünyasında ise araç ve amaç arasında bölünmüşlük ve farklılıklar bulunabilir."
"Tecrübeyle öğrendim ki, bu hayatta başkalarının kalplerine riza ve teselli, güven ya da ümit yahut mutluluk yerleştirdiğimiz zamanlarda duyduğumuz o hoş ve mutluluk verici duygunun yerini hiçbir şey tutamaz.Bu semavi bir lezzet olup, yeryüzüyle ilgili bir durum değildir.Bu tertemiz semavi bir fıtratın, içimize yansımasıdır. Dışarıdan gelen bir beklenti içerisinde olmaz.Bunun karşılığı kendi içindedir!"
" Artık ölümden korkmuyorum, şimdi gelse bile!Ben bu hayattan çok şey aldım.Aldim derken verdim demeyi kast ediyorum!Bazen verme ve alma arasında bir fark bulmak zordur.Zira ikisi de ruh aleminde tek bir anlam ifade eder!Ben her verdiğimde aynı şekilde aldım.Bununla birinin bana bir şey verdiğini kast etmiyorum.Demek istediğim, verdiğim şeylerin aynısını almamdir, zira bir şey verirken hissettiğim sevinç, bir şey alanların hissettiği sevinçten az değildir."
"Artık ölümden korkmuyorum,şimdi gelse bile!
Gücüm nispetinde iyilerden olmaya gayret ettim.Hatalarimdan ve yanlışlarımdan dolayı da pişmanım.Bu konuda Allah' a tevekkül ediyor, bunlardan dolayı rahmetini ve affını diliyorum.Cezalandırmasından dolayı da kaygılı değilim.Cünkü ben cezalandırılmasının hak;karşılığının da adil olduğuna inanıyorum.Hayır olsun, şer olsun amellerimin hak ettiği sorumluluğu yüklenmeye kendimi hazırladım.Bu sebeple, hesap günü hatalarımdan dolayı cezalandırılmak beni üzmez."