Herkesten bir Parça: Bozkırkurdu
9/10
·210 syf.··
Beğendi
·
2022 7. kitabı
Içsel yolculuklu kitaplar hep cazip gelmistir acaba bizi nereye götürecek diye merak içinde oluruz. O güçlü diyalogları, tartışmaları, ani bir farkındalık yaratacak hayattan çıkarımlar.. Başlamadan önce de beni hep bunlar cezbetti. Hayati, benliğimizi, ruhumuzu anlamanın sonu gelmiyor. Her ne kadar uzak kalmaya çalışsak da yine farklı bir pencereden yeni bir sorgulamaya itiyor okuduklarımız ve anlamaya çalıştıklarımız. Zihnimizdeki o çırpınışların, karmaşıklığın, varolmanın boşluğu, adını koyamadığımız daha birçok duygu ve düşünce düğümü sanki o satırlarda varmış ve yıllardır aradığın şey onlarmış gibi sıkı sıkı sarılıyor hissettim kitaba ve kitaplara. Harf ve değer bulmuş hâli vardı sanki. Sonra şunu düşündüm; ben bunları yazabilseydim, düşündüklerim anlamlı olsaydı ben yine bir Bozkırkurdu gibi hisseder, onun kadar bocalardim yine. Biraz kitaba dönersek de şunları ifade edebilirim kendimce; sorgulama, bilme, öğrenme, ya da hayatın bir düşünür rolü yüklemesi, sanatçı kişiliğine bürünme, kendince kutsal değerler edinme birçok yaşam becerilerini altında ezen güçler aslında. Harry'nin (Bozkırkurdu) insanlarla günlük sohbet kuramaması, zihnini boşaltamaması, dans edememesi, günlük muhabbetin çok altında kalması aydın ve düşünür kişiliğinin gerçek hayatla bir dengede olmaması ile örneklendirilebilir. Tek bir standarti kabul etmiyor Harry, aksine hayat bu kadar derinken, zihnimiz bu kadar düşünce (karamsar ya da yaratıcı) üretebiliyorken insanların hayatın akışındaki o basit düzlemde olması Harry için uyum sağlaması korkunç yazgıydı. Hayatın basit akışına kaptırmak ondan kendisini, düşünür ve inançlı kimliğini çalmak gibi bi şeydi. Hermine ile Goethe'nin resmi üzerine olan konuşmalarında aslında Hermine'nin onu anlayamayacağını düşünen Harry, Hermine'nin sanatsal olmayan bir bakış açısıyla onun ne düşündüğünü, sezdiğini, yaşam becerilerinin düşünür kimliğinin çok gerisinde kaldığını, Harry gibilerinin kendisi gibi olmayanları orijinallikten ve entelektüel biriminden uzak olduğunu saptamasiyla Harry büsbütün bir şok geçirir. Aralarında gelişen bu tuhaf ama gerekli dostluk birkaç olayı beraberinde getirir. Mutlu olmaktan korkan Harry içindeki Bozkırkurdu ile sürekli savaş halindedir. Bir yandan yaşamını bütünlük içinde tasarlamaya çalışır -yani içinde bir insan bulur - diğer bi yanı yontamadıgi kişiliği Bozkırkurdu ile çelişki içindedir. Hayatın rutinine, akışına, insanlara uymayı bir nevi riyakarlik sayan, dış dünyasının bunu 'kibir' saydığı ama aslında içinde kibir barındırmayan kökleşememiş bir birey. Hayatın homojenligine katlanamamasi aslında haklı bir isyan, ama ne garip ki hepimiz ne kadar memnun olmasak da kendimizi buna kaptırıp yaşıyoruz. Çünkü aksi daha zordur, ki Bozkırkurdu bunu okura en iyi şekilde gösteriyor zaten. Burjuvaziye direnen yapısı onun yüksek bir bireyselleşme noktasına taşır ta ki Hermine ona hayatını kolaylaştıracak yaşam becerilerini kazandırana kadar. Zevkin, mutluluğun, dans etmenin de bireyselleşmenin bir parçası olduğunu anlasa da aslında Harry değişim sancıları da yaşadı. Mutluyken mutlu olmaktan koktuğunu dile getirdi. Bozkırkurdu, ontolojik bir karmaşanın en güzel örneklerinden biri bence. Entelektüel dünyanın hiç de göründüğü kadar cazip olmadığını, aydın kisiliginin de bazı becerilerin üstünü örttüğünü ve hayatı olduğu gibi yaşayan, zevkine, istegine göre, herhangi bir kitaba, alıntıya veya entel dünyaya bağlı kalmadan yaşayan insanları da yücelten ve iki dünya arasında bir köprü kuran muhteşem bir eser. Herman Hesse, insandaki bu bocalamayi ve kuruntulu yaşamı da okura sunmaya çalışmış. Iyi ki okudum, iyi ki sindirdim dediğim kitaplardan biri oldu. Bu kitabın adını geçirip örnek verdiği için arkadaşım Hikmet Çetin'e çok teşekkür ederim.
Edebiyat
BozkırkurduHermann Hesse · Yapı Kredi Yayınları · 20229,7bin okunma
·
101 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.