Herkese merhaba
Her okurun eline aldığı her kitabını sevdiği ne yazsa okurum dediği bir yazar vardır. benim tam iki tane. Biri Hugo biri de Dostoyevski. Kitap incelememe geçmeden yazar hakkında düşündüklerimi söylemem gerekiyor. Çünkü Dostoyevski'nin herhangi bir kitabını okumuş olsanız bile derinlerde hep onun varlığını hissedersiniz. Bunu ondan başkası yazamazdı dersiniz. O yüzdendir ki eserden evvel yazarına bakalım.
Dostoyevski' nin dili, tarzı ya da üretkenliği dışında beni asıl etkileyen "insan sevgisi noktasındaki derin bilgeliği. Bilgelik diyorum çünkü hiç öyle ağır, sulu romantikliklere girmeden içinden geldiği gibi yazması. Karakterleri önce tipleştirip eleştirir sonra da öyle bir betimler ki bir katili bile tüm dünyaya sevdirir. "tabi ki seveceğiz canım. bile de ne demek." noktasına getirir bizi. Yani kof bir sevgiden ziyade anlayışla yaklaştığımızda bir insanı ilmek ilmek çözdüğümüzde ona bambaşka bakarız bu da insan sevmekten çok insanlara kızmamayı, nefret etmemeyi öğretir bize. Bence bu da çok daha önemli zaten.
ben biraz daha anlatırsam susmayacağım gelelim "Ezinler"e. Adından da anlayacağımız üzere kitapta yoksul düşmüş ama bununla da kalmamış yoksul düştükleri için ve ahlaka, erdeme sahip oldukları için ezilen insanların yaşımdan bahsediyor diyebiliriz. Elbette ezilen varsa ezen de vardır. .
Bir ailenin yanında evlatlık olarak büyüyen Vanya'nın bakış açısıyla okuyoruz kitabı. Vanya bir yazar ve inanılmaz bir yüreğe sahip. Zira yolda durduk yere rastladığı bir yaşlı adamı gözlemlerken onun kimsesiz kalan torununa evine açıyor, yanına alıyor. bir yandan da Nataşa(birlikte büyüdüğü kız) ile ailesi arasında köprü görevini görmeye çalışıyor. Bir ara kitabı okurken Vanya'nın kendi ile ilgili hiçbir şey yapmadığını fark ettim. Ordan oraya koşup sevdiklerinin yanında olmaya çalışırken kendini bile unutmuştu.
Kurgu boyunca biz Vanya' nın sevdiği insanlara da sevmediği insanlara da nasıl bir görüş açısıyla baktığına şahit oluyoruz. insanların davranışlarını çözümleyip altında yatan sebepleri çok güzel bir şekilde ortaya çıkarıyor. Dolayısıyla bencillik duygusundan sıyrılıyor. Boşa dememiş Zweig Psikologların psikoloğu diye. Vanya kitap içinde yazarın kendisini simgeliyor keza düşündükleriyle bile bize bunu kanıtlıyor. Suç ve ceza ya da Karamazov Kardeşler kadar felsefik iniş çıkışları yok. Yer altından notlar kadar da sarsmaz bizi. Kurgu diğer Dostoyevski kitaplarına göre daha ön planda ve bu da kitabı daha kolay hazmetmemizi sağlamış. Daha kolay dedim diye basit bir okuma beklemeyin sakın, amann dikkat! Yine düşündürüp yine cevaplar aratacak bir kitap.
Ezilenler hem gözümüzden yaş akıtırken hem de kendimizi, çevremizi çözümlememizi sağlayacak bir yolculuk. Bence geç kalmadan bu yolculuğa çıkılmalı... Sadece Ezilenleri değil yazarın tüm kitaplarını okumamız gerektiğini düşünüyorum. Bu açıdan önerisi yapılacak bir kitap olarak görmüyorum Ezilenleri
Listenizde okuma motivasyonunuzu arttıracak kategorisine ekleyebilirsiniz.
Herkese keyifli okumalar diliyorummm... :))))))
Fyodor DostoyevskiEzilenler