#KızılVeba
Herkese merhabaa
Jack London ile geldim fakat fazla beğenmediğim bir kitabıyla desem hislerimi net bir şekilde belirtmiş olurum.Neden beğenmediğim konusunda öncelikle çokkk yüksek beklentiyle okudum çünkü çok popüler.Sonrasında salgın üzerine “körlük” kitabını okuduktan sonra başka bir şey beni kesmiyor.Son olarak da bizimde içinde bulunduğumuz bir pandemi dönemi yaşandı kitapta ki her şeyi birebir yaşamasak da bazı şeyler yabancı değildi ve şaşırtmadı.
Kitap 1912 de yayımlanıyor ve 2010’lu yılları anlatıyor.İnsanların 15 dk içinde öldüğü ölürken kızıl rengine döndükleri korkunç bir salgın.Kitabın ilk başlarında konuyu hemen kavrayamıyorsunuz ama sonra kitap akıyor.Jack London bu kitap da öngörüsü konusunda çok ön plana çıkıyor ve günümüzden bahsediyor.O dönemde yazı bile yokken..
Bu kısım bana biraz güzel geldi açıkcası.
Bu salgın insanları akılalmaz hale getiriyor,toplum tamamen ilkelliğe doğru sürükleniyor.Bu salgından çok az sayıda etkilenmeyen kişiler kalıyor bunların başında da hikayeyi anlatan Granser var.Torunlarına da hikayeyi anlatırken bizlerde okumuş oluyoruz.
Jack London okumayı seviyorum okumaya da devam edeceğim bu kitabı da çok merak eden varsa öneririm.
Ne fark ederdi ki zaten? Herkes ölüyordu nasıl olsa; iyisi de kötüsü de, güçlüsü de zayıfı da, hayata dört elle sarılanı da yaşamı aşağılayanı da... Herkes göçüp gidiyordu. Her şey göçüp gidiyordu.