Puan vermedi·192 syf.··
2022 18. kitabı
Bilinmez bir ülkeye gidip de gelmeyen ağabeyini bulmaya çıkan kız kardeşin mektupları üzerinden yeni bir dünya tasavvuru. 19 yaşındaki Anna Bulume geleceksiz bir şehri ya da bir ülkeyi anlatıyor. Ama başka bir gezegen veya çoğu distopyada olduğu gibi bir ada değil anlattığı ülke. Anna medeni bir ülkeden buraya ağabeyinin izini aramak için geçiyor. Ağabeyini aramaya geldiği bu bilinmez ülkede insanlar artık çocuk doğurmak istemiyor. Halkın yarısına yakın kısmı ölümün daha iyi olduğu kanaati ile ölüm kulüplerine üye oluyor diğer yarısıda sokaklarda ölüyor. Ölüm onlar için kendilerini ifade biçimi. Ölüm için çeşitli yollar var: Kendini açlığa terkedip bir iki ay içinde ruhun bedeni terketmesini sağlamak. Veya, insanlar yüksek bir yerden aşağıya atlıyor.Atlayışı seyretmek için biriken kalabalık olayı merak ve heyecanla bekliyor, ölüme atlayanları çılgınca alkışlıyorlar. Bir de parası olanlar için ötenazi klinikleri var.Bu yöntemin adı “harikalar yolculuğu” müşteriye belirli aralıklarla iğneler yapılıyor dördüncü dozdaki son iğne insana bir umursamazlık ve mutluluk duygusu veriyor 1 veya 2 hafta içinde ruh bedeni terkediyor. Bir diğer ölüm şeklinin adı da Suikast Kulüpleri aracılığı ile gerçekleşiyor; Suikast Kulübü’nün üyeleri yaşlılıktan hastalıktan ya da bir kaza sonucunda ölmeyeceklerini, pek de uzak olmayan bir tarihte ama bilinmeyen bir anda , öldürülmelerini bekleyerek yaşıyorlar. Halkın diğer yarısıda bağımsız, sokaklarda ölüyor. Paran varsa ötenazi ile ölüm en lüks ölüm! Bu toplu yaşamda çeşitli gruplar var:Gülenler-Emekleyenler-Nesne avcıları- Ceset toplayıcılar-Çöp toplayıcılar-Dışkı toplayıcılar… Her grubun yaşam biçimi ve görevleri var… Ölüm onlar için bir sanat biçimi, kendilerini ifade edebilmenin tek yolu… Böyle bir yaşamın hakim olduğu yere ağabeyini aramaya giden Anna; önce dönebileceğini düşünürken şimdi kaçışları önlemek için deniz duvarı öldüğünü, kaçışları önlemek için bir sürü insan görevlendirildiğini öğrenince umutları da yok yok oluyor… Yazdığı mektupların ağabeyine, bir gün ulaşacağı ümidi de yok artık. Onun yazarak yaptığı “boşluğa seslenmek, uçsuz bucaksız korkunç bir boşluğa haykırmak” Bütün bu olan bitene rağmen; kurulu düzende yaşam çabası, kötülükler, iyilikler, mutluluğa dokunuşlar, sevgililer, aşklar yine var… Bir distopya. Başka bir dünyanın tarifi. İnsanın, insanlığın sınırlarını anlamak, anlatmak için bir arayışı… Saramago nun “Körlük”kitabını hatırlattı bana. Körlük 1995 de yazılmış, “Son Şeyler Ülkesi” 1992 de…
Son Şeyler ÜlkesindePaul Auster · Can Yayınları · 20201,227 okunma
31 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.