·249 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Mayıs 2022 01:18 Merhaba herkese
Thomas More’un büyük mirası ve hiç olmayan yeri Ütopya adasından bahsedelim biraz.
Eğer olurda bu yazıyı okursanız öncelikle Sokratesin Savunması ve Platon’un Devlet’i gönderilerine bakmanızı öneririm. (Buraya yazmadıysam instagram stbbookclub hesabında var)
Dönemin İngiltere’si için eleştirel bir yaklaşımla yazılan Ütopya, günümüze kadar ideal bir yeryüzü cennetinin en iyi örneklerinden biri olarak anılır.
Sözgelimi İngiltere Kralı VIII. Henry ve Kastilya prensinin arası bozuluyor. Kriz görüşmelerinde yeralan More, Peter Giles adında saygı duyduğu bir isimle karşılaşır. Giles sohbet esnasında onu Raphael Hythloday adında, dünyayı dolaşabilmek için varını yoğunu geride bırakan bir gezginle tanıştırır. Raphael konuşması güçlü, hukuk bilgisi derin, belleği eşsiz ve iyi bir hikaye anlatıcısıdır. Sazı eline alıyor ve Ütopya adında bir adadan bahsederek başlıyor konuşmaya. Kitabın birinci bölümü burada sonlanır ve ikinci bölüme geçer. Bu arada ilk kısımda üst düzey toplumsal karşılaştırmalar içeren bir sohbete şahit oluyoruz.
Raphael; Adanın coğrafi özelliklerinden başlayıp, konumu itibari ile savunma avantajlarına, ilk kralına, kullandıkları dile, şehirlerinin yapısına, tarım uygulamalarına kadar derin bilgiler aktarır. Ek olarak mülkiyet hakları, şehrin yetkili isimlerinin seçimi, zanaat yetkinlikleri ve eğitim sistemi alanlarında kullandıkları uygulamalar daha önce hiç bir Avrupa şehrinde görmedikleri şekilde aktarılır. Gereksiz yasalardan izole, tüm toplumun benimsediği bir hukuki düzenden bahseder. Altın, gümüş ve kıymetli taşların değersiz olduğu, kimsenin inancına baskı yapılmayan, çalışmanın verim odaklı değerlendirildiği, savaşların sevilmediği bir yerdir Ütopya.
Sayfa sayısı itibari ile kısa ama olmak istediğiniz o yer için sizi düşünmeye sevkeden harika bir eser.
Thomas More’un hayatı kitabı kadar ilgi çekicidir. Ölümü sebebi ile II.Sokrates benzetilmesi yapılır ama bence ölümü Socrates’e göre daha trajiktir. VIII. Henry ve Anne Boleyn ilişkisi neticesinde kralın Thomas More için fişeklenmesi tarihin acımasız dönemlerinden biridir. Kısaca bahsetmek gerekirse VIII. Henry abisinin eşi Catherine ile evlendirilir. Ancak kral Anne Boyle’a abayı yakmıştır. Evlenebilmesi için boşanmasına papalık onay vermelidir. Papalık bu boşanmayı onaylamaz. VIII. Henry yerim papanızı diyerek, katolik dünyasını karşına aldı ve kendi yasal düzenlemesini çıkardı. Böylelikle Anne Boyle ile evlendi. Kralın tek eksiği ülkenin ileri gelenlerinden konu hakkında destek görmesi idi. Thomas More desteklemediği gibi elinden geldiğince ne etliye ne sütlüye karıştı. Anne Boyle bu tarafsızlığı kullanarak VIII. Henry’i fişekledi de fişekledi. More artık emekliliğini demir parmaklıklar arasında geçiriyordu. Sonrası malum. Zaten ortada Henry ya da Louis adında bir kral varsa kaçın ordan.
Ben İş Bankası basımını okudum. Bunun sebebi çeviri ekibi. Sabahattin Eyüboğlu, Vedat Günyol ve Mina Urgan. Ne büyük bir çeviri ekibi olduğunu anlamanız için yine İş Bankası yayınlarından Rabelais - Gargantua önsözüne bakmanızı öneririm. Ütopya genel olarak ingilizce basımlarından çevrilmiştir. Orijinal dili Latince’dir Ütopya’nın. İlk dilinden çeviri takıntınız var ise Kabalcı Yayınlarından çıkan ve piyasada ikinci el olarak temin edebileceğiniz basımı da mevcut.
İş Bankası Kültür Yayınları basımında kitabın kendisinden fazla incelemesine dair yer ayrıldığını göreceksiniz. Ütopya 105 sayfa, Thomas More’un yaşamı ve Ütopya’nın incelemesi toplam 140 sayfa. Mina Urgan’ın incelemesi ile tamamlayıcı bir tekrar yapıyorsunuz.
Olmak istediğiniz, ama asla olmayacak o yerde görüşmek üzere…