6/10
·765 syf.··
2022 1. kitabı
Öncelikle kitap babasının ölümü üzerine yalnız kalan Isabel'i İngiltere'de yaşayan teyzesinin ziyaret etmesiyle başlıyor. Teyzesi Bayan Touchett Isabel'e kendisiyle birlikte İngiltere'ye gelmesini ve daha sonraki süreçte dilerse gezilerinde kendisine eşlik edebileceğini söylüyor ve Isabel bunun üzerine İngiltere'ye gelerek o zamana kadar daha hiç tanışmadığı kuzeni Ralph'le ve eniştesiyle tanışıyor. Kitabın ilk başlarında Isabel için sürekli olarak çok 'ilginç' yapıda biri olduğu söylendi. Açıkçası yazarın oluşturmaya çalıştığı kadın karakter profili özgürlüğüne düşkün ve bu uğurda, kendi bireysel yaşam gayesini bulma uğrunda, atabileceği tüm adımları cesurca atan bir 19.yüzyıl hanımefendisi. Ben kendisini bu noktada pek başarılı bulduğumu söyleyemeyeceğim çünkü romana dahil olan tüm karakterler belli bir olay çevresi oluşmadan Isabel'den hoşlanmaya veyahut onu çok ilginç ve muhteşem bulmaya başlıyor. Karakterimizin kendinden emin ve güçlü duruşu o dönemdeki hanımefendilere nazaran imrenilecek bir şey olsa da yazarın bunu belli bir olay veya bir gidişatla çizmesini isterdim, bunun yerine durmadan herkes Isabel'i görüp hayran kaldı ve bu ilk anlarda "Neden?" sorusunu akla getiriyor ve daha sonra gösterilen sebep tatmin edici gelmiyor. Gelelim Isabel'in kendini bulma ve dünyayı keşfetme yolculuğuna... Güzel ve 'değişik' tabiatlı olan Isabel'imize bu süreçte tam tamına 3 tane talip oluyor ve tam olarak talip olmasa da yine ondan hoşlanan 1 kişi daha var. Bu taliplerden ilki kuzeninin İngiliz aristokrat arkadaşı Lord Warburton. Bir diğeri Amerikalı bir avukat Casper Goodwood. Ve bir diğeri kitaba sonradan dahil olan Bay Osmond. Açıkçası kitaba dahil olan tüm erkek karakterlerin bir noktadan sonra Isabel'den hoşlanmaya başlaması ve sürekli olana evlenme teklifi edip reddedilmesi biraz can sıkıcıydı. Ve kendinizi bir yerden sonra "Isabel acaba kimi seçecek?" diyerek komik bir izdivaç sürecinde buluyorsunuz. Buraya kadar genel olarak bahsettiğim şeyler kitaba dair hoşlanmadığım noktalardı gel gelelim kitapta hoşuma giden yerlere: Öncelikle Isabel'in evlilik konusunda yaptığı seçim o kadar toy, o kadar gerçekçiydi ki... 23 yaşındaki bir genç kızın o masum aşkla gelen herkesi, her şeyi karşısına alabilecek cesareti ve daha sonraki süreçte evliliğindeki o kırılmalar birebir gerçek hayatta yaşadığmız şekliyle kitapta yer alıyordu. (Buradan sonra biraz spoiler olabilir) Bay Osmaond. Yaşla gelen olgunluğu, hayat tecrübesi ve kafasında oluşturduğu planla birlikte Isabel'e olan yaklaşımı... bütün bunlar kesinlikle günümüz evliliklerinde de olan ve ilk anda fark edemediğim ve aşkın gözümüzü kör ettiği noktalar. Özellikle karşısınızdaki insan hayat konusunda sizden çok daha tecrübeliyken ve size nasıl yaklaşması gerektiğini bu kadar iyi biliyorken. Bay Osmond muhakkak ki Isabel'den etkilendi ama bu etkilenmesinin ana sebebi Isabel'in kendi çıkarlarına tam anlamıyla -para, zeka, güzellik- olarak uymasından kaynaklanıyordu. Ama istediği bir evliliğin getirdiği birliktelikten ziyade bir kölenin kendisine duyacağı bağlılık ve itaat duygusuydu. Bir noktadan sonra bunu bulamayınca Isabel'i küçümseyerek ve ona eziyet ederek kendini tatmin etmeye başladı. Söylenecek çok şey var ama burada bitirmek istiyorum. Son olarak değinmek istediğim yer son sayfalarda Isabel'in tüm mutsuzluğu, kandırılmışlığı ve çaresizliğine rağmen kendi değerlerine olan bağlılığı ve ahlakıyla Roma'ya geri dönmesi... Kitabın sonu aslında bize çoğu şeyi söylüyor ama ben Isabel'e bir son yazacak olsaydım ne Osmond'a ne de başka bir adama dönmesini isterdim. Bunun yerine ana vatanına dönmesi daha manidar olurdu.
Edebiyat
Bir Hanımefendinin PortresiHenry James · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020745 okunma
·
129 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.