Kitabı okurken Meursault'a karşı çeşitli duygular besledim. Bazen umursamazlığı karşısında, bazen hayatı bu kadar boş vermiş yaşamasına kızarken, bazen de diğer karakterlerle olan iletişimine sempati duydum. Bazen keşke ben de bu kadar rastgele yaşayabilsem diye düşündüm (evlenme teklifine sen istiyorsan evlenelim diyecek kadar).
Ama işin sonunda duygusuzluğun çok da iyi birşey olmadığını da gördüm kitabı okurken. Yazar bu çelişkiye çok başarılı bir şekilde soktu beni. Sonunda kitabı biraz buruk bitirdim ama, kısa bir kitap olmasına karşın Meursault'la bir bağ kurdum aramda hemencecik ve onun adam öldürme dışında sırf ağlamadı diye bu sona layık görülmesine içim hiç el vermedi. Belki de içinde neler yaşıyordu Meusault. Belki de bu yüzden gitti o sahile annesinin cenazesinden bir gün sonra, sırf kafasını dağıtmak için. Belki de çok dolmuştu içindekileri o beş mermiyle boşaltmıştı, engel olamamıştı kendine bunu bilemeyiz.
Kitap gerçekten güzel. Bir günde bitirebileceğiniz, su gibi akan bir kitap. Okumanızı öneririm.
Sevgiyle kalın. :)