Yazarın adını sağdan soldan duyuyordum, kitapçılarda görüyordum fakat Mustafa Kutlu'yu Saadettin Acar'ın "Sıkı Adamlar" kitabında onun adına yazılmış yazıyı görünce daha çok merak ettim. Hakkında sitede samimiyetle yazılmış bir incelemeyi de okuyunca kitapları arasından "Menekşeli Mektup'u" okumakta karar kıldım. Sipariş verdim ve bugün elime ulaşır ulaşmaz okumaya başladım. Epey sürükleyici ve sıkmadan okunabilir. Kitapta 3 adet hikaye mevcut.
Konusuna gelecek olursak;
-ilk hikaye (Menekşeli Mektup ki aralarından en sevdiğim) bir postacının sürekli mektup götürdüğü evdeki anne ve kadın arasında kurulan samimi ilişkiyi konu alıyor. Hikaye öyle güzel kurgulanmış ki bana kalırsa roman konusu bile olabilirmiş. Hikayeyi okurken başka başka senaryolar dahi hayal ettim. Bu kısa haliyle bile etkileyiciydi.
-ikinci hikaye bir kamyon şoförün hac vazifesini yerine getirmek için çıktığı yolda başına gelen "Yok artık" dedirten olaylar zinciri.
-üçüncü ve son hikaye ise Sarıkamış harekatı sırasında bir askerin başından geçen olaylar anlatılıyor. Burada bana kalırsa yazar, tarihi bir olay üzerinden Enver Paşa eleştirisi yapmış(1). İğneleyici bir üslup dikkatimden kaçmadı. Buna gerek var mıydı bunu okurlara bırakıyorum.
(1)(örn: Yaşa Padişahım yaşa
Kan bulaşmış çatık kaşa
Biz Urus'a esir düştük
Sebep oldu Enver Paşa)