·248 syf.··Beğendi
···Okunma: 24 Ağustos 2022 18:17 Murat Menteş mezun olduğum liseye söyleşiye geldiğinde hocam davet etmişti ve bu vesileyle kendisini dinleme imkanı bulmuştum. Eserlerinden bahsedişi ve takdim edişi özgün geldiğinden ilk fırsatta okumak için not almıştım. Birkaç gün sonra Tekirdağ'a döndüğümde üniversitenin kütüphanesinde eserlerine bakındım. Dublörün Dilemması ilk romanı olduğundan önce ona davrandım haliyle. Arka kapakta o dönem ilgiyle takip ettiğim Nihat Genç'in yazısını görünce iyice meraklandım ve aldığım gibi bir köşeye geçip okumaya başladım. Böylece avantür ya da başka bir deyişle serencamım başladı.
Dublörün Dilemması sahiden de yazarın bahsettiği tarza uygundu. Hızlı ve şahsına münhasır bir metinle karşılaşmıştım. Zekice yazıldığı belli olan, yazarının hakikaten literatüre hâkim olduğunu hissettiren, çarpıcı bir romandı. Birkaç gün sonra da ara vermeden Korkma Ben Varım'ı okudum. Burada bir nebze düşüş sezsem de yeni çıkmış olan Ruhi Mücerret'e dair heyecanım baskın çıktı ve yine keyif alarak okudum. Sıra Emrah Serbes'in "yüz yaşından küçüklerin muhakkak okumalı" dediği kitaptaydı.
Ruhi Mücerret benim için ne yazık ki hayal kırıklığı oldu. Korkma Ben Varım içerdiği zekice detaylara rağmen aforizma etrafında fazla dönen ve anlatıyı anlatımın ardına düşüren bir metindi. Ruhi Mücerret'te bu iyice aşikar oldu maalesef. İçerdiği mizah, kelime oyunları, bilimkurgusal öğeler ve karakterlerin yaratımındaki özgünlüğünün karşısında yer alan bu devasa açmaz, beni metin boyunca ilerlerken epey yordu. Ne yazık ki bitirdiğimde de devamına dair umutsuzdum. Ki Antika Titanik ve Fink'i de okumadım.
Tabancalı Kız'ın haberini henüz ön satıştayken Yalın Alpay'ın vesilesiyle aldım. Entelektüel birikimini takdirle takip ettiğim bir yazarın sonsöz yazmış olması zaten yeterince güzelken üstüne Murat Menteş-Hakan Karataş ikilisinin Türkan Şoray'lı melodrama girişmiş olmaları merak uyandırıcıydı. Ancak fiyatı beklemeye itti ve öyle yaptım. Bir aralık alırım diyerek düşünüyordum ki doğum günü hediyesi olarak çok sevdiğim birinden gelene kadar. Hemencecik başladım.
Yalın Alpay'ın "Bir Yeşilçam Enstalasyonu" diyerek tanımladığı bu eseri okumak sahiden de ilginç bir deneyimdi. Yeşilçam'ın bilhassa ak-kara şeklinde karikatürize ettiği karakter ve durumlarını çok iyi yansıtmış. Klasik bir melodram olmasının yanı sıra çizgileriyle de sanatsal portreyi metnin tezahüründen ziyade metne ruh katan bir temsil haline getirmiş. Bu da döneme aşina olanlar açısından tatmin edici bir netice çıktığının göstergesi. Ayrıca olayların tek planlı ilerleyişi, karakterlerin derinlikten yoksun ve yüzeysel oluşu ve elbette akışa bağlı dönüşümlerin sahteliği de yine melodramın sınırlarında gezindiğini gösteren ve metne yön veren başlıca hususlardan birkaçı.
Okunmalı ya da okunmamalı diyemem ama popcorn bir sergüzeşt isterseniz, göz atmanız keyifli olabilir.