9/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2022 37. kitabı
“Başkalarının gözünde, şu ana kadar olduğumu düşündüğüm kişi olmadığımı fark ettim.” (sayfa 36) “… başkaları ağzımdan çıkan her kelimeyi, benim bilmediğim bir şekilde duyuyor, hepsi duyduğunu kendine göre yorumluyor ve başkalarının gözünde bedenimin ve sesimin üstü kapalı bir anlamı var.” (sayfa 83) “Gözlerimi kapalı tuttuğum sürece iki kişiyim, burada ben ve aynanın içinde o.” (sayfa 31) . Aynada gördüğün şey gerçekten sen misin? Ya bu insanlar, hep aynı seni mi görüyor? Herkes farklı bir beni görürken nasıl olurda gerçeklik denen bir şeyden bahsedebiliriz? Bu soruları hiç düşündüğünüz oldu mu? Aynaya baktığınız kişinin bile sizden farklı olma ihtimalini göz önünde bulundurduğunuz oldu mu? Kendi varoluşunu fark eden bir insan bunu tamamlamaya çalışırken neleri göze alır, nelerden fedakarlık yapar bilmiyoruz. Bazıları bunu umursamazken bazıları delirmeyi, etrafındakilerin onu öldürmeye çalışmasını izlemeyi bile göze alabilir. Çünkü o kişi için asıl önemli olan şey “kendini bilmek”tir. Bunu tamamlamak veya en azından bunun farkına varmaktır. Peki herkes kendi içinde bir varoluş mu gizler? İlk sorduğum soruları tekrardan gözden geçirmek gerekir. Ben, herkes için farklı bir kişiyi mi temsil ediyorum? Acaba ben bu hayatta kendimin için “biri” olup aslında kendim için de “hiçbiri” miyim? Bunun yanında her insan için ayrı olarak varolan “binlercesi” miyim? . Luigi Pirandello’yu tanımakta fayda var çünkü kitabın ana karakteri olan Vitangelo Moscarda’nın hayatı yazarımızınkine benzer. Zaten bir yazarın yazdığı kitap kendi hayatından pek de bağımsız olamaz. Pirandello, modern İtalyan Edebiyatı’nın öncüllerinden biridir. Daha çok oyun yazarlığı ile bilinir fakat ünlü romanları da vardır. Üniversitede felsefe ve filoloji eğitimi almıştır. Babası zengin bir iş adamı olup öldüğünde de Pirandello’ya büyük bir miras bırakmıştır. (Bu bilgi kitapta da işlenir, farklı bir şekilde.) Antoniette adlı bir kadınla evlenir fakat kısa bir süre sonra eşinin felç olmasından dolayı büyük bir karamsarlık çöker üstüne bu karamsarlığı yazılarında da görebiliriz. Pirandello 1925 yılında Musollini’nin desteğiyle Roma Sanat Tiyatrosu’nun başına geçer fakat faşist rejimle çok anlaşamadığı için bir zaman sonra rozetini yırtarak istifa eder. 1925-1926 yılları arasında son ve belki de en önemli eserlerinden biri olan “Biri,Hiçbiri ve Binlercesi” kitabını yazar. 1934 yılında ise Nobel Ödülü alır. Bu ödülü almasında inceleyeceğimiz kitabın payı bir hayli büyüktür. . Kısaca yazarımızın hayatını öğrendiğimize göre kitabımıza başlayabiliriz. Kitap, ana karakterimiz Moscarda’nın aynaya bakıp burnun sağa doğru biraz yamuk olduğunu fark etmesiyle başlar. Bu yamukluğu karısına sorduğunda ise eşi hem onaylayıp hem de bunun üstüne diğer kusurlarını da söyleyince olay çığırından çıkar. Moscarda artık rahat hissetmez ve sokakta gördüğü her kişide veya arkadaşlarında kusur aramaya başlar ve bu kusurları onların da fark etmesini sağlar. Kusurlar ortada dolandıkça Moscarda artık dayanamaz ve yalnız kalmayı seçerek kendini tanımaya çalışır. Bir bakıma eksik gördüğü şeyleri tamamlamak ister. Moscarda yalnızlığı şu şekilde tanımlar: “Gerçek yalnızlık sadece kendinizden vazgeçtiğinizde ve sesinizden hiçbir iz kalmadığında mümkündür. Kendi kendinize yabancı olduğunuzda.”(sayfa 22) Fakat bu yalnızlık ona daha farklı şeyleri fark etmesini sağlar. Bir kendisinin bildiği Moscarda. Bir de kimsenin bilmediği Moscarda. Bir de herkes için farklı olan binlerce Moscarda. Bu farkındalığı arttıkça artık Moscarda tek çıkış yolu olarak delirmeyi seçer ve hikayemiz böyle devam eder. En sevdiğim kısımlardan birisi karısının ona taktığı lakabı farklı bir kişi olarak görüp şaşırmasıydı. Yazarın felsefe eğitimi almasından ve o zamanlarda birçok yazarın Freud’un benlik ve varoluş fikirlerini okumasından dolayı büyük bir varoluş teması görüyoruz. Moscarda aslında kendi varoluşunu sorgulamakta ve bunu fark edip tanımlamaya çalışmaktadır. Okudukça çok güzel bir varoluş sorgulaması ve değişik fikirler görüyoruz. Şahsen okurken ağzım açık okuduğum kısımlar oldu, çok zekice açıklanan yerler ve çok zekice sorulan sorular barındırıyor kitabımız. Aynı zamanda “ben” diliyle yazılması okumakta kolaylık sağlıyor. Bunların yanında ince bir mizahla insanları eleştirip, düşünmeyi yöneltiyor bizleri. Kurgusal bir felsefi metin havası vermesi, mizah barındırması ve bana soruları sordurmasından dolayı çok beğendim umarım siz de severek okursunuz. Bu yazıyı da okuduğunuz için ayrıca teşekkürler, kendinize iyi bakın. Müzik Önerisi: open.spotify.com/track/78iMIaSje...
İnceleme
Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello · İthaki Yayınları · 20215,7bin okunma
··
489 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.