Tek cümle ile ifade edecek olursam: hayran kaldım.
Müthiş bir kurgu, müthiş bir dil, müthiş akıcılık, müthiş bir yaklaşım, sorgulama, uçlarda dolaşma; ne roman ne deneme ne de kitap. Bütün hissettiklerimi ve düşündüklerimi ifade edebileceğim kelimelere sahip değilim galiba. Okurken ne kadar haz aldım, ne kadar çok yeri haklı buldum. Bu yetenek karşında saygıyla eğiliyorum. Milan Kundera'yı Milan Kundera yapan eser dedikleri kadar var. Bir birey nasil olur da hem kadın karakterleri hem erkek karakterleri bu kadar içten ve derin bir sezgi ile bilir ve yönetir, nasıl yanılmaz. Çok hayran kaldım; kendimi oldukça ilkel ve basit hissettim karşında ama okuduklarımla birlikte geliştim, hazzın doruklarına ulaştım, yolları öğrendim. Beni son yıllarda okuduğum kitaplar arasında en tatmin eden ve hatta şimdiye kadar okuduğum tüm eserler arasında 1. sıraya bir daha ayrılmaksızın oturan eser oldu.
Duyduğum hayranlık, yaşadığım göz kamaşması etkisini epey sürdürecektir; hatta benim bir parçam olarak kalacaktır. Cümlelerim ne kadar dağınık, ifadelerim ne kadar belirsiz oldu; büyük bir arayış içerisindeydim ve beni hedefe ulaştıran bu yolu bulmuş olduğuma hâlâ inanamıyorum.
Burada bütün karakterleri, eserin bağlarını ve yorumlamasını ele almak isterdim ama şimdilik değinmiyorum.
Bir kitabı ilk defa üst üste iki kere okudum -tam anlamıyla üst üste 100 sayfayı okuduğumu fark edince kaçan bir sey olmasın her şeyi sindireyim diye geri döndüm-, ilk defa beğendiğim yerleri çizmeyi veya yazmayı unutarak geçtim sayfaları. Yapacağım alıntılar beni yerimden kaldıracak ve üzerine düşündüklerimi hemen yazdıracak kadar derinden etkileyenler. Bu kitabı okumamış olmak çok büyük kayıp olur; hemen siz de okuyun, ertelemeyin. Okurken ara verin, düşünün, her bir noktayı sorgulayın ve yorumlayın. Zaten eserin yapısı buna çok müsait.
Ben hangisiyim diye düşünün, karakterleri karşılaştırın; tensel olana değil tinsel olana odaklanın ve o an kavrayın hepsi de aynı kaygıdan doğmuş farklı yüzler. Biz birbirimize bu kadar benziyor muyuz? Öyleyse neden hiçbiri sonsuz bir mutluluk ve uzlaşım içerisinde değil "bir romanda bile"?
Bu kadar ağır bir eser ismine yakışır şekilde dayanılmaz bir hafifliği sahip. Aynı anda bu kadar fazla duyguyu, bu kadar yoğun bir şekilde hiç yaşamamıştım. Teşekkürler Milan Kundera