Puan vermedi·240 syf.····Okunma: 30 Ağustos 2022 00:20 Bu kitapla Zeytin Ağacı dizisini izlerken tanıştım. Hayatıma derin mânâda dokunan kitapları sevdiğim aşikâr. İnsanların hayatlarına böylesine dokunan, içinden evet işte bu kısımda tam da kendimi buldum dedirten kitapların olması harika bir duygu.
Yazarımız bazı insanlar üzerinde ailenin ya da aile travmalarının kişiliğimiz, davranışlarımız, hayata bakış açımız, hislerimiz üzerine etkisini önemli araştırmalar sonucunda okuyucuya yalın bir dille aktarmış.
Bazı bölümlerde bizleri de birkaç soruluk testlere maruz bırakmış ki kendimizi her açıdan her anlamda sorgulayabilelim. Bu sorulara gerçekten odaklanınca şunu görüyoruz ki hayatımızda yaşadığımız maddi veya manevi bazı olayların gerçekten bizimle alakalı olmamasıdır. Bu olayların kökeninde yatan -bizden üç nesil geride yaşanan bastırılmış birçok olayın sonucunu şu anda kendimizde hissettiğimiz durum- gerçeğe götürüyor olmasıdır.
Nesiller boyunca yaşanan göçler, savaşlar, zulümler, kayıplar ve daha birçok üstü bastırılmış gerçeklerin nasıl da ilerleyen nesillerde ortaya çıkışına şahit oluyoruz ve bunun farkında bile değiliz.
Nesillerin bize aktardığı sadece gözle görülen fiziksel değişimler ( saç rengi, göz rengi, boy vs) değil aynı zamanda bizim tahmin bile edemeyeceğimiz psikolojik etmenlerdir.
Misal, annemizin bebeğini kaybetmesi üzerine yaşadığı bu buhranı bastırması durumu, bizim gelecek hayatımızda hiçbir zaman çocuk sahibi olmaya cesaret edemeyeceğimiz gerçeğine götürebilir, ya da alkolik bir babanın verdiği o enerjiyi evladının ilişki yaşamında ne yazık ki tıpkı babası gibi bir partner seçişine kadar ilerlemesi, ve yahut savaşta haksız yere öldürülmüş bir büyükannenin olayının hiç konuşulmamış olup torununun yaşamında hep bir ölüm korkusu yaşamasına sebebiyet vermesine kadar birçok şeyi barındırması gibi diyebiliriz.
Yani bazı şeyler bizimle başlamadı ister istemez o olayın içinde kendimizi bulduk. Neslimizi, nerden geldiğimizi, ebeveynlerimizi, ailemizi, akrabalarımızı pekâlâ değiştiremiyoruz ama bu kitabı okurken onları algılayış biçimlerimizi değiştirebiliyoruz.
Yazarın da dediği gibi hayat bizi geçmişte çözümlenmemiş bir şeyle geleceğe gönderir. Bize düşen tek görev bu benim kaderimmiş diyerek hayatı yaşamak yerine onu algılayışımızı farklı açılardan geliştirebiliriz. Konuşulmaması gerektiği düşünülen şeylerin uslübe uygun bir biçimde üstüne gidin ki onlarla pekâlâ yüzleşin. Evet bazı şeyler seninle başlamamış olabilir ama sonunda senin seçimlerinle güzel ya da kötü ilerler. Kalın sağlıcakla...
Sevgi YETGİN