Kitap boyu nefis bir edebî doyum... Hele baştaki o Beyoğlu tasvirlerini kitabı Beyoğlu'ndan aldığım günün ertesi günü okumam tevafuğu :)
İstanbul'un eski caddelerinde dolaşıyormuşçasına , sanki o binerken Neriman'la beraber travmaya atlayacakmışım hissi uyandıran o güzelim İstanbul tasvirleri... O kadar seviyorum ki İstanbul ve betimleme güzelliklerinin birleşimini.
Kitap boyu Neriman'ın Batı hayranlığına rağmen içindeki öz kültürüne aidiyet hissi sonucu oluşan kimlik arayışı ve dolayısıyla bunalımlarına fazlaca şahit olduk. Fakat Neriman yaşadığı buhranlara kendisini olduğu kadar yakınlarını da sürüklüyor. Her ne kadar son derece sakin ve ağır başlı bir karakteri de olsa yaşadığı bunalımlar ve nihayetinde yenme hissi yerine tatlı bi rahatlık yaşaması da Şinasi'de hoşuma giden bir detaydı.
Kitabın bende asıl edindiği yer ise Doğu ve Batı 'nın zannedildiği kadar zıt olmadığı, tıpkı sembolik bir benzetme olarak kitabın adında da yer edindiği gibi her ne kadar bağdaşmayan iki kavram olsa da bir tramvayla birleşeceği fikriydi. Umuyorum ki hiçbir zaman tüm doğruluğu kendimizde görüp zıt tarafı görmezden gelmeyi tercih etmez, kutuplaşmanın nirvanasındaki ülkemizde bir buzul da biz dikmeyiz.
"Garp medeniyetinin içinde Şark unsurları ve Şark medeniyetinin içinde Garp unsurları yok mudur? Fakat her şey bir derece meselesidir."