Gönderi

romantizm, realite ve hakikat...
7/10
·372 syf.··
2019 30. kitabı
Antik Yunanistan'da yaşamış olan ünlü Filozof Platon, Arapçada ki karşılığı ile Eflatun. Sokrates üzerinden kurduğu diyaloglar ile, ideal bir devlet nasıl olmalı sorusunun cevabını vermeye çalışıyor. Bir Ütopya, hatta kimilerine göre bir distopya. Sokrates'e gelince, gerçekten yaşamış bir Filozof mu? Yoksa, Sokrates üzerinden kurulan tüm diyaloglar, Plato'nun hayalgücü ile kurduğu birer kurgu mu? Bunun hakkında net bir bilgi yok. Ayrıca, bir felsefe kitabı olmasının dışında, edebiyat alanında da klasiklere girecek derecede muazzam bir diyalog ve anlatıma sahip. Bu da bize Platon'un kaleminin ne kadar güçlü olduğunu gösteriyor. Plato'nun temel amacı; bize, bazı kavramları ve duyguları birey üzerinden açıklamaya ve anlamlandırma ya başlayıp, bunun sonucunda, kurulması amaçlanan toplumun ve sonucunda devletin nasıl olması gerektiği ve nasıl yönetilmesi gerektiği. Bazı kavramlar ve duygular dedim, çünkü kitap, doğruluk (adalet) nedir sorusuna aranan cevapla başlıyor. Herkesin farklı bir cevabı ve bakış açısı hakim. Ama Sokrates'e göre herkesin yapabildiğini yapması gibi bir şey doğruluk (adalet.) Ve bu tartışmaların sonucunda ortaya konulan cevaplarda ki anlayışı bireyler üzerinden alıp topluma, devletin yönetimine nasıl entegre edilmesi üzerinde devam ediyor. Zaten Sokrates'e (Platon'a) göre toplum insanın doğal ihtiyaçlarını karşılamak üzere bir araya gelmesinden oluşur. Ve devlet büyütülmüş insandır. Ve ilerleyen süreçlerde bunlardan bahsederken en önemli detay eğitim. Aslında kitapta eğitim diye geçiyor ama bu bir terbiye yani talim diyebiliriz. Ama ben kendi anlatmak istediğim asıl konuya gelmek istiyorum. Platon, adalet nedir, eğrilik nedir, hangisi adalettir, hangisi eğrilikdir, hangisi doğruluktur, yönetici nasıl yönetmeli, birey nasıl davranmalı vs. vs. anlatırken işin ana temasının dönüp dolaştığı bir nokta var. Bütün bunları temellendirmek. Kitabın bir bölümünde sofist THRASYMAKHOS'UN Sokrates'e dediği meşhur bir söz var: "ADALET GÜÇLÜNÜN İŞİNE GELENDİR." diye. İşte bu söz üzerinde durduğumuz zaman bu temellendirme mevzusu daha açığa çıkıyor. Yani sen x kişiye hırsızlık kötü bir şey derken, neden kötü? Veyahut iyi veya kötü umrumda değil ben kazancıma bakarım diyen birine bunun neden kötü olduğunu ve yaptığında ne olacağını temellendirebilecek bir yaratıcı inancı. Yani, mutlak adaleti ve mutlak doğruyu kendi bünyesinde toplamış olan bir yaratıcı inanç, adaletsizliğin net olarak ne olduğu ve adaletsizlik yapmama konusunda bireyi yönetecek. Devlet mekanizması ise, bireyin bu şekil yönetilmesinin de kendisine sağladığı bu avantaj üzerinden; yasalar ve kanunları kullanıp toplumu yönetecek. Platon bunu kitabın da mitlerin topluma nasıl aktarılması gerektiği üzerinden açıklıyor. Ve ayrıca Platon'a göre devlet yönetimi Aristokrasi olmalı ve devleti Filazoflar yönetmeli. Ünlü İslam Filazofu Farabi, Plato'nun bu eserine yaptığı şerh olan İdeal devlet kitabında, temellendirme konusuna daha açıklayıcı yer veriyor. Tabi Farabi temellendirmeyi mitler üzerinden değil, İslam dini ve Kur'an-ı Kerim üzerinden yapıyor. Biliyorum insanların bir çoğu bu temellendirme olayını, onlar inanıyor ama hala her şey düzgün değil ile geçiştirip ahlâkın temellendirilmesinin o kadar da önemli olmadığını söyleyecek. İçinde ki ahlâk anlayışını temellendiremeyen her insan ahlâksız demek değil bu. Orada bir yanlış anlaşılma oluyor. Ve burada bahsedilen bireyin değil toplumun yönetimi. Ve şu da bir gerçek ki,iyi ve kötüyü her bireyin için de temellendir. Yine de iyinin veya kötünün yok olmasını sağlayamassın. Bu zaten ne tür bakış açısı olursa olsun aykırı bir durum. Düşünün antik dönemlerde dünya pazarında alışveriş yapan bir tüccarsınız. İstanbul'dan Çin'e belirli dönemlerde kumaş almaya gidiyorsunuz. Bunun için develer atlar vs. Yüklenip uzun günler boyunca seyahat ediyor ve yoruluyorsunuz ve yorulmaktan da epey sikayetcisiniz. Sonra gelecekten gelmiş biri çıkıp size bir uçak tasarlayıp kullanıma sunuyor. Ve artik belirli dönemlerde Çin'e kumaş almaya artık uçak ile gidiyorsunuz. Uçak yolculuğu ile Çin'e gidip tekrar İstanbul'a döndüğünüzde eskisi kadar olmasada, hatta eskisine göre çok az olsada üzerinizde yorgunluk olur. Yani birey üzerinden temellendirme ile bütün haksızlıkların önüne geçemez bütün toplumu robot gibi iyi yapamazsınız. Yönetici içinde geçerli bu. Doğru bir eğitim ve temellendirme ile istenilen sonuca yaklaşılır bence. Herkes iyi okumalar...
1000Kitap
DevletPlaton (Eflatun) · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 201932,8bin okunma
·
359 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.