Okunması gereken kitap deyimini nedense biraz saçma bulurdum çünkü kitabın öznel bir haz verdiğinin ve bana bir şeyler kattı ama karşımdaki bunu almayabilir diye düşünürdüm fakat bu kitapta biraz daha farklı olarak -anlattığı şeylerin evrensel olmasından dolayı sanırım- herkesin olmasa bile kendi üzerine düşünen herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Kitapta bizleri daha çok aile içindeki ilişkimizden ele almış diyebilirim. Bunun sonucunda davranışlarımızın ve seçimlerimizin çocukluk dönemindeki yaşadıklarımızla nasıl bir ilişkide olduğundan bahsetmiş. Kitapta çok sevdiğim ve bence en yararlı yaklaşımdan birine de bu konudan sonra ulaşılmış.
Bizler yaşadıklarımız şeyler sonucunda kendilik kazandığımızı düşünerek her zaman geçmişi suçladığımız zaman yalnızlık, suçluluk gibi duygularımız kuvvetleniyor çünkü kendimizi gerçekleştirememizdeki sorunu bize çocuklukta verilmeyen sevgide buluyoruz, geçmiş de değişmediği için kendimizi kapana kısılmış gibi hissediyoruz. Bunların sonucunda vardığımız nokta döngüsel olarak yaşadığımız ilişkileri sevgi ve aşk olarak tanımlamamıza geliyor. İçimizdeki boşluğu kapatma uğruna birçok şekilde rollere giriyor ve savunma mekanizmaları geliştirebiliyoruz. Bu döngülerden nasıl çıkılacağı ise başka başka kapılar açıyor tabi ki kendi içinde. Fakat biz bunların üstüne gittikçe ve sorguladıkça aynı ölçüde yeni yeni tatlar da veriyor ve her yeni bir soru hayatımızda attığımız yeni bir adıma dönüşüyor.