·128 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Ocak 2022 00:00 Adından bahsederek başlamak istiyorum. Sergüzeşt macera demek. Memleketi Kafkasya'da esir edilip İstanbul'a cariye olarak getirilen küçük Dilber'in sergüzeşi...
Bir aşk ve hürriyet romanı. Romantizmden realizme geçişi sağlayan eserlerden olduğu için önemlidir. Esir ticaretinin vahşetten başka bir şey olmadığını ve insanların eşit ve hür olduğu, toplumda kadına reva görülen yeri, sözde aydınları lanetler.
Sergüzeşt yayınlandıktan sonra Samipaşazade kovuşturmaya uğrar ve kendini sürgünde bulur. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar...
Eser Özeti: Satıldığı Mustafa Efendi'nin evinde evin hanımı ve Arap halayık Taravet yüzünden çok eziyet çeker. Dilber dayanamaz ve kaçmaya karar verir. Oyun oynaması, oyuncağının olması yasak. Evin hanımının kızı Atiye Hanım'la oyun oynadığı için tokatlar yedi, canı ne kadar acısa da korkudan ağlayamadı bile. Kendi dilinde, Çerkezce konuşması yasak... Ona "Pis halayık! Pis Çerkez! Pis dilenci" diyorlar.
Mektepteki tek arkadaşı Lütfiye Hanım'ın ona verdiği oyuncağı ve şekerleri sakladığı yerden bulduklarında onları camdan aşağı attılar. Küçücük bir çocuğun tek servetini yok ettiler.
En sonunda dayanamadı ve o evden kaçtı. Lütfiye Hanımlar onu bulmuşlardı ve onun gibi küçücük bir çocuk olan Lütfiye Dilber'i kurtarmak için dolaba saklamak ister.
❝ "Bu yatağı aşağı indirin de ben sizin esiriniz olayım. Sana su taşırım, bebeklerini giydiririm, odanı süpürürüm. Beni bırakma," dedi. Lütfiye: "Ben seni burada dolaba saklarım, seni kimse bulup götüremez," diye cevap verdi.
Bir çocuğun, bir çocuktan yardım isteyişini, diğerinin insanların sevgisine açık olan küçücük sevgi dolu yufka yüreğinden dolayı tek kurtuluş çaresi olarak "ben seni dolaba saklarım" şeklindeki koruyucu ve masum vaadi ni işitmek, ne etkileyici bir şeydir! Bu gizli konuşma ile verdikleri kurtuluş kararı üzerine ikisinin de meleklerin dudaklarıyla öpülmeye layık olan masum ve temiz yüzle rinde sevinç ışığı görünmeye başladı.
Zavallı çocuklar! Sizin o minimini elleriniz, Asya'nın en eski vahşetinin kullandığı ve birkaç asırdan beri in sanlığın zorbalık yükü altında inlediği esaret zincirlerini kırmak için değil, belki kendiniz gibi küçük kuşları, güzel çiçekleri okşamak içindir.❞ (s. 29)
Dilber oradan başka bir esirciye, o esirciden de başka bir esirciye satıldı. En son Asaf Paşa'nın konağına satılan Dilber, paşanın Avrupa'da resim eğitimi almış oğlu Celâl Bey ile tanışır. Celâl Bey, Dilber'i sık sık model olarak kullanır. Bu Dilber'e bir zulüm gibi geliyordur ve resmedelirken ağladığı için Celâl fırçalarını bile kırar. Celâl geceleri uyurken Dilber'i izler. Birbirlerine âşık olurlar. Herkesten gizli, geceleri bulaşırlar.
❝Küçük! Aferin bu kederli gözlere; yüz, ağız, dudaklar. Güzel, güzel... Bu uçuk renk, bu hüzünlü bakış, kederli bir tabloya örnek olacak...❞ (s. 46)
❝Uyumuş... Başucunda, bittiği için sönmüş bir mum. Arka üstü yatarak derin bir uykuya dalmasından halinde takatsizlik görünüyordu. Yanında yanan kandil ışığıyla gözlerinin etrafındaki iki ince çizgi, bu genç kalbinin gizli bir ıstırabını açık ediyordu. Sevgi dolu bakışının sevdalı gölgesi olan uzun kirpikleri, yaş içinde Ağlamış...❞ (s. 58)
Bu ilişkilerini öğrenen ve uygun bulmayan Celâl'in ailesi bir gece gizlice Dilber'i esirciye satarlar ve esirci Dilber'i Mısır'a götürür orada da Dilber zengin bir tüccara sayılır. Yeni efendisine odalık olmayı reddeden Dilber'i defalarca dövülür ve hapsedilir. Ona âşık olan haremağası onu kurtarıp İstanbul'a götürmek ister ve vapur bileti alır ancak Dilber'i kurtarmaya çalışırken merdivenlerden düşer ve ölür. Dilber bileti olsa bile tekrar eski hayatına dönme korkusuyla kendini Nil'in karanlık sularına bırakır ve ölür. Celâl ise Dilber'in satıldığını öğrendiğinde yataklara düşer. Dayanamaz. Deliye döner, beyin hummasına yakalanır.
❝Üzerinde hüzün saçan ayın donuk işığından başka bir renk olmayan o yüzünde, bütün kederlerin ve acıların sakinleştiği, bütün sevda ve emellerin söndüğü görünü yordu.
Acaba Nil'in bu müthiş, bu öldürücü girdap ve selleri, bu zavallı Dilber'i, bu talihsiz esiri nereye götürüyor? Özgürlüğüne!❞
SON
(s. 126)
10/10☆
Herkese tavsiye ettiğim bir kitap. Bazen betimlemeleri okurken olayı unuttuğum oldu ama betimlemeleri bile çok hoş...
İyi okumalar dilerim.
10 Eylül 2022
@nisaninoykusu