Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Puan vermedi·128 syf.··
2023 27. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2023 01:51
Tanzimat dönemimin ikinci kuşak yazarlarından olan Samipaşadaze Sezai’nin tek romanı olan Sergüzeşt’i birlikte tanıyalım. Sergüzeşt kelime anlamı olarak “macera, serüven” demek. Esere bundan daha uygun bir başlık seçilemezdi diye düşünüyorum Aslında hepimiz aşinayız bu esere. Lise yıllarında az duymadık adını. Türk edebiyatında önemi büyük. Romantizmden realizme geçiş eseri aynı zamanda Tanzimat döneminin ilk realistik romanı olma özelliğini taşıyor. Gelelim bu güzel eserin içeriğine. Kafkasya’dan gelen üç esirin içinde en küçük olan Dilber. İsmi bile kendisine ait değil. “Sahipleri” ona bu ismi uygun görüyor ve biz onu bu isimle okuyoruz. Dilber esir alındığında daha 10 yaşında bile değil. Çelimsiz, bakımsız, hastalıklı bir çocuk. Dolayısıyla esirci için onu satmak kolay olmuyor fakat bir şekilde başarıyor bunu ve Dilber’in sergüzeşti böylelikle başlamış oluyor. Halayık (kadın köle, cariye) olarak girdiği evlerde horlanan, hakaret edilen ve boyundan büyük işleri yapmaya zorlanan Dilber kimi zaman kendisi evden kaçıyor kimi zaman ise beğenilmeyerek satılıyor. Asıl mesele ise Celal beylerin evine satıldığında başlıyor. Burada biraz olsun rahat eden, yüzü gülen Dilber’i ne bekliyor dersiniz ? Aşk tabi… Evin küçük beyi, ressam Celal bey, bizim kıza vuruluyor. Dilber de öyle tabi. Ama bir sorun var. Celal bey soylu bir aileye mensup. Ve bu sevdalı bakışlar elbette ki onları ele veriyor ve ipler birer birer kopmaya başlıyor. Bundan sonrası çok çetrefilli. Ayrılıklar, acılar, gözyaşları. Yine esaret, yine acı. Varın gerisini de siz görün dostlarım bu hikaye nerede başlayıp nerede bitiyor.? Samipaşazade Sezai toplumda kadına reva görülen konumu, esareti ve esirliği çok güzel bir dille kaleme alıp bizlere aktarmış ve bu eser yayımlandıktan sonra “sürgün” edilmiştir.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İthaki Yayınları · 202156,4bin okunma
Puan vermedi·128 syf.··
Beğendi
·
2022 78. kitabı
Ah esir Dilber.. okudukça sana kalbimi bıraktım. Sonra Celâl.. sonra sevginin en saf hali Cevher. Cevher sen ne güzel bir detaysın. "Zavallı hafıza! Günden güne yok olduğunu hissettiğimiz vücut denilen şu toprak yığıntısının üzerinde sürekli kalıcı olmaya çalışır durur. Bir hüzünlü bakışı senelerce hatırlar... Bir sözü, bir tebessümü yıllarca saklar.." "Hayatımıza refakat eden geçmiş , unutuşun denizi içinde mahvolur. O zaman öldürücü şekilde yaralanmış bir asker gibi bizi mezarın kapısında bırakarak hizmetini terk eder." "kalbe sakinlik gelince insanı yerin altına koyuyorlar."
Alıntı
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İthaki Yayınları · 202156,4bin okunma
Eser özeti de vardır
10/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2022 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Ocak 2022 00:00
Adından bahsederek başlamak istiyorum. Sergüzeşt macera demek. Memleketi Kafkasya'da esir edilip İstanbul'a cariye olarak getirilen küçük Dilber'in sergüzeşi... Bir aşk ve hürriyet romanı. Romantizmden realizme geçişi sağlayan eserlerden olduğu için önemlidir. Esir ticaretinin vahşetten başka bir şey olmadığını  ve insanların eşit ve hür olduğu, toplumda kadına reva görülen yeri, sözde aydınları lanetler. Sergüzeşt yayınlandıktan sonra Samipaşazade kovuşturmaya uğrar ve kendini sürgünde bulur. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar... Eser Özeti: Satıldığı Mustafa Efendi'nin evinde evin hanımı ve Arap halayık Taravet yüzünden çok eziyet çeker. Dilber dayanamaz ve kaçmaya karar verir. Oyun oynaması, oyuncağının olması yasak. Evin hanımının kızı Atiye Hanım'la oyun oynadığı için tokatlar yedi, canı ne kadar acısa da korkudan ağlayamadı bile. Kendi dilinde, Çerkezce konuşması yasak... Ona "Pis halayık! Pis Çerkez! Pis dilenci" diyorlar. Mektepteki tek arkadaşı Lütfiye Hanım'ın ona verdiği oyuncağı ve şekerleri sakladığı yerden bulduklarında onları camdan aşağı attılar. Küçücük bir çocuğun tek servetini yok ettiler. En sonunda dayanamadı ve o evden kaçtı. Lütfiye Hanımlar onu bulmuşlardı ve onun gibi küçücük bir çocuk olan Lütfiye Dilber'i kurtarmak için dolaba saklamak ister. ❝ "Bu yatağı aşağı indirin de ben sizin esiriniz olayım. Sana su taşırım, bebeklerini giydiririm, odanı süpürürüm. Beni bırakma," dedi. Lütfiye: "Ben seni burada dolaba saklarım, seni kimse bulup götüremez," diye cevap verdi. Bir çocuğun, bir çocuktan yardım isteyişini, diğerinin insanların sevgisine açık olan küçücük sevgi dolu yufka yüreğinden dolayı tek kurtuluş çaresi olarak "ben seni dolaba saklarım" şeklindeki koruyucu ve masum vaadi ni işitmek, ne etkileyici bir şeydir! Bu gizli
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İthaki Yayınları · 202156,4bin okunma
10/10
·128 syf.··
2022 9. kitabı
·
31 saatte okudu
·
Okunma: 02 Şubat 2022 02:32
Sergüzeşt.. yani 'macera' İkinci kez okuyuşum. Ve yine ilk sefer ki gibi duygulandırdı beni. Kafkasya'dan getirilen Dilber'in acıklı esaret hayatını, içindeki çocukluğu ve kalbindeki aşkı anlatan bu romanın kurgusu her ne kadar basit olsa da kesinlikle okunması gereken bir eser. Kesinlikle tavsiye ederim..
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İthaki Yayınları · 202156,4bin okunma
10/10
·128 syf.··
2024 9. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 21 Ocak 2024 18:42
#okudumbitti 1 günde pofff yine hüzün .. Dilber Kafkasya’dan esir alınmış küçük bir kız.. Evden eve satılıyor, zorlu yıllar , işkence ve dayaklarla geçiyor.. Kücük kızın hayatına Celal’in aşkı girdikten sonra bilmediği bir dünyanın kapıları açılıyor. Pekisonda gençleri neler bekliyor? Sınıfsal ayrım, kadına biçilen kader , toplumsal ve siyasal yaşamı yönlendiren meseleler.. Büyük bir merakla heyecanla simdi ne olacak diyerek okuduğum , Dilber ile bütünleştiğim bir roman .kesinlikle tavsiyemdir. Eser Türk Edebiyatında romantizmden realizme geçiş kitabı olarak kabul ediliyor. Yazar bu eserden sonra göz hapsine alınıp , Paris’e kaçıyor..
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İthaki Yayınları · 202156,4bin okunma
Puan vermedi
Samipaşazade Sezai - Sergüzeşt @isbankasikulturyayinlari #heray2türkklasiği ° "Bir kalp sevmek, mutlak servete, asalete mi muhtaçtır? Bence en sahih ikbal ruhun gördüğü iki güzel göz, en büyük servet kalbin hissini gösteren gül rengindeki dudaklardan yansıyan tebessümdür. Güzellikten büyük asalet, kalp saflığından büyük servet mi olur?" ° Herkese selamlar kitapsever dostlarım . Bu ayın ikinci Türk klasiği'ni okumuş bulunuyorum ve yine gözümüzde yaş, kalbimizde sızı eksik olmadı. Yine muhteşem etkileyici bir hikaye. ° Bu roman belki de Samipaşazade Sezai'nin ülkesinden kaçmasına yol açtı. Çünkü Samipaşazade Sezai, 1886-1901 yıllarında Sergüzeşt’i, Küçük Şeyler’i ve Rumûzü’l-Edeb’i yayınladı. İstanbul’un alafranga dünyasına yönelik ilk köklü saptamalar onun eserlerinde belirirdi. Sergüzeşt’te esirlik ve özgürlük kavramlarını işlemesi hükümetin takip çemberine girmesine neden olur ve 1901’de Paris’e kaçarak, burada Jön Türkler’e katılmıştır. Bu hikaye, XIX. yüzyıl sonu Osmanlı’sında hâlâ sürmekte olan insan ticaretinin birey ve toplum hayatında yol açtığı yıkımı ustaca anlatıyor. Yine çok duygulandığım yerler oldu. Baş kahramanımız Dilber. Halayık olarak gönderildiği yerlerde her zaman sorun yaşayan daha doğrusu sorun yaşatılan bir kız. Zeki, ahlaklı, güzel ama onların deyişiyle halayık. Bir gün bir konağa halayık olarak gönderilir. İyi tahsil görmüş, asil ve tam bir beyefendi olan Paşazade Celal Bey'in konağı. Dilber Celal Bey'in hizmetiyle ilgilenir, resimlerine modellik yapar, hayatı biraz olsun düzene oturmuş olur. Eskiden çektiği azapları yavaş yavaş unutmaya başlar. Tam bu sırada Celal Bey ile derin ve yoğun bir aşka düşerler. Bu aşkı, imkansızlığı her satırda görüyoruz ve hissediyoruz. Peki bu iki aşık birbirine kavuşabilecekler mi? Samipaşazade Sezai'nin tek
Edebiyat
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İthaki Yayınları · 202156,4bin okunma
Komple spoiler içeriyor.
7/10
·126 syf.·
2021 207. kitabı
Sergüzeşt, Türk Edebiyatında romantizmden realizme geçiş eseri olarak kabul ediliyormuş ve sergüzeştin anlamı “macera, serüven” demekmiş. Yazar bu eserinden sonra göz hapsine alındığı için kaçarak Paris’e gitmiş ve orada Jön Türklere katılmış. Her zaman olduğu gibi doğruyu söyleyen dokuz köyden de kovulur hesabı ülkemizde kafası aydınları hiçbir zaman tutamadık yobazlara kaldık. Kafkasya’dan esir edilip köle olarak satılan dokuz yaşında bir çocuk, dayak yer ve aşağılanmalara katlanır adını Dilber koyarlar. Ordan oraya satılır en sonunda 15 yaşındayken satıldığı evde Celal Bey vardır 23 yaşında kendisi ressamdır Dilberin resimlerini yapar Dilber bir nevi Celal’in oyuncağı eğlecesidir. Bir gün Celal yine Dilber’in resmini yapmak ister ona yırtık dilenci kıyafetleri giymesini söyler, Dilber istemez Celal zorla giydirir ve resmini yapmaya başlar. Dilber resim boyunca hiç durmadan ağlar ağlar. Sonunda Celal dayanamaz Dilber’den özür diler. Madem sen istemiyorsun ben de bu fırçayı kırarım der. Dilber hiçbir şey demeden ağlayarak oradan uzaklaşır. O gün ne olduysa Celal Dilber’in o görüntüsünü güzelliğini aklından çıkaramaz. Aynı gece Dilberi görmek arzusuyla kendine hakim olamaz ve odasının kapısına gider. Bir süre kapıda bekler ve dayanamaz sonunda içeri girer Dilber’i uyurken izler. Dilber’in saçlarında bir fotoğraf dikkatini çeker kimin olduğunu anlamak için şiddetli bir arzu duyar. Fotoğrafı eline alır mum ışığında bakar ve kendisinin fotoğrafı olduğunu görür. Yazarın cümlesiyle “ Hemen iki elini yüzüne kapayıp ağlaya ağlaya ayaklarına kapanmak istediyse de uyandırmak ve belki gece yarısı odasına geldiği için gücendirmek korkusuyla resmi aldığı yere bırakıp odasına çıktı.” Ne yazık ki Celal’in annesi bu durumu öğrenir ve Dilber’i hemen satar. Celal’se deli gibi
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İthaki Yayınları · 202156,4bin okunma
7/10
·128 syf.··
2025 15. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2025 00:13
Eski Osmanlı döneminde, henüz 9 yaşındayken Kafkasya'dan esir olarak getirilen, çok çileler, eziyetler çektikten sonra esir olarak satıldığı evin küçük beyine aşık olan Dilber'in hikayesi... Dilber'e her fırsatta özgürlükten yoksun olduğu zalimce hissetiriliyor. Bir kalbi var ona ait, onu da hasretle terbiye etmeye mecbur bırakılıyor. . . Naif eski Türkçe ile yazılmış kitapları seviyorum ama bu kitaptaki uzuun paragraflardan oluşan cümleleri okuyup hazmetmek beni yordu doğrusu. Ama her şeye rağmen okumak güzeldi. . . Kitapla Sevgiyle ...
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İthaki Yayınları · 202156,4bin okunma
Sergüzeşt/Serüven
7/10
·126 syf.··
Beğendi
·
2021 43. kitabı
Kitap, bir esir olan (ve daha sonra koyulacak ismiyle) Dilber'in sergüzeştini; yani serüvenini ele almakta. Kitap, küçük yaşta eziyetler ve hakaretlerle "halayık" olarak çalıştırılan Dilber'in başından geçenleri anlatmakta. Oldukça akıcı bir dile sahip kitap, başlangıç ve sonuçta Osmanlı Devleti'nin içinde bulunduğu duruma da dokundurmalar yapmış durumda. Öyle ki kitabın ana karakteri Dilber, yeni hayatına "esaretle" başlar, "hürriyetle" sona erer. Ancak bu dokundurmalar kısıtlıdır, çünkü "sansür" o dönemde çok yaygın durumdaydı. (Kaldı ki kitabın yazarı yine de kitabın yayımlanmasıyla beraber sürgüne gönderilmiştir.) Bu kitabı, Dilber'in eziyetleri, hayata karşı direnişi, aşkı öğrenişi, sınıfsal farkların olduğu aşklara yönelik bakış açısı ve Dilber'in sürükleyici "sergüzeşti"nden dolayı beğenerek okudum. Memlekette 100 seneden fazla bir zaman önce böyle bir kitabın yazılmış olması mutluluk verici. Kitabı, ilgililerine öneririm.
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İthaki Yayınları · 202156,4bin okunma
Puan vermedi·128 syf.·
2024 7. kitabı
Sergüzeşt, anlamı macera imiş. Yine sonu hüsranla biten bir aşk hikayesi. Zengin bir ailenin oğlu olan celal beyle, esir bir kız dilber'in sonu ölümle biten imkansız aşkı. Hikayenin kurgusu çok orjinal. Esir edilen köle kızların yaşanmamış hayatlarına dokunan bir eser. Yer, zaman, kişi tasvirleri bazen çok abartılı olup sıkıcı gelsede harika bir anlatım. Okumanızı öneririm.
1K
SergüzeştSamipaşazade Sezai · İthaki Yayınları · 202156,4bin okunma

Yazar Hakkında

Samipaşazade SezaiYazar · 18 kitap
Sami Paşazade Sezai (Osmanlıca: سامى باشا زاده سزائى), (d. 1859 İstanbul - ö. 26 Nisan 1936 İstanbul) Türk realist öykücü, romancı.rnrnTürk Edebiyatının ilk gerçekçi romanlarından birisi olma özelliğiyle edebiyat tarihinde büyük önem taşıyan “Sergüzeşt” adlı romanın yazarıdır. Türk edebiyatında modern kısa hikâyenin kurucularındandır. Yaşamı 1859 yılında İstanbul’da dünyaya geldi. Tanzimat devrinin ileri gelen isimlerinden, Osmanlı Devleti’nin ilk Maarif Nazırı (Eğitim bakanı) Abdurrahman Sami Paşa ile Paşa’nın ikinci eşi olan Dilarayiş Hanım’ın oğludur. Babasının Taşkasap, Taşkasap’taki konağında özel öğrenim gördü. Konaktaki eğitim yıllarında Farsça, Arapça, Fransızca, Almanca; daha sonra Londra’da görev yaptığı yıllarda İngilizce öğrendi. Yirmi yaşına kadar resmi bir görev almayıp, edebiyat konusundaki bilgilerini artırmayı tercih etti. “Maarif” başlıklı ilk yazısı 1874 yılında “Kamer” adlı gazetede yayımlandı. 3 perdelik bir piyes olan “Şir” isimli ilk eseri 1879’da yayımlandı. 1880'de, ağabeyi Abdüllatif Suphi Paşa’nın başında olduğu Evkaf Nezareti Mektubi Kalemi’ne memur oldu. Babasının ölümünden sonra da Londra elçiliği ikinci kâtipliğine atandı. Orada kaldığı dört yıl boyunca İngiliz ve Fransız edebiyatlarını yakından izledi. 1885’te elçilik görevlerinin şapka giymesi yasağına uymadığı için elçilik kadrosu azledildiğinde İstanbul'a döndü, İstişare Odası’na memur oldu. Bu dönemde Latife Hanım ile kısa süren bir evlilik yaptı. 1885 - 1901 arasında İstanbul’da yaşadı ve edebi açıdan verimli bir dönem geçirdi. Abdülhak Hamit ve Recaizade Ekrem ile yakın dost oldu. 17-18 yaşlarında iken tanıştığı Namık Kemal ile sürekli mektuplaştı. Diğer Tanzimat yazarları gibi çok sayıda eser vermedi; bir roman, iki küçük hikâye kitabı, hatıra ve seyahat yazıları yazdı. 1888’de bir paşazade ile cariyenin aşk öyküsünü anlattığı Sergüzeşt adlı romanı yayımlayarak Şemseddin Sami, Namık Kemal ve Ahmet Mithat Efendi'den sonra Türk edebiyatının ilk romancıları arasına girdi. Alphonse Daudet'den “Jak” romanını Türkçeye çevirdi. 1891’de hikayelerini “Küçük Şeyler” adlı kitapta topladı. 1897'de İkdam Gazetesi'nde makaleler ve hikayeler yazdı. Bazı makale ve hikayelerini “Rumuzü'l-Edeb” (1898) adlı kitapta topladı.rnrnSergüzeşt romanı yüzünden göz hapsine alındığını düşünerek bundan kurtulmak için 1901’de Paris'e gitti ve 1908'de Meşrutiyet'in ilanına kadar da orada kaldı. Yurtdışına kaçışını Servet-i Fünun Dergisi’nde yayımlanan “1901‘e Ait Bir Hatıra” başlıklı yazısında anlattı. Paris’te Jön Türkler’le tanıştı; İttihat ve Terakki Cemiyeti’ne katıldı ve cemiyet içinde saygın bir yere geldi. Cemiyetin 15 Şubat 1902’de yayın hayatına başlayan "Şüra-ı Ümmet" adlı yayın organında Osmanlı Devleti politikalarını ve rejimini eleştiren yazılar yayımladı. Paris yıllarını “1901’den İtibaren Paris’te Geçen Seneler”, “Paris Hatıratından”, “Paris’te Yedi Sene” adlı yazılarında anlattı.rnrnII. Meşrutiyet’in ilanı üzerine İstanbul'a döndü ve Madrid elçisi olarak görevlendirildi. I. Dünya Savaşı başlayınca Madrid'den İsviçre'ye geçti, savaşın sonuna kadar burada kaldı. İspanya yıllarını “Gırnata ve El-Mescidü’l Camia: Elhamra” adlı iki yazıda, İsviçre’de geçirdiği zamanı “İsviçre Hatıratı” başlıklı yazılarında anlattı.rnrnMütareke devrinde 1921 yılında yaş haddi dolmadan hükümet tarafından emekliye sevkedildi ve İstanbul'a döndü.rnrnSon yıllarını Kadıköy’ün Mühürdar semtindeki evinde geçirdi. Çok sevdiği yeğeni İclal'in ölümü üzerine yazdığı mensur bir mersiye ile daha bazı nesir ve hatıralarını 1924’te yayımladığı “İclal” isimli kitapta topladı.rnrn1927'de kendisine Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin kararıyla "Hidamat-ı Vataniyye" tertibinden maaş bağlandı. 26 Nisan 1936 tarihinde İstanbul'da zatürreden öldü. Cenazesi, Göksu’daki aile mezarlığına, yeğeni İclal’in yanına defnedildi. Edebi Kişiliği İlk eserini Namık Kemal etkisinde yazdığı “Şir” adlı eseri ile tiyatro oyunu alanında veren sanatçı; roman, hikâye, hatıra, sohbet, makale ve şiir ile üne kavuştu. Tek romanı olan Sergüzeşt, bütünüyle esaret konusunu işleyen ilk roman olarak edebiyatımızda yer aldı; cariyelik ve kölelik siteminin eleştirildiği roman, onun en ünlü eseri oldu. Besim Ömer Paşa tarafından Fransızca’ya çevrildi. Romanının getirdiği ünle hikâyeci yönü gölgede kalmış olsa da hikayecilik yönü çok güçlü bir yazardı. Küçük olayları konu alan hikâyeleri ile kısa hikâye türünü, Türk edebiyatına soktu. Tanzimat döneminin en genç yazarı olan sanatçı, “Küçük Şeyler” adlı kitabı ile Servet-i Fünun yazarlarını etkiledi. Namık Kemal’in etkisiyle bir çok hikayesinin dilini süsledi, uzun cümleler kullandı. Yazılarında romantizm ile realizmi birleştirdi. “Sanat için sanat” anlayışıyla eserler verdi. Konularını her zaman yerli hayattan seçti.