Sonsuz lanet
10/10
·308 syf.··
Beğendi
·
2022 229. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 10 Eylül 2022 12:59
Sadece Türk edebiyatında değil dünya edebiyatında yeri olacak bir eser. Eserde baştan sonra kadar hayal ve hakikat bir arada gidiyor. Eserin sonunda dahi hangisi hakikat hangisi hayal diye kendi kendinizle sorguya geçiyorsunuz. Tamamen post-modern kokan bu eser Türk edebiyatının şüphesiz başyapıtları arasındadır. Eserde ki mahkeme sahnesi olsun eserde ki şiirler olsun kahramanımızın iç dünyası olsun hepsi titizlikle ele alınmış. Çok fazla otobiyografik özellikler barındıran eser bir yandan hakikat barındırırken bir yandan da geçmişin gerçeklerini post-modern şekilde günümüze empoze edilerek önümüze seriliyor. Eserde alkolden sürekli kafayı bulan başarısız daha doğrusu bu yola itilen bir askerin alkollü kafayla okuduğu yazılarla kafası allak bullak olan bir askerin iç dünyası ve etrafında hayal ve gerçeklerle karışmış olaylardan ibaret ( Don Kişot gibi). Eser ne kadar edebiyat yönü sanat yönü ağır olsa da eserde çok fazla yergi var. Bu yergi mahkeme sahnesinde daha fazla görmekteyiz. Nihal atsız zaten aşırı hırçın biri ve aksine göründüğü gibi düşünüldüğü gibi faşist biri de değil. O yüzden on yargıyla yaklaşmanızı tavsiye etmem. Eserde ki konu o kadar klasik ki her eser de olduğu gibi aşkın dünyanın bir kanunu mu yoksa erkeklerin önüne çıkan en büyük engel mi olduğu etrafında dönmektedir. Askeri düşünceleri ve entelektüel okur yazar hayatının zıt kutuplarla yaşayan kahramanımızın iç dünyası çok güzel betimlenmistir. Kahraman, ne kadar hayattan elini eteğini çekse de sürekli yasak aşklara daha doğrusu bilinmeyenleri ve bununla gelen duyguya yönelmekten kendini alamamıştır. Eserde 2000 bin yıl önce yaşayan bir askerin ruhunu taşıyan kahramanımız o zaman ki yapılan günahı ( aşkı) tekrardan yapıyor ve bu lanet bozulmuyor. Ne kadar haklı savunmalarla kendini o ilahi mahkeme de, peygamberler, büyük liderler karşısında kendisini savunsa annesi hariç herkes tarafından suçlu bulunuyor. Zaten bütün liderlerin lider olmasında hayattaki idealini, aşkın ya da bir kadının önüne koymasıyla lider olmuyor mu? Aşkı seçenler de sevdiği kişi de sonsuz oluyor yani bitmez olan bu tartışmada iki kişi de sonsuz oluyor biri tarih sayfalarında diğeri sevdiği kişinin kalbinde. Kahramanımızın tercihi belli. Peki siz hangisini tercih ederdiniz aşkı mı yoksa hakikati ya da kendi hakikatin olan kendini gerçekleştirme hayalini mi? Son olarak: Schopenhauer’in dediği gibi: Doğa onları türün devam etmesi için kandırmaya uğraşıyor. Aşk denilen şey, çocuk yapmakla sonuçlanması gereken bir kandırmaca mı gerçekten? Zülfü Livaneli, serenad
Edebiyat
Ruh AdamHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 201934bin okunma
·
128 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.