Anton Çehov 1860’ta Rusya’da doğmuş ve durum-Çehov tarzının da kurucusu olarak ün kazanmıştır.
Çehov'un annesi Yevgeniya (Morozova) ise Rusya'nın her yerinde kumaş tüccarı babasıyla yaptığı yolculukların hikâyeleriyle çocukları eğlendiren mükemmel bir hikâye anlatıcısıdır. Çehov durum hakkında şöyle der : "Biz, yeteneklerimizi babamızdan aldık ama ruhumuz, annemizden." Belki de annesinden aldığı o hikayeci ruhla şu an bizlere ulaşıyor.
Kitaba gelirsek Altıncı Koğuş romandan kısa, öyküden uzun; orijinal adıyla novelladır ve Çehov’un da en bilinen eserlerinden de biri.
Hikayenin esas konusu otuz üç yaşındaki, eski bir icra memuru ve 5 kişilik koğuşun da geçmişi soylu tek sakini olan İvan Dmitriç Gromov ile sevmediği işi yapan doktor Andrey Yefimıç arasında geçen felsefi çatışmadır.
Sevdiği işi yapmayanların sistemi nasıl bozduğu, empati duygusunun önemi, deli sayılmanın basitliği gibi pek çok konuyu sorgulamanızı sağlayacak eser akıcı ve yalın dili itibarıyla tek oturuşta bitirilecek türden.
Sade diliyle ve anlatım gücüyle, Lenin’in de dediği gibi kendimizi altıncı koğuşa kapatılmış gibi hissediyoruz.
İyi okumalar dilerim.