Derman İskender Över, namı diğer: Küçük İskender. Yaklaşık on yıldır okuyacak bir şey bulamadıkça kitaplarına sığındığım, 22. yüzyılın romantik şairidir. En azından kendisini böyle tanımlıyor.
Kalemi ile ilk tanışmam lise zamanlarıma kadar gidiyor. İzleyenler bilirler Ağır Roman diye bir film var ve filmde şöyle bir kısa şiir okunur:
"Savrulurken raconun kırmızı pelerini o zarif öfkeye,
Zaman ki sana hasta olmuş, incelikli haytasın,
Nüksederken raksına mahallenin maşallahı,
eyvallahı, Güzelleş be oğlum,
şimdilik ölümüne kadar hayattasın.
Şimdilik, ölümüne kadar hayattasın."
Bu sözü o kadar çok sevdim ki sonradan Küçük İskender diye bir şairin film için yazdığını öğrendim ve hemen ilk kitapçıya koşup ismini haykırdım kitapçılara (o zamanlar e kitap yoktu ya da ben bilmiyordum) ancak hiç bir kitapçıda bulamayınca tam ümidimi kesmişken bir sahafta denk geldim kitaplarına. Çoğu yırtık kitaplardı ancak okumaya engel değildi, okudukça şiire olan hayranlığım arttı. Şu an da Türk Edebiyatı şairleri içinde benim için en özel iki isimden biridir kendisi. Diğeri tabii ki İsmet Özel
"Uyanıkken görüp sindirdiğiniz gerçekleri,
uyurken rüya olarak sıçarsınız."
"Turistleri çok severiz biz; misafirperverizdir; ya bir şeyler ikrama kalkışırız ya da tecavüz ederiz. Onları evimizde, yemek odasında ya da yatak odasında ağırlarız kısaca. Ortası yoktur" diyor Küçük İskender. Yazdıkları herkese göre değil, aykırı, marjinal olma çabasındandır ki sürekli alışılmışın dışında, toplumun birbirine söylemeye dahi utandığı gerçekleri o kadar açık sözlülükle dile getiriyor ki an oluyor mideniz bulanıyor, gözleriniz kararıyor, nereden aklına geliyor böyle şeyler yazmak diyorsunuz.
"Neden hayatını şiire adamış bir travesti, transseksüel şair yok Türkiye'de?!" diyor Küçük İskender. Ayrıca kendisi ilk Lgbt savunucu temsilcilerindendir. 2003 yılında Berlin'de düzenlenen İlk Türkiyeli Eşcinseller Kongresi'nde bu konudaki dekleresini de okumuştur. Adam resmen yazdıklarıyla, yaşadıklarıyla, söylemleriyle ben sizden biri değilim diye bas bas bağırıyor. Ancak Türkiye'de fazla adı sanı şiirleri anılmaz, daha çok yurtdışında okunur, sevilir kendisi.
Kitaba gelecek olursak, bildiğim gibi aykırı bir dil ile yazıyor ve kitap sadece cümlelerden oluşuyor. Bir hikaye bağlantısı yok, bir şeyler anlatma telaşı yok, anlaşılmayı gerektirecek cümleler kurmuyor, kalemine özneyi, nesneyi ve tümleçleri almış, içinden geldiği gibi yazıyor. Daha önce hiç yazarla tanışmamış olanlara anlattıkları deli saçması olarak görünecektir. Ne demek istediğini anlayabilmek için biraz hayatını araştırmak, daha önceden en az 3-5 şiir kitabını okumak gerekiyor. Çünkü günlük konuşma gibi yazmıyor, "Muhammed, İsa, Musa.. Tanrı'da defans sağlam. Ah keşke bir de forvet Lucifer başka takıma kaptırılmasaydı.."
Çok vurucu ve sarsıcı cümleleri var, baştan sona aforizmalarla dolu kitap.
"Gazetede okudum: Adamın biri bir tur şirketiyle mahkemelik olmuş; cehenneme gidip gezmek istemiş; bunun imkânsızlığını anlatan müdürle yaptığı tartışma kavgaya dönüşmüş ve müdürün omurgasını dört yerinden kırmış."
Ya da;
"Su içtiğinde zehirlenen bir kızı sevmiştim.
Kedisini de kucağına alıp kendini astı."
Gibi, gibi, gibi sarsıcı bir çok cümle var kitapta. Ama şu bir gerçek ki çok efsunlu bir albenisi var anlatılarının. Ya deli saçması diyerek bir kenara atıyorsunuz kitabı, ya da başucu kitabı yapıyorsunuz, ortası yok, tam da istediği gibi!
Son olarak kitap da altını iki, üç defa gidip gelip çizdiğim bir kaç alıntıyı paylaşmak istiyorum, bence herkes hayatında bir defa da olsa Küçük(?) İskender okumalı.
"Hafızamı kaybettim, dedim doktora, bir tek, onu sevdiğimi hatırlıyorum."
"Aramızdaki yaş farkını sorun etme. Sevgide bunun önemi yok; insan ile Tanrı arasındaki yaş farkını düşünsene."
"Yaşadığınızdan asla tam anlamıyla emin olamazsınız."
"Neden bu kadar yalnızım, diye sordum tanrıya.
— Senin ağacından orman olmaz, diye yanıtladı."
"Adında kaç harf varsa, o kadar kurşun sıkacağım kafama.
Acı, içini yakan bir ateşse eğer, söndürme onu; onunla ısınmayı öğren."
"Şiir açıklanmaz, kimi şiirler açıklanırsa roman olur."
"Beslediğim hayvanı yolluyorum kimilerine,
onlara insanlık dersi versin diye."