Kitap İslam'ın şartları ve esasları üzerinde duruyor. Hepsini tek tek ve özenle İslamı bir felsefe ile inceliyor. Yaşadığımız coğrafya gereği doğduğumuzdan beri sıkça duyduğumuz, belki de çokça kendi hayatımıza dahil ettiğimiz ve sıradanlaşmaya yüz tutan tüm bu kavramları, Sezai Karakoç yorumuyla okuyor olmak hepsine hak ettikleri anlamı yeniden verebilmemiz için güzel oluyor. Kitabı okurken tüm bu sıradanlaşan kavramları yeniden spot ışığının tam karşısına almak ve onları bir de kendi gözlemlerimle inceleyip analiz etme ihtiyacı duydum. İnsanın farkındalığını arttıran bir kitap olduğunu söyleyebilirim. Alınıp okunması gereken kitaplardan.
Kitaptan Alıntılar
-Bizden öncekiler, kendilerini, İslamla yetinmeyip bir parça doğululaştırdıkları için kültürümüzü, medeniyetimiz ve gücümüzü kaybettik.
Bizler de, hep batılılaştırmak, boyuna batılılaştırmak istediğimiz için bir türlü gerçek ve sağlam bir kültür ve medeniyet gücünü elde edemiyoruz.
-Kapitalist düzende kişi kişi değil mal kişi, eşyainsan denilebilecek yeni bir yaratıktır.
-Müslüman:Hep, kendi eline geçene yönelmiştir şüphesi; başkasının hakkının kendine geçip geçmemesinden korkar.
-İslam Sitesinde, kıymetlerin ölçüsü, erginlik ve erdem (fazilet)dır. Batı Sitesinde ise, madde. Kapitalizmde bu, para, komünizmde eşyadır.
-Kadir gecesi, hangi gecede bulunduğunun kesin bilinmezliğiyle biraz da öbür gecelerin içinde değil midir?
-Oruç, demek ki, bir noktadan bakılınca, ruhun ve vücudun dezenfekte edilmesi oluyor.
-Çocuk, büyüklüğünü ilk belgeleyecek olanı oruç olarak görür.
-Dindarlar alınyazısını Allah'a, materyalistler maddeye, pozitivistler tabu ve fiziki kanunlara, ekzistansiyalistler insana, Camus'cüler abese (absürd) bağlıyorlar. Böylece kadere inanmayan, farkında olmadan, determinizmi Allah'tan koparıp tabiat, insan veya tesadüfe bağlamaktan başka bir şey yapmıyor.
-Kendi varlığı meselesini daha çözememiş bir varlığın (insanın), inkâra hakkı yoktur.
İslamSezai Karakoç