Puan vermedi·160 syf.··
2022 58. kitabı
parmenides’in varlık anlayışı “tanrılar ve insanlar arasında bir tek yüksek tanrı vardır” kesnophanes’in bu sözleri bir anlamda monist bir sistemin hareket noktasını daha güçlü bir biçimde ortaya koyacak olan parmenides’i müjdeleyen sözlerdir. parmenides’in varlık anlayışına göre; madem ki tanrı’da bir değişme yoktur, madem ki tanrı her şeydir, o halde değişme dediğimiz şey bir vehimden bir sanıdan ibarettir. bu nedenle de ne oluş ne de ölüm vakidir. yalnızca ezeli ve ebedi varlık vardır. parmenides’in varlık anlayışına baktığımızda, onda varlığın var olma haline (varlaşmaya) gelemeyeceğini (herakleitos’un tam karşısında bir yerde durarak), varlığın oluş halinde olamayacağını zira oluş halinde olanın artık varlık olma özelliğini yitirdiğini görürüz. burada parmenides’in oluş’u, varlığın özelliklerinden kat’i bir şekilde ayırması dikkat çekicidir. burada “oluş” bize neyi bildirir? eğer parmenides’i haklı çıkarmak istersek oluş fikrini ve oluş durumunu akıl yürütmenin alanından alıp ampirik gerçeklikler alanına indirgememiz gerekir, oluş’u bulunduğu itibarlı konumdan alıp, “şeylerin” dünyasını açıklayan basit bir imkanlılık haline dönüştürmemiz gerekir ki bu büyük bir hatadır. herakleitos’u yorumlarken işte bu gibi hatalar yapılıyor zira herakleitos varlık oluştur derken o da aslında ampirik ve dünyevi bir gerçeklikten bahsetmiyor, o da aynı şekilde varlık’ın bir açıklamasını sunuyor. o nedenle kısmen akıl yürütmede oluş fikrin indirgenebileceği mümkünse de, oluş’u bulunduğu bağlamdan alıp ampirik dünyayı açıklama girişiminde kullanmak herakleitos’u oldukça yanlış bir yorumlamaya tabi tutmak demektir. bu nedenle yukarıda zikredilen parmenides’i haklı çıkarma eylemi yine parmenides’in akıl yürütmeleriyle yapılmak zorundadır. aynı şekilde parmenides’in savlarını akıl yürütmeler olarak ele almak zorundayız zira tüm bu savlar yukarıda herakleitos için geçerli olduğu üzere parmenides için de geçerlidir. parmenides varlığın olmadığı, oluşun var olduğu ve her şeyin oluş içinde bulunduğu görüşüne karşı çıkarak, varlığın var olduğu, buna karşılık oluşun olmadığı, çünkü mümkün olmadığı görüşünü kesin ve bilinçli bir biçimde ortaya atan ilk filozoftur. parmenides, yine metafizik bilgiyle deneysel bilgiyi kesin olarak birbirinden ayıran ve varlık hakkında salt akla, mantıksal akıl yürütmeye dayanarak bir açıklama vermeye teşebbüs eden ilk filozoftur. ona göre bilgi, deneyden hiçbir veri veya malzeme almaksızın veya ona hiçbir şekilde itibar etmeksizin, hatta ona tamamen ters düşecek bir biçimde sadece ve sadece mantıksal akıl yürütmelere, spekülasyonlara dayanmak zorundadır. varlık da işte bu spekülasyonlar yoluyla anlaşılacaktır. buradan şuraya varırız: ı) varlık vardır ıı) varlık var değildir (var-olmayanın varolduğu) ııı) varlık hem vardır, hem var değildir. parmenides'e göre bunlardan yalnızca birincisi hakikatin yoludur. ancak burada parmenides’in mantık değil matefizik yaptığını unutmamalıyız. varlık onun için dış dünyada bulunan somut bir şeye işaret etmektedir. parmenides'e göre varlığın veya varolanın iki nedenden dolayı varlığa gelmiş olmasını düşünmenin imkansız olduğunu görmekteyiz: ı) varlığın varolmayandan doğduğunu söylemek imkansızdır; çünkü varolmayan, var değildir. dolayısıyla varlığın varolmayandan doğduğunu söylemek akılsal bakımdan çelişkidir. ıı) varlık eğer varolmayandan meydana gelirse, onun varolmayandan neden daha önce veya daha sonra değil de, o varlığa geldiği anda varlığa geldiğini açıklamak zorlaşır. çünkü eğer zaman varsa veya eğer varlık zamanda meydana gelmişse, onu içinde meydana geldiği anda meydana gelmeye hangi neden itmiş olabilir? (tabii bu aynı akıl yürütmeleri varlığın ortadan kalkmasıyla ilgili olarak da yapabiliriz. parmenides'in kendisi, varlığın or.tadan kalkması imkanıyla ilgili olarak bu akıl yürütmeleri yapmamaktadır; ancak onların varlığın ortadan kalkması şıkkıyla ilgili olarak da geçerli oldukları açıktır). varlığın veya varolanın kavramsal içeriğinden hareketle çıkarılan diğer bir sonuç, onun bölünemez ve sürekli olmasının zorunlu olduğu sonucudur: "çünkü o mutlak olarak benzerdir ve çünkü ondan bir yerde bir başka yerde olduğundan ne daha fazla -çünkü bu onun varlığının devamlılığını engellerdi- ne daha az şey vardır. tersine her şey, varolanla doludur. bundan dolayı da o tam olarak süreklidir; çünkü varolan varolanla temas halindedir". buradaki sözlerinden parmenides'in açık olarak varolanı dolu olanla, varolmayanı ise boş olan veya boşlukla, boş uzayla özdeşleştirdiği ortaya çıkmaktadır. "varolanın varolanla temas halinde olması" ndan parmenides'in kastettiği, fiziksel olarak boşluğun veya boş uzayın varolmadığıdır. aynı şekilde varlığın bölünememesinin nedeni de temelde varlığın içinde herhangi bir varolmayanın, yani boşluğun olmamasıdır buradan evrenin sonsuz olması gibi bir beklentiye girebiliriz ancak parmenides’te evren sonludur. burada onun sonsuzu bir eksiklik olarak aldığını görmekteyiz: "eğer sonsuz olsaydı, her şeye muhtaç olurdu." bununla birlikte parmenides'in bu konuda, geniş bir açıklama vermediğini de akılda tutmalıyız. bundan dolayı burada ancak bir tahminde bulunabilmekteyiz. öyle anlaşılmaktadır ki, parmenides sonsuzun belirsiz bir şey olması, belirsizliğin ise bir kusur olması noktasından hareket etmektedir. belki de bu konuda o pythagorasçılığın etkisi altındadır. çünkü pythagorasçıların, aristoteles'in de işaret ettiği gibi, belirsiz bir biçimde de olsa form kavramını keşfettiklerini ve varlıkları, onları belirli kılan formları veya sayılarıyla tanımlamak istediklerini görmüştük. öte yandan onlar, zıtlar sütunlarında sonsuzu "sınırsız olan" olarak "kötü" diye nitelendirdikleri şeyler grubunda zikretmekteydiler. burnet, parmenides'in varlığını kesinlikle maddi bir şey olarak anladığını belirterek onun gerçek anlamda materyalizmin babası olduğunu söylemektedir ancak reinhardt ile birlikte bazıları parmenides'e göre gerçekte varolanın, onunla akıl arasındaki karşılıklı ilişkiden dolayı salt maddi bir şey olamayacağını ileri sürmektedirler. gomperz daha da ileri giderek parmenides'in varlığının tinsel bir şey olduğunu söylemektedir ve parmenides'in varlığı maddi bir şey mi, yoksa madde-dışı bir şey mi olarak tasarladığı sorununun kesin bir şekilde çözüme kavuşturulması imkanının varolmadığı söylenebilir. burada burnet’in çıkarımının oldukça hatalı olduğunu söyleyebiliriz zira parmenides şiirinin en başında fanilerin çıkarımlarının/kanılarının hatalı oluşundan şöyle bahseder: “… hem fanilerin kanılarını, ki o kanılarda hakiki güvence yoktur.” bu bize parmenides’in bilinçli ya da bilinçsiz olarak kanıyı ve hakiki bilgiyi ayırt ettiğini açıkça gösterir buradan da “ölümsüz sürücülerin yoldaşı” diye bahsettiği kişinin yani kanıların üzerine çıkıp düşünebilen kişinin dünyevi ya da maddi bir varlık tasavvuruna dahil olmayacağını çıkartabilmek güç değildir. dolayısıyla parmenides’in varlığının materyalist bir varlık olduğunu iddia etmek oldukça zorlayıcı bir argüman olacaktır. sonuç itibarı ile parmenides varlığı ne platoncu anlamda tam bir ideal olarak tasarlamıştır ne de salt maddi bir “şey” olarak kabul etmiştir. onun varlık tasarımının ağırlığı açıktır ki argümanlara ve spekülasyonlara dayalıdır, argüman dışı bir idea olarak algılamak da bir maddi töz olarak algılamak da keskin uçlarda bulunmak demektir.
Felsefe
FragmanlarParmenides · Alfa Yayınları · 0328 okunma
·
193 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.